Hobisi Hayatı Oldu
Yetiştirdiği öğrencilerinin bugün Türkiye`nin çeşitli illerinde ahşap yakma sanatını öğretiyor olmasından gurur duyan Erbörü, Kültür ve Turizm Bakanlığından bu sanat dalının, üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde ders olarak işlenmesi için destek istiyor (fotoğraflı) İSTANBUL (A.
A) - 18.10.2011 - Çiğdem Pala - Amerika`da 19. yüzyılın sonlarına doğru yeni bir teknik olarak uygulanmaya başlanan ahşap yakma sanatının Türkiye`deki sayılı ustalarından Münir Erbörü, bu sanatın tanınması ve daha çok kişi tarafından yapılması amacıyla, Sultanahmet`teki atölyesinde ücretsiz dersler veriyor
Yetiştirdiği öğrencilerinin bugün Türkiye`nin çeşitli illerinde ahşap yakma sanatını öğretiyor olmasından gurur duyan Erbörü, Kültür ve Turizm Bakanlığının bu sanat dalının üniversitelerde ders olarak işlenmesi için destek bekliyor
Konya`da ilkokulu bitirdikten sonra ticaret hayatına atılarak baba mesleği olan ayakkabıcılığa başlayan, 1968 yılında ailesiyle birlikte yerleştiği İstanbul`da perakende ayakkabı dükkanı açan Erbörü, iki yıl perakende ayakkabıcılık, ardından ayakkabı toptancılığı yaparak, ticaret hayatına devam etti. 1994 yılında emekliye ayrıldıktan sonra, hobi olarak yaptığı ahşap yakma sanatına ağırlık veren Erbörü, 5 yıldır Sultanahmet Küçükayasofya`daki atölyesinde bu sanatın, Türkiye`de daha çok tanınması, gelecek nesillere aktarılması için birçok öğrenci yetiştiriyor
Erbörü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ahşap yakma sanatının, 19. yüzyılın sonlarına doğru Amerika`da William Fosdick tarafından bulunduğunu, Türklerin atalarından kalan bir sanat olmadığını belirterek, ``Atalarımız, ahşabın değil, derinin üzerine yazmışlar, resimler yapmışlar. Bunu haberleşme unsuru olarak da kullanmışlar`` dedi
Bu sanatın, ``sepya`` denilen siyah-beyaz kara kalem çalışmasının yerini aldığını anlatan Erbörü, Türkiye`de ne olduğu dahi bilinmezken, Amerika`da, Avrupa`nın çeşitli yerlerinde, Hindistan`da, Çin`de, Japonya`daki üniversitelerde ders olarak verildiğini söyledi
-``Türkiye`de sanat olarak kabul edilmiyor``- Türkiye`deki bazı sanatçılar tarafından, ahşap yakma sanatının, bir sanat dalı olarak kabul edilmediğini dile getiren Erbörü, ``Ahşap yakma sanatı, `pyrogravure` tekniği denilen kopyalama şekliyle yapıldığı için, bazı sanatçılar kopyayı kabul etmiyorlar. `Kopya sanat değildir` diyorlar. Fakat bu sanatın yapılışının özü zaten bu. En üstün hattata `Şu ahşabın üzerine yaz` dense, yazamaz. En iyi ressama `Şu resmi yapın` desek, yapamaz`` diye konuştu
Münir Erbörü, ilk önce yapılacak gravür, resim veya hattın ağaç üzerine kopyalandığını, ardından, havya denilen ince metal telin kızarmasıyla istenilen rengin verildiğini ifade etti
Gravür, resim veya hatlar büyük ebatlarda çizildiği için kavak veya ham MDF`nin kullanıldığını, kendisinin de bu iki ahşap üzerinde çalıştığını belirten Erbörü, daha küçük ebatlarda çalışmak isteyenlerin kestane, kayını tercih ettiğini dile getirdi
