Arınç: 'Kimse darbeye selam vermemeli'
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Başbakan Vekili Bülent Arınç, 'Halk iradesi kimi istiyorsa, seçimin sonunda kime yetki veriyorsa o gelmeli ve barışçıl yollarla iktidarlar el değiştirmelidir. Artık darbe, muhtıra, cuntalaşmak Türk siyasetinde hiçbir zaman konuşulmamalıdır, hiçbir zaman yer etmemelidir. Kimse başını çevirip de bunlara selam bi
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı, Başbakan Vekili Bülent Arınç, "Halk iradesi kimi istiyorsa, seçimin sonunda kime yetki veriyorsa o gelmeli ve barışçıl yollarla iktidarlar el değiştirmelidir. Artık darbe, muhtıra, cuntalaşmak Türk siyasetinde hiçbir zaman konuşulmamalıdır, hiçbir zaman yer etmemelidir. Kimse başını çevirip de bunlara selam bile vermemelidir" dedi. Arınç, Alanya Siyaset Akademisi Koordinatörlüğünce düzenlenen AK Parti Siyaset Akademisi Sertifika Töreni'ne katıldı.
Arınç, AK Parti'nin 2001 yılında kurulduğunu hatırlatarak, 1999 seçimlerinde 3 partinin koalisyon kurduğunu, 2001-2002 krizleri, eski Başbakan Bülent Ecevit'in hastalığı ve koalisyon içi çatışmaların bu dönemde yaşandığını kaydetti.
"Hatta hükümetin hükümet yapamaması o dönemde oldu. Toplumsal sıkıntılar, ekonomik sıkıntılar, Türkiye'nin yalnızlaşması o dönemde oldu" diyen Arınç, "Şimdi artık inanıyoruz ki demokrasiler halkın iradesidir, seçimdir, sandıktır. İktidarların el değiştirmesi darbelerle, ihtilallerle, adam kandırmakla olmamalıdır. Halk iradesi kimi istiyorsa, seçimin sonunda kime yetki veriyorsa o gelmeli ve barışçı yollarla iktidarlar el değiştirmelidir. Artık darbe, artık muhtıra, artık cuntalaşmak Türk siyasetinde hiçbir zaman konuşulmamalıdır, hiçbir zaman yer etmemelidir, kimse başını çevirip de bunlara selam bile vermemelidir" dedi.
Arınç, "Bugün geldiğimiz nokta bu. Ama 70 milyonda 70 kişi çıkar, Taksim Anıtı'na gider, 'O darbe ne kadar güzeldi' diyerek iç geçirebilir. Bunu dikkate almamak lazım. Çok şükür 70 milyonun, 70 milyon şu kadarı artık Türkiye'de darbeyi düşünmek bile istemiyor. Bu, demokraside geldiğimiz noktadır. Demokrasi çoğulculuk ve katılımcılık demektir. Farklılıklar olacak ve bu farklı görüşler karar mekanizmalarında yer edecek. Herkes fikrini söyleyebilecek, ifade özgürlüğü olacak, onları dinleyeceğiz, saygı göstereceğiz, sonra oluşan karara göre ülke yönetilecek" diye konuştu.
"Yargı kararları idarenin eylemlerinin üzerinde"
Bülent Arınç, Türkiye'de yargı kararlarının, idarenin eylemlerinin üstünde olduğunu belirterek, "Birisini alıyorsunuz görevden, Alanya'dan Antalya'ya memursa eğer tayin ediyorsunuz. İdare Mahkemesi iki gün sonra yürütmeyi durdurma kararı veriyor, 5 gün sonra da iptal edip geriye döndürebiliyor" dedi.
TBMM'nin 23 Nisan 1920'de açıldığını hatırlatan Arınç, Büyük Atatürk ve milli mücadeleyi yapanların 1921 yılında Ankara'da halkın temsilcilerini toplayarak 8-10 maddelik küçük bir anayasa hazırladıklarını kaydetti.
Parlamentonun 1924 yılında daha büyük bir Anayasa yaptığını belirten Arınç, bu Anayasa'nın 1960 Darbesine kadar yürürlükte kaldığını vurguladı. Arınç, "60 darbesinden sonra artık Türkiye'de darbeler sonucu Anayasa yapılmaya başlandı. İki tane sivil Anayasamız oldu, 1921 ve 1924. İki tane de darbe anayasası oldu ki bir tanesi hala elimizde. Tamamını değiştiremiyoruz, hiç olmazsa parça parça değiştirmeye kalkıyoruz. Bakalım 12 Eylül'de halk ne karar verecek. Ama 1961 ve 1982 anayasaları askeri darbelerin ürünü olarak atanmış kurucu meclis veya danışma meclisi eliyle ve sonra referandumla gerçekleşti. Biz bugün artık darbe ürünü olan anayasalara değil, sivil, demokrat, çağdaş, hukuk ve demokrasi standardı yükselmiş bir anayasaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Bunların hepsi bir gelişimdir, hepsi dönüşümdür, Türkiye artık bugün koşan adımlarla demokrasiye ve özgürlüğe gidiyor" dedi.
