Ufk'dan Fındıkta Lisanslı Depoculuğa Geçilmesi Önerisi
Ulusal Fındık Konseyi (UFK) Başkanı Nurettin Karslıoğlu, fındığın bol olduğu yıllarda üreticinin kaybını önlemek için lisanslı depoculuk uygulamasına geçilmesi ve bazı desteklerin erken ödenmesi gerektiğini söyledi
Ulusal Fındık Konseyi (UFK) Başkanı Nurettin Karslıoğlu, fındığın bol olduğu yıllarda üreticinin kaybını önlemek için lisanslı depoculuk uygulamasına geçilmesi ve bazı desteklerin erken ödenmesi gerektiğini söyledi.
Fındığın Türkiye için önemli bir ürün olduğunu vurgulayan UFK Başkanı Nurettin Karslıoğlu, ''Dünya fındık üretim alanı 900 bin hektardır. Ülkemiz 700 bin hektar alanda 800-850 bin ton üretim kapasitesi ile birinci sıradadır. Konseyimizin desteklediği serbest piyasa anlayışı gereği devlet politikası olarak ortaya konulan yeni fındık stratejisinin uygulanması ile ürünün bol olduğu yıllarda üreticinin kaybının nasıl giderileceğine dönük araştırma ve çalışmalarımız sonucunda lisanslı depoculuk faaliyetinin
hayata geçirilmesi bir zorunluluktur'' dedi.
Fındığın 1964 yılında Türkiye ihracatının yüzde 20'sini karşıladığını ifade eden Karslıoğlu, ''Ulusal Fındık Konseyi, fındık ürününün bütün taraflarının tek çatı altında toplanması ve ortak akıl ürünü politikaların oluşturulması amaçlanarak kuruldu. Fındık 1964 yılında Türkiye ihracatının yüzde 20'lerini oluşturmakta, 3 ilde 220 bin hektarlık alanda 80-90 bin tonluk üretim gerçekleşmekteydi. Bu dönemde Doğu Karadeniz Bölgesi'nin tek geçim kaynağı olması nedeniyle devlet destekleme alımları kapsamına
alındı. Bugün 39 ilde 700 bin hektarlık alanda 800-900 bin tonluk üretim gerçekleşmektedir. Türkiye ihracatı içinde bugün yüzde 1.10, tarım ürünleri içinde ise yüzde 10.50 paya sahiptir. Dünya fındık üretiminin yüzde 70'i ülkemizde yapılmaktadır. Fındık dünyada bademden sonra en yaygın yetiştirilen sert kabuklu meyvedir. Türkiye'de üretilen fındığın yüzde 15-20 kadarı iç piyasada tüketilmektedir. Kabuklu fındık cinsinden bu miktarın 100-110 bin ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Yüzde 80-85 gibi
bir oranda ise ihracatın gerçekleştiği görülmektedir. Türkiye son 10 yıl boyunca ortalama 230 bin ton iç fındık ihracatı ile toplam dünya fındık ihracatının yüzde 80'ini gerçekleştirmiştir. İhraç fiyatlarının yüksek olması durumunda en büyük rakiplerimiz İtalya ve İspanya, AB'nin sağladığı destekler ve nakliye avantajlarını kullanarak daha düşük fiyatlarla satış yapmakta ve stoklarını tüketmektedirler. Devir stokları genelde Türkiye'de oluşmaktadır. Ülkemizde birim alandan elde edilen verimin diğer üretici
ülkelerden daha düşük olması, rekabet gücümüzü azalmaktadır. Bu durumun ortadan kaldırılması için maliyet düşürücü teknolojik çalışmalar arttırılmalı ve geliştirilmelidir. Ticarete konu olan fındık yetiştiriciliğinin tamamına yakını Düzce, Ordu, Giresun, Samsun, Trabzon, Sakarya, Zonguldak, Artvin, Bartın, Kocaeli, Kastamonu ve Rize illerinde gerçekleştirilmektedir" diye konuştu.