Daha şeffaf ve daha net görünmeleri nedeniyle resim ve gravürleri kavak üzerine çizdiğini anlatan Erbörü, yumuşak bir ağaç olması nedeniyle hat yazılarının kavak üzerine yazılamadığını, sert bir ağaç birleşimi olan ham MDF`nin hat yazıları için daha uygun olduğunu söyledi
Erbörü, gravür ve resim üzerinde çalışırken, genellikle Osmanlı`nın 1800-1900`lü yılları arasında Fransız ve İtalyan ressamlar tarafından yapılan resimleri ahşabın üzerine kopyalamayı tercih ettiğini ifade etti
Amerika ve Avrupa`daki uzmanların, ahşap yakma sanatını plastik sanat dalı olarak değerlendirdiğini belirten Erbörü, ``Bu sanat dalı, Türkiye`de dahi bilinmediği için tartışması bile olmuyor`` dedi
Erbörü, ahşap yakma sanatının, kopyalanarak yapılması nedeniyle zanaat olarak bilindiğini vurguladı
Türkiye`de, ahşap yakma sanatıyla ilgili çalışan yüzlerce kişinin bulunmasına rağmen, 8-10 kişinin bu alanda usta sayılabileceğini dile getiren Erbörü, İstanbul`da ustalığı nedeniyle kendisinin gidip elini öpebileceği kişinin, kavak üzerine gravür çalışmalar yapan Selahattin Ölçeroğlu olduğunu ifade etti
Erbörü, bugüne kadar iki sergi açtığını ve bu sergiler sayesinde, insanların bu sanata olan ilgisinin daha da arttığını belirtti
-``Bu öyle bir tutkudur ki...``- Münir Erbörü, ahşap yakma sanatına 27 yıl önce hobi olarak başladığını, o dönemlerde ahşap yakmanın bir sanat dalı olduğunu dahi bilmediğini anlattı
Sanat okulunda öğretmen olan ağabeyinin, yaptığı elektrikli havya makinesinden kendisine de bir tane hediye ettiğini dile getiren Erbörü, ağabeyinin yol göstermesiyle ahşap yakma tekniğini öğrendiğini, resim yapma arzusuyla bu sanat dalında ilerlediğini ifade etti
Sultanahmet Küçükayasofya`daki atölyesinde ücretsiz dersler verdiğini, bu sanatın farklı yaş gruplarından büyük ilgi gördüğünü belirten Erbörü, ahşap yakma sanatını meslek olarak edinen öğrencilerinin, Türkiye`nin çeşitli illerinde dersler vererek bu sanatın yayılmasına da katkı sağladıklarını söyledi
Kimi öğrencilerinin, ahşap yakma sanatına hobi, kimilerinin ise meslek öğrenmek amacıyla başladığını ifade eden Erbörü, ``Bu öyle bir tutkudur ki elinize aldığınız zaman bir havyayı bırakmak istemezsiniz, kendisine özgü bir kokusu vardır. O kokuyu benimseyen, bir daha bırakmak istemez`` dedi
Erbörü, ahşap yakma sanatının da bir kabiliyet işi olduğunu, kimi öğrencilerinin kendisini yaptığı bazı çizimlerde eleştirebilecek duruma gelmiş olmasından gurur duyduğunu dile getirdi
Ahşap yakma sanatının, genellikle tek telli havya ile yapıldığını, kendisinin ise kuyumcuların leğim için kullandığı havyayı tercih ettiğini anlatan Erbörü, bu hayvanın ucunu kendi çalışmalarına uygun olarak ayarladığını ve daha iyi sonuçlar elde ettiğini söyledi
