Bursa Barosu'ndan 'Hayır' Açıklaması
Bursa Baro Başkanı Zeki Kahraman, Türkiye Cumhuriyeti'nin değerlerinin hiçe sayıldığını belirterek 12 Eylül'de anayasa paketine 'hayır' diyeceklerini söyledi.
Bursa Adliyesi önünde basın açıklaması yapan Baro Başkanı Zeki Kahraman, Bursa sokaklarında dolaşıp halkı yanlış bilgilendiren bazı kimseler yüzünden basın açıklaması yaptıklarını ifade ederek, "Bursa Barosu'nun halkımızın yanlış yönlendirilmesine ve hukuken hiçbir karşılığı ve gerçekliği olmayan soyut sözlerle kandırılmasına göz yumması söz konusu olamaz. Baro, sadece hukuka ve Cumhuriyet değerlerine yandaş tavrı ile halkın güvenini kazanmış ve her dönemde hukukçu sorumluluğuyla, onurla mücadele vermiş,
saygınlığı tartışmasız bir kurumdur. Hukuktan başka hiçbir güç tanımayan baromuz, gerçeği Türk halkına anlatma sorumluluğu taşır. Hukukun üstünlüğüve düşünce özgürlüğünü başta olmak üzere, tüm özgürlüklerin sağlanacağı, darbelerin önüne geçileceği, refah içinde bir ülke olunacağı, hatta muasır medeniyete ulaşmış demokratik Türkiye oluşturacağı 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'yle yüzleşileceği ve milli iradenin tecelli edeceğini belirten iktidar, 5982 Sayılı Anayasa Değişikliği Hakkındaki Yasa'yı çıkarmış ve bu
açıklamalarıyla, iktidar olanaklarını etik olmayan biçimde kullanarak halka tanıtmaya başlamıştır" ifadelerini kullandı.
Bursa Barosu'nun halkın çağdaş, özgürlükçü ve medeni dünyada yerini onurla alabileceği bir anayasaya kavuşturulması fikrini eskiden beri desteklediğini ifade eden Kahraman, "İktidar kendi gücünün sarhoşluğu ile hiçbir kişiye ve hukuk kurumuna sormamasına rağmen, meslektaşlarımız uzun süredir yeni bir anayasa üzerinde çalışmaktadır. Halkımızın gerçekliği olmayan bu söylemlere itibar etmeden önüne konulan anayasa değişikliğini doğru okuması, demokratik, laik sosyal hukuk devletini zedeleyecek olan bu
değişikliğe geçit vermemesi gerekmektedir" diye konuştu.
Kahraman, anayasa değişikliğine "evet" diyenleri eleştirerek, "Erzincan-Erzurum hattında yaşanan hukuk rezaletine sebep olanlarla bu rezilliğe ortak olanlar, tescilli darbecileri koruyup kollayan ama çıktıkları darbeci avında insanlarımızı ülke aydınını, hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak ve mahkum olmasını beklemeden zindanlarda çürüten ve hatta öldürenler, sivil darbeleri darbe olarak görmeyenler, yandaş olmayanları, Cumhuriyet mitinglerine katılanları fişleyenler, vergi yüzsüzleri, laik Türkiye
Cumhuriyeti ile hesabı olanlar ile emeğe ve emekçiye saygısı olmayan uluslararası sermaye ile iş birliği içinde olanlardır" ifadelerini kaydetti.
Bursa Barosu olarak 12 Eylül'de "hayır" diyeceklerini açıklayan Kahraman, "Bir 12 Eylül'de HSYK için yapılan düzenlemelerle yargı yarı bağımlı hale getirilmişti. 12 Eylül'le hesaplaşma efsanesi anlatılarak darbecilerin yargılanacağı gibi kocaman yalanlar söylenerek HSYK yoluyla yargı tamamen bağımlı hale getirilmektedir. 1982 Anayasası'nın Geçici 15'inci maddesi kaldırılmaktadır. Ancak madde kapsamındaki kişiler için sorumsuzluk öngören bu madde yerine, o kişileri 'geçmişe yönelik sorumlu kılacak'
emredici bir kural konulmadığından, madde kapsamında kalanların yargılanmaları söz konusu olamayacaktır. Bu değişiklikte darbeleri önleyecek en küçük bir değişiklik bulunmamaktadır. Darbe özü itibarıyla hukuksuz olduğundan, bir hukuk metnine, 'Darbe yasaktır' yazsanız dahi ciddiye alınır bir sonucu yoktur. Türkiye Cumhuriyeti'nin değerleri hiçe sayılmakta, hak ve özgürlükler hile ile kaldırılmakta, iktidarın devleti oluşturulmak istenmektedir. 12 Eylül'ü de, bugün siviller tarafından dayatılan 12 Eylül
yöntemlerini de reddetmek, ileri, çağdaş, demokrat tüm bireylerin görevidir. Üstünün hukuku değil, hukukun üstün olmasını istiyoruz. Bu anayasa değişiklik metni bir dayatmadır. Siyasi iktidarın kendi hukukunu ve yargısını oluşturma iradesinin bir ürünüdür. Bu metin bir sivil darbe girişiminin ürünüdür" şeklinde konuştu.