Karslıoğlu, Temmuz 2009'da açıklanan ve konseyin de desteklediği yeni fındık stratejisine göre TMO'nun fındık alımı yapmayacağını belirterek, "Yasal alandaki üretim ve üretici korunacak. Arz ve talep dengesi sağlanacak. Taban arazilerde katma değeri yüksek ürünlere geçiş sağlanacak. Fiyat serbest piyasada oluşacak ve rakip ülkelerin üretimi cazibesini yitirecektir. Fiyatta ve ihracat gelirlerinde istikrarın sağlanması ve ülkemizin uluslararası piyasada belirleyici olması hedeflenmiştir. Ayrıca
sürdürülebilir bir destekleme modeli olarak uygulanacağı açıklanmıştır' dedi.
UFK'nın yeni fındık stratejisini desteklediğini ifade eden Karslıoğlu, ''Konseyimiz Tarım Bakanlığı'nın geliştirmiş olduğu yeni tarım politikalarını desteklediğini açıklamıştır. Ayrıca ilan edilen modelin fındık ürünü için yararlı sonuçlar sağlaması açısından, alan destekleme primlerinin Ağustos ve Eylül ayları içinde ödenmesi, kamu bankalarının alan destek primlerini teminat kabul etmesi ve düşük maliyetli hasat kredisi vermesini öneriyoruz. Ruhsatlı alanlarda üretim yapan fındık üreticisine alan bazlı
gelir desteği, ruhsatlı alanlarda üretim yapanlara ise alternatif ürüne geçmeleri karşılığında alternatif ürün desteği verilmesi kararı alınmıştır. Alan bazlı gelir desteğinden 286 bin 324 üretici yararlanmış ve 637 milyon 771 bin TL ödeme yapılmıştır. 2009 yılı kayıtlarına göre FKS üreticisi 285 bin 536, ÇKS kayıtlı üretici sayısı 375 bindir. Son yapılan düzenlemeyle izin verilen 14 il, 91 ilçede fındık üreticileri FKS'ya kayıt olmak şartı ile desteklenecektir'' şeklinde konuştu.
Karslıoğlu, Türkiye'nin dünyada fındık üretiminde ilk sırada yer aldığını vurgulayarak, ''Dünya fındık üretim alanı 900 bin hektardır. Ülkemiz 700 bin hektar alanda 800-850 bin ton üretim kapasitesi ile birinci sıradadır. Önemli üretici ülkeler İtalya, İspanya, Azerbaycan, Gürcistan ve ABD'dir. Ülkemiz dünya üretiminin yüzde 70-75'ni karşılamaktadır. Dünya fındık ihracatının yüzde 75-80'ini ülkemiz yapmaktadır. Toplam fındık ihracatımızın yüzde 35'i işlenmiş olarak gerçekleşmektedir. 2010 Ağustos
itibarıyla TMO'nun stoklarında 346 bin ton fındık bulunmaktadır. Tarım Bakanlığı tarafından 2010-2011 sezonu rekolte tahmini 654 bin ton olarak açıklanmış, Ulusal Fındık Konseyi tarafından yapılan 2010-2011 sezonu tahmin çalışması sonucunda ise 603 bin ton rekolte hesaplanmıştır" dedi.
Lisanslı depoculuğa geçilmesinin şart olduğunu ifade eden Karslıoğlu, şunları söyledi:
"Konseyimizin desteklediği serbest piyasa anlayışı gereği, devlet politikası olarak ortaya konulan yeni fındık stratejisinin uygulanması ile ürünün bol olduğu yıllarda üreticinin kaybının nasıl giderileceğine dönük araştırma ve çalışmalarımız sonucunda lisanslı depoculuk faaliyetinin hayata geçirilmesinin bir zorunluluk olduğu, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi ve üreticilere sağlanacak kredi desteklerine ilişkin şartların hafifleştirilmesi uygulamalarının
öncelikli öneme sahip olduğu görüşü benimsenmiştir. Ortaya çıkan bu görüşlerin her platformda dile getirilmesi için kararlılığımız sürmektedir. Bu anlayışımız doğrultusunda Aralık 2009'da TOBB'da yapılan toplantıda oluşturulan fındık Borsaları Çalışma Grubu, Karadeniz Teknik Üniversitesi ile birlikte 'Nasıl bir depolama anlayışı olmalı?' sorusunun karşılığını bulmak amacı ile bir çalışma başlatmıştır. TÜBİTAK ile ortak bir anlayışın oluşturulması ve bilimsel gerçeklere uygun uygulanabilir bir sonucun
alınması hedeflenmektedir.''