-Cumhurbaşkanı`na 4 vavlı ayeti kerime, Başbakan`a portre- Hiçbir yerde tablosu ya da resmi görülmesi mümkün olmayan hat yazılarının, herkes tarafından görülebilmesi amacıyla hat üzerinde çalışmalar yaptığını anlatan Erbörü, ``Son olarak Bursa Ulu Camii`deki duvara İzzet Bey tarafından yazılmış hat üzerinde çalışıyorum. O yazıyı kopyaladım ve istediğim ebatlarda büyüttüm, şimdi üzerinde çalışıyorum. Hattı hattat yapar, kenarlarındaki tezhiptir müzehhip yapar, ebruyu da ebru sanatçısı yapar. Ben üçünü de tek başıma yapabiliyorum. Üç sanatı bir yerde toplayabiliyoruz. Her ne kadar sanatseverler bunu eleştirseler de biz hedefimizden kesinlikle şaşmıyoruz. Beğenecekmiş, beğenmeyecekmiş... Ben hiç kendimi bunun için yormadım. Ben kendim bu sanatı benimsedim`` diye konuştu
Erbörü, ahşap yakma tekniğiyle üzerine dört vavlı ayeti kerime işlediği tablosunun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`e, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın portresinin de Başbakan`a hediye edildiğini söyledi
Bugün dünyanın en çok tanınan ve en saygın Pyrogravure Sanatlar E-Müzesi`ni kuran dünyaca ünlü pyrogravure sanatlar yazarı ve uzmanı Kathleen Menendez`in, ahşap yakma sanatıyla uğraşan sanatçı düzeyindeki kişilerin eserlerini satın aldığını anlatan Erbörü, Menendez`in bu eserlerden özel bir koleksiyon oluşturduğunu ifade etti
-BAKAN GÜNAY`DAN DESTEK İSTEDİ- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay`dan, ahşap yakma sanatının, resim, minyatür, ebru, sanatları gibi üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde ders olarak işlenmesi isteğinde bulunan Erbörü, ``Biz istiyoruz ki ahşap yakma sanatı, okullara da girsin. Çünkü bu da bir plastik sanat dalı. Neden siyah-beyaz sepya, karakalemin yerini almasın? Karakalemi bugün alıyorsun, kağıdın üzerine yapıyorsun, kağıt yırtılıyor, atılıyor. Ama bu sanatı yaptıktan sonra üzerine vernik atıyorsun, vernik atıldıktan sonra eser ölümsüz oluyor. Güneş görmeyen evde saklanırsa, 200 yıl hiçbir özelliğini kaybetmeden durabiliyor`` diye konuştu
(ÇİĞ-DÜR-SBR)
Kaynak: AA
Yetiştirdiği öğrencilerinin bugün Türkiye`nin çeşitli illerinde ahşap yakma sanatını öğretiyor olmasından gurur duyan Erbörü, Kültür ve Turizm Bakanlığının bu sanat dalının üniversitelerde ders olarak işlenmesi için destek bekliyor
Konya`da ilkokulu bitirdikten sonra ticaret hayatına atılarak baba mesleği olan ayakkabıcılığa başlayan, 1968 yılında ailesiyle birlikte yerleştiği İstanbul`da perakende ayakkabı dükkanı açan Erbörü, iki yıl perakende ayakkabıcılık, ardından ayakkabı toptancılığı yaparak, ticaret hayatına devam etti. 1994 yılında emekliye ayrıldıktan sonra, hobi olarak yaptığı ahşap yakma sanatına ağırlık veren Erbörü, 5 yıldır Sultanahmet Küçükayasofya`daki atölyesinde bu sanatın, Türkiye`de daha çok tanınması, gelecek nesillere aktarılması için birçok öğrenci yetiştiriyor
Erbörü, AA muhabirine yaptığı açıklamada, ahşap yakma sanatının, 19. yüzyılın sonlarına doğru Amerika`da William Fosdick tarafından bulunduğunu, Türklerin atalarından kalan bir sanat olmadığını belirterek, ``Atalarımız, ahşabın değil, derinin üzerine yazmışlar, resimler yapmışlar. Bunu haberleşme unsuru olarak da kullanmışlar`` dedi