saygınlığı tartışmasız bir kurumdur. Hukuktan başka hiçbir güç tanımayan baromuz, gerçeği Türk halkına anlatma sorumluluğu taşır. Hukukun üstünlüğüve düşünce özgürlüğünü başta olmak üzere, tüm özgürlüklerin sağlanacağı, darbelerin önüne geçileceği, refah içinde bir ülke olunacağı, hatta muasır medeniyete ulaşmış demokratik Türkiye oluşturacağı 12 Eylül 1980 Askeri Darbesi'yle yüzleşileceği ve milli iradenin tecelli edeceğini belirten iktidar, 5982 Sayılı Anayasa Değişikliği Hakkındaki Yasa'yı çıkarmış ve bu
açıklamalarıyla, iktidar olanaklarını etik olmayan biçimde kullanarak halka tanıtmaya başlamıştır" ifadelerini kullandı.
Bursa Barosu'nun halkın çağdaş, özgürlükçü ve medeni dünyada yerini onurla alabileceği bir anayasaya kavuşturulması fikrini eskiden beri desteklediğini ifade eden Kahraman, "İktidar kendi gücünün sarhoşluğu ile hiçbir kişiye ve hukuk kurumuna sormamasına rağmen, meslektaşlarımız uzun süredir yeni bir anayasa üzerinde çalışmaktadır. Halkımızın gerçekliği olmayan bu söylemlere itibar etmeden önüne konulan anayasa değişikliğini doğru okuması, demokratik, laik sosyal hukuk devletini zedeleyecek olan bu
değişikliğe geçit vermemesi gerekmektedir" diye konuştu.
Kahraman, anayasa değişikliğine "evet" diyenleri eleştirerek, "Erzincan-Erzurum hattında yaşanan hukuk rezaletine sebep olanlarla bu rezilliğe ortak olanlar, tescilli darbecileri koruyup kollayan ama çıktıkları darbeci avında insanlarımızı ülke aydınını, hukuka ve hakkaniyete aykırı olarak ve mahkum olmasını beklemeden zindanlarda çürüten ve hatta öldürenler, sivil darbeleri darbe olarak görmeyenler, yandaş olmayanları, Cumhuriyet mitinglerine katılanları fişleyenler, vergi yüzsüzleri, laik Türkiye
Cumhuriyeti ile hesabı olanlar ile emeğe ve emekçiye saygısı olmayan uluslararası sermaye ile iş birliği içinde olanlardır" ifadelerini kaydetti.
Bursa Barosu olarak 12 Eylül'de "hayır" diyeceklerini açıklayan Kahraman, "Bir 12 Eylül'de HSYK için yapılan düzenlemelerle yargı yarı bağımlı hale getirilmişti. 12 Eylül'le hesaplaşma efsanesi anlatılarak darbecilerin yargılanacağı gibi kocaman yalanlar söylenerek HSYK yoluyla yargı tamamen bağımlı hale getirilmektedir. 1982 Anayasası'nın Geçici 15'inci maddesi kaldırılmaktadır. Ancak madde kapsamındaki kişiler için sorumsuzluk öngören bu madde yerine, o kişileri 'geçmişe yönelik sorumlu kılacak'
emredici bir kural konulmadığından, madde kapsamında kalanların yargılanmaları söz konusu olamayacaktır. Bu değişiklikte darbeleri önleyecek en küçük bir değişiklik bulunmamaktadır. Darbe özü itibarıyla hukuksuz olduğundan, bir hukuk metnine, 'Darbe yasaktır' yazsanız dahi ciddiye alınır bir sonucu yoktur. Türkiye Cumhuriyeti'nin değerleri hiçe sayılmakta, hak ve özgürlükler hile ile kaldırılmakta, iktidarın devleti oluşturulmak istenmektedir. 12 Eylül'ü de, bugün siviller tarafından dayatılan 12 Eylül
yöntemlerini de reddetmek, ileri, çağdaş, demokrat tüm bireylerin görevidir. Üstünün hukuku değil, hukukun üstün olmasını istiyoruz. Bu anayasa değişiklik metni bir dayatmadır. Siyasi iktidarın kendi hukukunu ve yargısını oluşturma iradesinin bir ürünüdür. Bu metin bir sivil darbe girişiminin ürünüdür" şeklinde konuştu.
