Erdoğan: Türkiye Önemi Göz Ardı Edilemeyecek Bir Aktör Atina ? 15.05.2010
-ERDOĞAN: TÜRKİYE ÖNEMİ GÖZ ARDI EDİLEMEYECEK BİR AKTÖR ATİNA (A.A) ? 15.05.2010 - BAŞBAKAN RECEP TAYİP ERDOĞAN, "TÜRKİYE'NİN, GÜNÜMÜZÜN KÜRESELLEŞMİ
-ERDOĞAN: TÜRKİYE ÖNEMİ GÖZ ARDI EDİLEMEYECEK BİR AKTÖR
ATİNA (A.A) – 15.05.2010 - Başbakan Recep Tayip Erdoğan, "Türkiye'nin, günümüzün küreselleşmiş dünyasında, Batıyla Doğuyu, Kuzeyle Güneyi uzlaştırmak yönünde ciddi çabalar sarf eden, tüm bölgelerde etkinlik gösteren, önemi göz ardı edilemeyecek bir aktör" olduğunu söyledi.
Başbakan Erdoğan, Yunanistan'da yayımlanan Ta Nea gazetesine verdiği demeçte, Türk-Yunan ilişkileri ile Kıbrıs sorununa ve Türkiye'nin AB perspektifine değindi.
"Türkiye'nin, Yunanistan dahil, tüm komşularına verdiği tek mesajın, dostluk, iyilik, ve işbirliği olduğunu" ifade eden Erdoğan, "Bu mesajın vizyonu da komşularımızla sıfır sorun, maksimum işbirliğidir" dedi. Erdoğan, "Bu vizyonun en kısa sürede hayata geçirilmesinin her iki ülkenin de çıkarına olacağını" belirterek, "Türk-Yunan ilişkilerinin artık 'yakınlaşma' döneminden 'ortaklık' düzeyine çıkarılması gerektiğini" kaydetti.
Sivil toplumun bu bağlamda önemli rol oynayabileceğini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:
"Zira sadece bu suretle halklarımızın beklentilerini karşılayabilir, refah seviyelerini yükseltebilir ve değişen dünyaya ayak uydurabiliriz. İlişkilerimizin sivil toplum boyutu bağlamında çok daha fazlasının yapılabileceğine inanıyorum. Esasen ticaret ve ekonomik ilişkilerin yoğunlaştırılmasına dönük tedbirlerin alınması, hatta ders kitaplarından olumsuz ifadelerin ayıklanmasına yönelik çalışmaların yeniden başlatılması gibi eğitim alanında kaydedilecek gelişmeler de konuyla doğrudan bağlantılıdır."
Erdoğan, "Türkiye'nin, Yunanistan'a yönelik tehdit anlayışı bulunmadığını ve ilişkilerle işbirliği geliştikçe Yunanistan'da da aynı anlayışın kuvvetleneceğine samimiyetle inandığını" ifade etti.
-SİLAHLARIN AZALTILMASI-
Başbakan Erdoğan, "Türk-Yunan ilişkilerinde sağlanacak olumlu gelişmelerin, karşılıklı olarak silahların azaltılmasına da olumlu etkisi olacağını, ancak bu konuda ülkelerin savunma ihtiyaçlarının farklı etkenlere bağlı olduğunun unutulmaması gerektiğini" söyledi.
Erdoğan şöyle devam etti:
"Kuşkusuz Türk-Yunan ilişkilerinin bu yeni düzlemde gelişmesi güven ve istikrar ortamını pekiştirecektir. Bunun sonucunda savunma harcamalarının azalması doğal bir gelişme olabilecektir. Eğitime ayrılan bütçenin savunmaya ayrılan bütçeyi geçtiği bir dönemin Başbakanı olarak ben böyle bir gelişmeden ancak mutluluk duyarım."
Ege konusuyla ilgili soruları yanıtlayan Erdoğan, "İki ülke arasında Ege'de de gerginliğin değil, işbirliğinin hakim olması ve tansiyonu yükseltebilecek faaliyetlerden kaçınılması gerektiğini" söyledi.