Bu sanatın, ``sepya`` denilen siyah-beyaz kara kalem çalışmasının yerini aldığını anlatan Erbörü, Türkiye`de ne olduğu dahi bilinmezken, Amerika`da, Avrupa`nın çeşitli yerlerinde, Hindistan`da, Çin`de, Japonya`daki üniversitelerde ders olarak verildiğini söyledi
-``Türkiye`de sanat olarak kabul edilmiyor``- Türkiye`deki bazı sanatçılar tarafından, ahşap yakma sanatının, bir sanat dalı olarak kabul edilmediğini dile getiren Erbörü, ``Ahşap yakma sanatı, `pyrogravure` tekniği denilen kopyalama şekliyle yapıldığı için, bazı sanatçılar kopyayı kabul etmiyorlar. `Kopya sanat değildir` diyorlar. Fakat bu sanatın yapılışının özü zaten bu. En üstün hattata `Şu ahşabın üzerine yaz` dense, yazamaz. En iyi ressama `Şu resmi yapın` desek, yapamaz`` diye konuştu
Münir Erbörü, ilk önce yapılacak gravür, resim veya hattın ağaç üzerine kopyalandığını, ardından, havya denilen ince metal telin kızarmasıyla istenilen rengin verildiğini ifade etti
Gravür, resim veya hatlar büyük ebatlarda çizildiği için kavak veya ham MDF`nin kullanıldığını, kendisinin de bu iki ahşap üzerinde çalıştığını belirten Erbörü, daha küçük ebatlarda çalışmak isteyenlerin kestane, kayını tercih ettiğini dile getirdi
Daha şeffaf ve daha net görünmeleri nedeniyle resim ve gravürleri kavak üzerine çizdiğini anlatan Erbörü, yumuşak bir ağaç olması nedeniyle hat yazılarının kavak üzerine yazılamadığını, sert bir ağaç birleşimi olan ham MDF`nin hat yazıları için daha uygun olduğunu söyledi
Erbörü, gravür ve resim üzerinde çalışırken, genellikle Osmanlı`nın 1800-1900`lü yılları arasında Fransız ve İtalyan ressamlar tarafından yapılan resimleri ahşabın üzerine kopyalamayı tercih ettiğini ifade etti
Amerika ve Avrupa`daki uzmanların, ahşap yakma sanatını plastik sanat dalı olarak değerlendirdiğini belirten Erbörü, ``Bu sanat dalı, Türkiye`de dahi bilinmediği için tartışması bile olmuyor`` dedi
Erbörü, ahşap yakma sanatının, kopyalanarak yapılması nedeniyle zanaat olarak bilindiğini vurguladı
Türkiye`de, ahşap yakma sanatıyla ilgili çalışan yüzlerce kişinin bulunmasına rağmen, 8-10 kişinin bu alanda usta sayılabileceğini dile getiren Erbörü, İstanbul`da ustalığı nedeniyle kendisinin gidip elini öpebileceği kişinin, kavak üzerine gravür çalışmalar yapan Selahattin Ölçeroğlu olduğunu ifade etti
Erbörü, bugüne kadar iki sergi açtığını ve bu sergiler sayesinde, insanların bu sanata olan ilgisinin daha da arttığını belirtti
-``Bu öyle bir tutkudur ki...``- Münir Erbörü, ahşap yakma sanatına 27 yıl önce hobi olarak başladığını, o dönemlerde ahşap yakmanın bir sanat dalı olduğunu dahi bilmediğini anlattı
Sanat okulunda öğretmen olan ağabeyinin, yaptığı elektrikli havya makinesinden kendisine de bir tane hediye ettiğini dile getiren Erbörü, ağabeyinin yol göstermesiyle ahşap yakma tekniğini öğrendiğini, resim yapma arzusuyla bu sanat dalında ilerlediğini ifade etti