(TS-İÇ-CC-E)
Fındığın Türkiye için önemli bir ürün olduğunu vurgulayan UFK Başkanı Nurettin Karslıoğlu, ''Dünya fındık üretim alanı 900 bin hektardır. Ülkemiz 700 bin hektar alanda 800-850 bin ton üretim kapasitesi ile birinci sıradadır. Konseyimizin desteklediği serbest piyasa anlayışı gereği devlet politikası olarak ortaya konulan yeni fındık stratejisinin uygulanması ile ürünün bol olduğu yıllarda üreticinin kaybının nasıl giderileceğine dönük araştırma ve çalışmalarımız sonucunda lisanslı depoculuk faaliyetinin
hayata geçirilmesi bir zorunluluktur'' dedi.
Fındığın 1964 yılında Türkiye ihracatının yüzde 20'sini karşıladığını ifade eden Karslıoğlu, ''Ulusal Fındık Konseyi, fındık ürününün bütün taraflarının tek çatı altında toplanması ve ortak akıl ürünü politikaların oluşturulması amaçlanarak kuruldu. Fındık 1964 yılında Türkiye ihracatının yüzde 20'lerini oluşturmakta, 3 ilde 220 bin hektarlık alanda 80-90 bin tonluk üretim gerçekleşmekteydi. Bu dönemde Doğu Karadeniz Bölgesi'nin tek geçim kaynağı olması nedeniyle devlet destekleme alımları kapsamına
alındı. Bugün 39 ilde 700 bin hektarlık alanda 800-900 bin tonluk üretim gerçekleşmektedir. Türkiye ihracatı içinde bugün yüzde 1.10, tarım ürünleri içinde ise yüzde 10.50 paya sahiptir. Dünya fındık üretiminin yüzde 70'i ülkemizde yapılmaktadır. Fındık dünyada bademden sonra en yaygın yetiştirilen sert kabuklu meyvedir. Türkiye'de üretilen fındığın yüzde 15-20 kadarı iç piyasada tüketilmektedir. Kabuklu fındık cinsinden bu miktarın 100-110 bin ton arasında olduğu tahmin edilmektedir. Yüzde 80-85 gibi
bir oranda ise ihracatın gerçekleştiği görülmektedir. Türkiye son 10 yıl boyunca ortalama 230 bin ton iç fındık ihracatı ile toplam dünya fındık ihracatının yüzde 80'ini gerçekleştirmiştir. İhraç fiyatlarının yüksek olması durumunda en büyük rakiplerimiz İtalya ve İspanya, AB'nin sağladığı destekler ve nakliye avantajlarını kullanarak daha düşük fiyatlarla satış yapmakta ve stoklarını tüketmektedirler. Devir stokları genelde Türkiye'de oluşmaktadır. Ülkemizde birim alandan elde edilen verimin diğer üretici
ülkelerden daha düşük olması, rekabet gücümüzü azalmaktadır. Bu durumun ortadan kaldırılması için maliyet düşürücü teknolojik çalışmalar arttırılmalı ve geliştirilmelidir. Ticarete konu olan fındık yetiştiriciliğinin tamamına yakını Düzce, Ordu, Giresun, Samsun, Trabzon, Sakarya, Zonguldak, Artvin, Bartın, Kocaeli, Kastamonu ve Rize illerinde gerçekleştirilmektedir" diye konuştu.
Karslıoğlu, Temmuz 2009'da açıklanan ve konseyin de desteklediği yeni fındık stratejisine göre TMO'nun fındık alımı yapmayacağını belirterek, "Yasal alandaki üretim ve üretici korunacak. Arz ve talep dengesi sağlanacak. Taban arazilerde katma değeri yüksek ürünlere geçiş sağlanacak. Fiyat serbest piyasada oluşacak ve rakip ülkelerin üretimi cazibesini yitirecektir. Fiyatta ve ihracat gelirlerinde istikrarın sağlanması ve ülkemizin uluslararası piyasada belirleyici olması hedeflenmiştir. Ayrıca
sürdürülebilir bir destekleme modeli olarak uygulanacağı açıklanmıştır' dedi.