Başbakan Erdoğan şöyle devam etti:
"Tek taraflı eylemler Ege'de yeni deniz yetki alanları ihdasını ve karasularının genişliğinin tek yanlı olarak genişletilmesini içermektedir. Özel koşulların hüküm sürdüğü Ege'de, karasularının tek taraflı olarak genişletilmemesi Türkiye için hayati öneme sahiptir. TBMM'nin 8 Haziran 1995 tarihli açıklaması, Yunan Parlamentosunun Yunan Hükümetine karasularını tek taraflı olarak 12 mile çıkarma yetkisini veren 1 Haziran 1995 tarihli kararının ardından kabul edilmiştir. Dahası, bütün Ege sorunlarına uluslararası hukuka uygun, hakça, kalıcı, kabul edilebilir ve hayati menfaatlerimizi göz önünde bulunduran bir çözüm bulabildiğimiz takdirde, bağlantılı diğer konular da önemini yitirecektir."
-AZINLIKLAR-
Azınlıklar konusuna değinen Erdoğan, "Her iki ülkedeki azınlıkları iki ülke arasında dostluk köprüsü olarak gördüğünü" söyledi.
"Azınlıkların refah ve mutlululuğunun ülkelerin önceliklerinden biri olması gerektiğini" ifade eden Erdoğan, sorunların aşılmasında "paralel adımların atılmasının" önemine dikkati çekti.
Erdoğan, "Örneğin, yeni Vakıflar kanunumuz bu çerçevede zikredilebilir. Heybeliada Ruhban okulunun yeniden faaliyete geçirilmesi konusunda Rum Ortodoks azınlığına mensup vatandaşlarımızın beklentileri olduğunu biliyorum. Konuya ilişkin incelemelerimizi sürdürüyoruz. Azınlıklarımızın sorunlarının aşılmasında paralel adımlar atabilmemiz, süratli hareket edilmesine yardımcı olacaktır" diye konuştu.
-AB PERSPEKTİFİ-
Demecinde Türkiye'nin AB perspektifine değinen Erdoğan, "Türkiye'nin bu konudaki stratejik hedefinin AB üyeliği olduğunu" söyledi.
"Bu konuda sürdürülen müzakerelerin amacının 'tam üyelik' olduğunu ve bunun başka bir alternatifi bulunmadığını" kaydeden Erdoğan, "2005 yılında başlayan müzakere süreci, AB'nin oy birliği ile almış olduğu kararlar temelinde ve tam üyelik hedefi doğrultusunda devam etmektedir. Ayrıcalıklı ortaklık AB müktesebatında yer almamaktadır" dedi.
-KIBRIS-
Başbakan Erdoğan, Kıbrıs konusuyla ilgili olarak da, "Ada'da adil ve kalıcı çözüme ulaşılmasının Doğu Akdeniz'de istikrar ve işbirliği açısından ileri doğru atılmış büyük bir adım teşkil edeceğini, aynı zamanda da iki anavatan olan Türkiye ve Yunanistan arasındaki ilişkilerin yeni dönemine büyük katkı sağlayacağını" söyledi.
"Bunun, Türkiye'nin vizyonu olduğunu" ifade eden Erdoğan, "Çözüm için anavatan ve garantör Yunanistan ile işbirliği başından beri savunduğumuz husustur. Çabalarımızı birleştirmemiz halinde en kısa zamanda çözüm hedefine ulaşılması mümkündür" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, "Kıbrıs'ta en kısa zamanda çözüme ulaşılabilmesi için gerekli çerçeve zeminin halihazırda mevcut olduğunu, gerekli olan şeyin siyasi irade olduğunu" söyledi.
Ta Nea gazetesinin, "Başbakan Erdoğan'ın izlediği politika ile Türkiye'yi 10-15 yıl sonra nerede gördüğüne" ilişkin sorusunu yanıtlayan Erdoğan, "Hedefimiz, Türkiye'nin demokrasi, hukukun üstünlüğü, çoğulculuk, piyasa ekonomisi, iyi yönetişim, hesap verebilirlik, şeffaflık, insan haklarına ve temel özgürlüklere saygı gibi evrensel değerleriyle, Cumhuriyetimizin 100. yılında dünyanın en büyük ilk 10 ekonomisi arasında yerini alması, bağladığımız istikrar ve refah ortamı ile bölgesel ve küresel barışın temel taşlarından biri haline gelmesidir" dedi.
15.05.2010 15:32:41