
Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) 41. Olağan Genel Kurul Toplantısı’nın açılışında konuşan Başbakan Erdoğan, tıpkı ekonomide olduğu gibi demokratikleşme, laiklik gibi alanlarda da topluma sürekli güvensizlik pompalandığını, sürekli bir samimiyet sınavına tabi tutulduklarını söyledi.Muhafazakar-demokrat bir parti olduklarını ifade eden Erdoğan, şahsi olarak bazı meseleler karşısındaki duruşlarının net olduğunu ancak şahsi yaklaşımları toplumun tümüne empoze etmenin baskı ve haksızlık olduğunu söyledi. Kendi ailesi içinde alkole karşı bir tavır belirlemiş olabileceğini söyleyen Erdoğan, "Benim arkadaşlarım, bizim partimiz kendi kişisel dünyalarında olaya farklı bakıyor olabilir. Ama bu muhafazakar kimliğimizin yanında, biz demokratız ve kişisel yargılarımızı topluma empoze etmemeknoktasında son derece hassas bir duruş sergiledik, sergiliyoruz. Kimse bunları birbirine karıştırmasın" dedi.Türkiye Cumhuriyeti devletini demokratik devletini de anayasa ve yasalar çerçevesi içinde yönettiklerini belirten Erdoğan, Anayasa’nın "Gençliğin Korunması" içerikli 58 maddesini anımsatan Erdoğan, gençlerin korunmasının kendi vazifeleri olduğunu belirtti.Özgürlüklerin başkasının özgürlük alanı sınırında durması gerektiğini ifade eden Erdoğan, "Hani şair diyor ya; ’Biz tüzüklerle çarpışarak büyüdük’* Biz yasalarla, tüzüklerle çarpışarak büyüdük. Bizim kılık kıyafetimize, yaşam tarzımıza müdahale edildi. Fikirlerimiz dışlandı, aşağılandı; hatta mahkum edildi, mahpus edildi. Az önce Boyner kardeşim bir ifade kullandı, Dink olayı, Mumcu olayıyla ilgili olarak* Mumcu döneminde iktidarda değildik ama Dink olayında zanlıları 26 saatte yakaladık ve yargıyateslim ettik" dedi.Yargı reformuna ilişkin çalışmalara da devam ettiklerini ifade eden Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:"Bu noktada da attığımız adımlar var ancak bunlara da kılıf giydirmeye çalışanlar var. Bu ülkede zaman aşımından istifade ile işi yırtan, kurtaran bir anlayışı kabul etmemiz mümkün değildir. Zaman aşımı anlayışı yargının iflasıdır. Ne demek zaman aşımı? Alırsın öncelikler sırasına, zaman aşımı mı yaklaşıyor önce onu bitirirsin, karara bağlarsın, ondan sonra da hem mağdur olanı bu noktada rahatlatırsın hem de kendin ’ben bu işi başardım’ dersin. ’Zaman aşımına girmiştir’ deyip kararı vermek suretiylekendini kurtaramazsın. Yargı burada tarihi bir vebalın altındadır. Bunu bütün samimiyetimle söylüyorum ve zaman aşımı anlayışını da ben doğrusu kabullenemiyorum, böyle bir şey olamaz. Şu anda 1 milyon 600 bin dosya Yargıtayda bekliyor. Böyle bir şey olur mu? Niye bitirmediniz arkadaş?Defaatle biz bazı adımlar attık, önümüz kesildi. Orada da bize geldiler, kamera şakaları yaptılar, dediler ki ’mülakat kamerayla yapılır’. Bize gelinceye kadar kamerayla mı yapılıyordu, nereden çıktı bunlar? Kamerayla yapılacak. Şu anda bazı adımlar atıyoruz. Bu işi kısa sürede süratlendirmeye çalışıyoruz. Biz, bize yapılanların hiç kimseye yapılmamasını savunduğumuz için milletimizin çoğunluğu tarafından iktidara getirildik."ALES sınavıyla ilgili olarak Danıştay’ın aldığı kararı "Keyfi, vicdanları yaralayan, evrensel hukuk normlarını çiğneyen, yargıya güveni bir kez daha sorgulatacak bir karar" olarak niteleyen Erdoğan, Anayasa’nın 125. Maddesi ortadayken, yasalara, Anayasa’ya aykırı olarak alınan bu kararın, aynı zamanda kanunsuz olduğunu söyledi.Özelleştirmeleri karara bağlaması yıllar süren yargının, Türkiye ciddi faiz kayıplarına uğrarken, Sağlık Bakanlığı’nın tam gün yasasıyla ilgili olarak bir gün içinde iptal kararı verebildiğini ifade eden Erdoğan, "ALES Sınav Kılavuzu’nda öğrencilerin kılık kıyafetine ilişkin yasaklama, kısıtlama olmadığı için yürütmeyi durdurdu. Karar son derece keyfi bir karar. Vicdanları yaralayan, evrensel hukuk normlarını çiğneyen, yargıya güveni bir kez daha sorgulatacak nitelikte bir karar. Hukuk, insanların eğitimalmasının teminatıdır. Hukuk insanların eğitim hakkını kısıtlamaz. Dolayısıyla bu karar, öncelikle hukuksuzluktur. Anayasa ve yasalarda, kılık kıyafete ilişkin tek bir düzenleme bulunmazken, tek bir kısıtlama bulunmazken Anayasa’nın 125. Maddesi ortadayken, yasalara, Anayasa’ya aykırı olarak alınan bu karar, aynı zamanda kanunsuzdur. Yargının siyasallaşması, işte asıl budur. Bizim 8 yıldır işaret ettiğimiz, 8 yıldır düzeltmeye, değiştirmeye çalıştığımız manzara işte budur. ’İktidar yargıyısiyasallaştırıyor’ diye itiraz edenler, aslında yargıdaki siyasallaşmanın, kapalı devrenin devamını isteyenlerdir. Biz istiyoruz ki yargı milletin yargısı olsun. Yargı, belli ideolojilerin, belli kesimlerin değil, milletin yargısı olsun. ’Onama mı istersin, bozma mı?’ diyen değil, vicdanına göre hareket eden bir yargı sistemi tesis edilsin istiyoruz" dedi.TÜSİAD’ın hazırlayacağı yargı reformuna ilişkin raporun yanında Anayasa taslağını da merakla beklediklerini ifade eden Erdoğan, yeni Anayasa çalışmalarına seçimlerin hemen ardından başlayacaklarını da sözlerine ekledi.Erdoğan yeni anayasa ilişkin ise, "Burada biz de şu anda bu çalışmaların teknik boyutunu ve burada milletin sahiplenebileceği, gerçekten milletin anayasayı ’işte benim anayasam’, eline Anayasa kitapçığını alıp okumaya başladığı zaman ’burada ben varım’ diyebileceği bir Anayasa’yı hazırlamamız gerekiyor. Yani tercümana ihtiyacı olmayacak bir Anayasa; mesele bu. Daha önce de ifade ettiğim gibi, yeni Anayasa tamamen anayasacıların oturup da hazırladığı bir Anayasa olmamalı. Bütün sivil toplumkuruluşlarının, medyanın, akademisyenlerin, aklımıza ne gelirse, ’benim de burada katkım olabilir’ diyebilecek her kesimin katkısının olabileceği bir çalışmayla anayasacıların da olayın teknik boyutunu sonunda ele almak suretiyle buna şekil vereceği bir çalışma... Burada bütün kesimlerin görüş, öneri, katkılarını görmek durumundayız" dedi.