CNN Türk
Arınç, AK Parti'nin 2001 yılında kurulduğunu hatırlatarak, 1999 seçimlerinde 3 partinin koalisyon kurduğunu, 2001-2002 krizleri, eski Başbakan Bülent Ecevit'in hastalığı ve koalisyon içi çatışmaların bu dönemde yaşandığını kaydetti.
"Hatta hükümetin hükümet yapamaması o dönemde oldu. Toplumsal sıkıntılar, ekonomik sıkıntılar, Türkiye'nin yalnızlaşması o dönemde oldu" diyen Arınç, "Şimdi artık inanıyoruz ki demokrasiler halkın iradesidir, seçimdir, sandıktır. İktidarların el değiştirmesi darbelerle, ihtilallerle, adam kandırmakla olmamalıdır. Halk iradesi kimi istiyorsa, seçimin sonunda kime yetki veriyorsa o gelmeli ve barışçı yollarla iktidarlar el değiştirmelidir. Artık darbe, artık muhtıra, artık cuntalaşmak Türk siyasetinde hiçbir zaman konuşulmamalıdır, hiçbir zaman yer etmemelidir, kimse başını çevirip de bunlara selam bile vermemelidir" dedi.
Arınç, "Bugün geldiğimiz nokta bu. Ama 70 milyonda 70 kişi çıkar, Taksim Anıtı'na gider, 'O darbe ne kadar güzeldi' diyerek iç geçirebilir. Bunu dikkate almamak lazım. Çok şükür 70 milyonun, 70 milyon şu kadarı artık Türkiye'de darbeyi düşünmek bile istemiyor. Bu, demokraside geldiğimiz noktadır. Demokrasi çoğulculuk ve katılımcılık demektir. Farklılıklar olacak ve bu farklı görüşler karar mekanizmalarında yer edecek. Herkes fikrini söyleyebilecek, ifade özgürlüğü olacak, onları dinleyeceğiz, saygı göstereceğiz, sonra oluşan karara göre ülke yönetilecek" diye konuştu.
"Yargı kararları idarenin eylemlerinin üzerinde"
Bülent Arınç, Türkiye'de yargı kararlarının, idarenin eylemlerinin üstünde olduğunu belirterek, "Birisini alıyorsunuz görevden, Alanya'dan Antalya'ya memursa eğer tayin ediyorsunuz. İdare Mahkemesi iki gün sonra yürütmeyi durdurma kararı veriyor, 5 gün sonra da iptal edip geriye döndürebiliyor" dedi.
TBMM'nin 23 Nisan 1920'de açıldığını hatırlatan Arınç, Büyük Atatürk ve milli mücadeleyi yapanların 1921 yılında Ankara'da halkın temsilcilerini toplayarak 8-10 maddelik küçük bir anayasa hazırladıklarını kaydetti.
Parlamentonun 1924 yılında daha büyük bir Anayasa yaptığını belirten Arınç, bu Anayasa'nın 1960 Darbesine kadar yürürlükte kaldığını vurguladı. Arınç, "60 darbesinden sonra artık Türkiye'de darbeler sonucu Anayasa yapılmaya başlandı. İki tane sivil Anayasamız oldu, 1921 ve 1924. İki tane de darbe anayasası oldu ki bir tanesi hala elimizde. Tamamını değiştiremiyoruz, hiç olmazsa parça parça değiştirmeye kalkıyoruz. Bakalım 12 Eylül'de halk ne karar verecek. Ama 1961 ve 1982 anayasaları askeri darbelerin ürünü olarak atanmış kurucu meclis veya danışma meclisi eliyle ve sonra referandumla gerçekleşti. Biz bugün artık darbe ürünü olan anayasalara değil, sivil, demokrat, çağdaş, hukuk ve demokrasi standardı yükselmiş bir anayasaya ihtiyacımız olduğunu düşünüyoruz. Bunların hepsi bir gelişimdir, hepsi dönüşümdür, Türkiye artık bugün koşan adımlarla demokrasiye ve özgürlüğe gidiyor" dedi.
CNN Türk