Sultanahmet Küçükayasofya`daki atölyesinde ücretsiz dersler verdiğini, bu sanatın farklı yaş gruplarından büyük ilgi gördüğünü belirten Erbörü, ahşap yakma sanatını meslek olarak edinen öğrencilerinin, Türkiye`nin çeşitli illerinde dersler vererek bu sanatın yayılmasına da katkı sağladıklarını söyledi
Kimi öğrencilerinin, ahşap yakma sanatına hobi, kimilerinin ise meslek öğrenmek amacıyla başladığını ifade eden Erbörü, ``Bu öyle bir tutkudur ki elinize aldığınız zaman bir havyayı bırakmak istemezsiniz, kendisine özgü bir kokusu vardır. O kokuyu benimseyen, bir daha bırakmak istemez`` dedi
Erbörü, ahşap yakma sanatının da bir kabiliyet işi olduğunu, kimi öğrencilerinin kendisini yaptığı bazı çizimlerde eleştirebilecek duruma gelmiş olmasından gurur duyduğunu dile getirdi
Ahşap yakma sanatının, genellikle tek telli havya ile yapıldığını, kendisinin ise kuyumcuların leğim için kullandığı havyayı tercih ettiğini anlatan Erbörü, bu hayvanın ucunu kendi çalışmalarına uygun olarak ayarladığını ve daha iyi sonuçlar elde ettiğini söyledi
-Cumhurbaşkanı`na 4 vavlı ayeti kerime, Başbakan`a portre- Hiçbir yerde tablosu ya da resmi görülmesi mümkün olmayan hat yazılarının, herkes tarafından görülebilmesi amacıyla hat üzerinde çalışmalar yaptığını anlatan Erbörü, ``Son olarak Bursa Ulu Camii`deki duvara İzzet Bey tarafından yazılmış hat üzerinde çalışıyorum. O yazıyı kopyaladım ve istediğim ebatlarda büyüttüm, şimdi üzerinde çalışıyorum. Hattı hattat yapar, kenarlarındaki tezhiptir müzehhip yapar, ebruyu da ebru sanatçısı yapar. Ben üçünü de tek başıma yapabiliyorum. Üç sanatı bir yerde toplayabiliyoruz. Her ne kadar sanatseverler bunu eleştirseler de biz hedefimizden kesinlikle şaşmıyoruz. Beğenecekmiş, beğenmeyecekmiş... Ben hiç kendimi bunun için yormadım. Ben kendim bu sanatı benimsedim`` diye konuştu
Erbörü, ahşap yakma tekniğiyle üzerine dört vavlı ayeti kerime işlediği tablosunun Cumhurbaşkanı Abdullah Gül`e, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan`ın portresinin de Başbakan`a hediye edildiğini söyledi
Bugün dünyanın en çok tanınan ve en saygın Pyrogravure Sanatlar E-Müzesi`ni kuran dünyaca ünlü pyrogravure sanatlar yazarı ve uzmanı Kathleen Menendez`in, ahşap yakma sanatıyla uğraşan sanatçı düzeyindeki kişilerin eserlerini satın aldığını anlatan Erbörü, Menendez`in bu eserlerden özel bir koleksiyon oluşturduğunu ifade etti
-BAKAN GÜNAY`DAN DESTEK İSTEDİ- Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay`dan, ahşap yakma sanatının, resim, minyatür, ebru, sanatları gibi üniversitelerin güzel sanatlar fakültelerinde ders olarak işlenmesi isteğinde bulunan Erbörü, ``Biz istiyoruz ki ahşap yakma sanatı, okullara da girsin. Çünkü bu da bir plastik sanat dalı. Neden siyah-beyaz sepya, karakalemin yerini almasın? Karakalemi bugün alıyorsun, kağıdın üzerine yapıyorsun, kağıt yırtılıyor, atılıyor. Ama bu sanatı yaptıktan sonra üzerine vernik atıyorsun, vernik atıldıktan sonra eser ölümsüz oluyor. Güneş görmeyen evde saklanırsa, 200 yıl hiçbir özelliğini kaybetmeden durabiliyor`` diye konuştu
(ÇİĞ-DÜR-SBR)