UFK'nın yeni fındık stratejisini desteklediğini ifade eden Karslıoğlu, ''Konseyimiz Tarım Bakanlığı'nın geliştirmiş olduğu yeni tarım politikalarını desteklediğini açıklamıştır. Ayrıca ilan edilen modelin fındık ürünü için yararlı sonuçlar sağlaması açısından, alan destekleme primlerinin Ağustos ve Eylül ayları içinde ödenmesi, kamu bankalarının alan destek primlerini teminat kabul etmesi ve düşük maliyetli hasat kredisi vermesini öneriyoruz. Ruhsatlı alanlarda üretim yapan fındık üreticisine alan bazlı
gelir desteği, ruhsatlı alanlarda üretim yapanlara ise alternatif ürüne geçmeleri karşılığında alternatif ürün desteği verilmesi kararı alınmıştır. Alan bazlı gelir desteğinden 286 bin 324 üretici yararlanmış ve 637 milyon 771 bin TL ödeme yapılmıştır. 2009 yılı kayıtlarına göre FKS üreticisi 285 bin 536, ÇKS kayıtlı üretici sayısı 375 bindir. Son yapılan düzenlemeyle izin verilen 14 il, 91 ilçede fındık üreticileri FKS'ya kayıt olmak şartı ile desteklenecektir'' şeklinde konuştu.
Karslıoğlu, Türkiye'nin dünyada fındık üretiminde ilk sırada yer aldığını vurgulayarak, ''Dünya fındık üretim alanı 900 bin hektardır. Ülkemiz 700 bin hektar alanda 800-850 bin ton üretim kapasitesi ile birinci sıradadır. Önemli üretici ülkeler İtalya, İspanya, Azerbaycan, Gürcistan ve ABD'dir. Ülkemiz dünya üretiminin yüzde 70-75'ni karşılamaktadır. Dünya fındık ihracatının yüzde 75-80'ini ülkemiz yapmaktadır. Toplam fındık ihracatımızın yüzde 35'i işlenmiş olarak gerçekleşmektedir. 2010 Ağustos
itibarıyla TMO'nun stoklarında 346 bin ton fındık bulunmaktadır. Tarım Bakanlığı tarafından 2010-2011 sezonu rekolte tahmini 654 bin ton olarak açıklanmış, Ulusal Fındık Konseyi tarafından yapılan 2010-2011 sezonu tahmin çalışması sonucunda ise 603 bin ton rekolte hesaplanmıştır" dedi.
Lisanslı depoculuğa geçilmesinin şart olduğunu ifade eden Karslıoğlu, şunları söyledi:
"Konseyimizin desteklediği serbest piyasa anlayışı gereği, devlet politikası olarak ortaya konulan yeni fındık stratejisinin uygulanması ile ürünün bol olduğu yıllarda üreticinin kaybının nasıl giderileceğine dönük araştırma ve çalışmalarımız sonucunda lisanslı depoculuk faaliyetinin hayata geçirilmesinin bir zorunluluk olduğu, üretici örgütlerinin güçlendirilmesi, tarımsal desteklerin zamanında ödenmesi ve üreticilere sağlanacak kredi desteklerine ilişkin şartların hafifleştirilmesi uygulamalarının
öncelikli öneme sahip olduğu görüşü benimsenmiştir. Ortaya çıkan bu görüşlerin her platformda dile getirilmesi için kararlılığımız sürmektedir. Bu anlayışımız doğrultusunda Aralık 2009'da TOBB'da yapılan toplantıda oluşturulan fındık Borsaları Çalışma Grubu, Karadeniz Teknik Üniversitesi ile birlikte 'Nasıl bir depolama anlayışı olmalı?' sorusunun karşılığını bulmak amacı ile bir çalışma başlatmıştır. TÜBİTAK ile ortak bir anlayışın oluşturulması ve bilimsel gerçeklere uygun uygulanabilir bir sonucun
alınması hedeflenmektedir.''
(TS-İÇ-CC-E)
