Adana Ticaret Odası Başkanı Şaban Baş:
Adana Ticaret Odası Başkanı Şaban Baş, dış ekonomik ilişkilerin gelişmesinde başta hükümet olmak üzere sivil toplum kuruluşlarına büyük görevler düştüğünü söyledi.
Adana Ticaret Odası Başkanı Baş, Türkiye'nin dış ekonomik ilişkilerinde izlemesi gereken stratejinin, başta Suriye olmak üzere komşu ülkelerle Türk Cumhuriyetleri, Körfez ve Kuzey Afrika ülkeleri ile ticaretin geliştirilmesine öncelik verilmesi olduğu kanaatinde olduklarını ifade etti. Baş, "Bu strateji doğrultusunda ilerlemeyi ve ekonomik büyümeyi hedefleyen Türkiye'nin 21. yüzyılda önündeki en büyük hedef, dünya ile bütünleşme çabalarını sürdürmek olacaktır. Türkiye'nin 2010'lu yıllarda sağlıklı bir
büyüme gerçekleştirebilmesi için ihracata, dünya ticaretinde yer edinebilmesi için de ihracatını çeşitlendirmeye ve ihraç pazarlarını genişletmeye ihtiyacı bulunmaktadır" dedi.
Dünyada gelişen önemli pazarlar arasında yer alan, jeo-stratejik önemi, nitelikli işgücü, altyapı olanakları ile önemli bir ticaret ve ulaşım bağlantı koridoru olarak yükselen Türkiye'nin, dinamik bir iç pazar, serbest ticaret ve yatırım ortamı oluşturduğunu belirten Baş, AB ile ilişkilerinin yanı sıra başta Türk Cumhuriyetleri olmak üzere tarihi ve kültürel ilişkileri ile çevre pazarları bakımından da önemli bir çekim merkezi olduğunu kaydetti. Baş, "Bu itibarla, değişen dünyanın en çok değişmekte olan
bölgesinde yer alan ve bölgesel bir güç iddiasında olan Türkiye'nin konumunu iyi belirlemesi ve buna göre tutum sergilemesi gerekmektedir. 2023 yılında istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB'ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye hedeflenmektedir. Bu vizyona ulaşılırken Türkiye'nin küreselleşen dünyada işletmelerinin uluslararası rekabet gücünü yükseltmeye yönelik esas alması gereken ilkeler ise, makroekonomik
istikrarın kalıcı hale getirilmesi, iş ortamının iyileştirilmesi, ekonomide kayıt dışılığın azaltılması, finansal sistemin geliştirilmesi, enerji ve ulaştırma altyapısının geliştirilmesi, çevrenin korunması, Ar-Ge ve yenilikçiliğin geliştirilmesi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve sanayi ve hizmetlerde yüksek katma değerli üretim yapısına geçişin sağlanması olarak görülmektedir. Dış ekonomik ilişkilerin gelişmesi için başta hükümet olmak üzere toplumun tüm kesimlerine önemli görevler
düşmektedir" diye konuştu.
Bunlar arasında şüphesiz sivil toplum kuruluşlarının en önemli görevleri üstlenmesi gerektiğini ifade eden Baş, şunları söyledi:
"Gerek kuruluş amaçları gerekse diyalog ve işbirliği için sahip oldukları avantajlar nedeniyle STK'lar ve meslek örgütleri dış ekonomik ilişkilerin gelişmesinde kilit rol oynayabilecek yapıdadır. Dış ekonomik ilişkilerin gelişmesi tüm ülkenin olmakla birlikte başta meslek örgütleri ve bu örgütlerin üyelerinin menfaatinedir. Kuruluş amacı üyelerinin menfaatini gözetmek ve bu amaçla çalışmak olan meslek örgütleri devletler düzeyinde yapılan çalışmalara katılarak ve katkıda bulunarak dış ekonomik
ilişkilerin gelişmesini sağlamalıdır. Eş düzey yabancı kuruluşlarla sürekli diyalog ve işbirliği halinde olup ilişkilerin gelişmesi için çalışmalıdır."
büyüme gerçekleştirebilmesi için ihracata, dünya ticaretinde yer edinebilmesi için de ihracatını çeşitlendirmeye ve ihraç pazarlarını genişletmeye ihtiyacı bulunmaktadır" dedi.
Dünyada gelişen önemli pazarlar arasında yer alan, jeo-stratejik önemi, nitelikli işgücü, altyapı olanakları ile önemli bir ticaret ve ulaşım bağlantı koridoru olarak yükselen Türkiye'nin, dinamik bir iç pazar, serbest ticaret ve yatırım ortamı oluşturduğunu belirten Baş, AB ile ilişkilerinin yanı sıra başta Türk Cumhuriyetleri olmak üzere tarihi ve kültürel ilişkileri ile çevre pazarları bakımından da önemli bir çekim merkezi olduğunu kaydetti. Baş, "Bu itibarla, değişen dünyanın en çok değişmekte olan
bölgesinde yer alan ve bölgesel bir güç iddiasında olan Türkiye'nin konumunu iyi belirlemesi ve buna göre tutum sergilemesi gerekmektedir. 2023 yılında istikrar içinde büyüyen, gelirini daha adil paylaşan, küresel ölçekte rekabet gücüne sahip, bilgi toplumuna dönüşen, AB'ye üyelik için uyum sürecini tamamlamış bir Türkiye hedeflenmektedir. Bu vizyona ulaşılırken Türkiye'nin küreselleşen dünyada işletmelerinin uluslararası rekabet gücünü yükseltmeye yönelik esas alması gereken ilkeler ise, makroekonomik
istikrarın kalıcı hale getirilmesi, iş ortamının iyileştirilmesi, ekonomide kayıt dışılığın azaltılması, finansal sistemin geliştirilmesi, enerji ve ulaştırma altyapısının geliştirilmesi, çevrenin korunması, Ar-Ge ve yenilikçiliğin geliştirilmesi, bilgi ve iletişim teknolojilerinin yaygınlaştırılması ve sanayi ve hizmetlerde yüksek katma değerli üretim yapısına geçişin sağlanması olarak görülmektedir. Dış ekonomik ilişkilerin gelişmesi için başta hükümet olmak üzere toplumun tüm kesimlerine önemli görevler
düşmektedir" diye konuştu.
Bunlar arasında şüphesiz sivil toplum kuruluşlarının en önemli görevleri üstlenmesi gerektiğini ifade eden Baş, şunları söyledi:
"Gerek kuruluş amaçları gerekse diyalog ve işbirliği için sahip oldukları avantajlar nedeniyle STK'lar ve meslek örgütleri dış ekonomik ilişkilerin gelişmesinde kilit rol oynayabilecek yapıdadır. Dış ekonomik ilişkilerin gelişmesi tüm ülkenin olmakla birlikte başta meslek örgütleri ve bu örgütlerin üyelerinin menfaatinedir. Kuruluş amacı üyelerinin menfaatini gözetmek ve bu amaçla çalışmak olan meslek örgütleri devletler düzeyinde yapılan çalışmalara katılarak ve katkıda bulunarak dış ekonomik
ilişkilerin gelişmesini sağlamalıdır. Eş düzey yabancı kuruluşlarla sürekli diyalog ve işbirliği halinde olup ilişkilerin gelişmesi için çalışmalıdır."
