MHP'li Çelik: Görüşümüz alınmadı

MHP Mersin Milletvekili Behiç Çelik Meclis Genel Kurulu'nda görüşülmekte olan Anayasa değişikliği görüşmelerinde konuştu.

MHP'li Çelik: Görüşümüz alınmadı
MHP Milletvekili Behiç Çelik yaptığı konuşmada anayasa değişikliğinin ihtiyaç hasıl olduğunda, kurucu temel felsefeye aykırı olmamak kaydıyla yapılabileceğini ancak bu yapılırken toplumun her kesiminin bir uzlaşı ve mutakabat içinde olması gerektiğini ifade etti.
Çelik konuşmasında şöyle konuştu;
“Ülkemizde ihtiyaç hasıl olduğunda Anayasa değişikliğine gidilebilir, bundan sonra da gidilecektir. Demokrasinin tüm kurumlarının ve kurallarının yerleşmesi, çağdaş normlar, toplumsal ve ekonomik talepler karşısında elbette Anayasa değişikliği yapılabilmelidir. Demokratik teamüllerin ve geleneklerin, Anayasa hukukunun, iç hukukun ve uluslararası temel hukuk normlarının gereksinimi nispetinde düzenlemeler yapılmasından daha tabii bir şey olamaz. Hatta temel kurucu felsefemize halel getirmemek kaydıyla yeni anayasa yapılması da mümkündür. Unutmamak gerekir ki, anayasal metinler tüm toplum kesimlerini, devletin tüm erklerini, uluslararası ilişkilerimizi doğrudan bağlayıcı mahiyettedir. Bu cümleden olarak, geniş yelpazede bir uzlaşı olmadan, tartışmaya açılmadan, millî, yerel, iktisadi, sosyal, kültürel ve uluslararası dengeler ve bağıtlar gözetilmeden, huzur ve sükunun, barışın, dayanışmanın ve yaşanmış zafer ve hezimetlerin kaynaştırması düşünülmeden millî tarih, millî kültür, jeopolitik tahlil edilmeden, siyasi partilerin etkin katılımı sağlanmadan yapılacak bir anayasa değişikliğinin milletimize ve devletimize, bekamıza hiçbir katkı yapmayacağı izahtan varestedir.”
“Yeni Anayasa yapmaktan başka Anayasa değişiklikleri de cumhuriyetin kurucu felsefesine aykırı olmamak kaydıyla konjonktürün doğal bir sonucu olarak yapıla gelmiştir. Takdir etmek gerekir ki uzlaşma zemini olmadan, ihtiyaç belirlemeden, kamusal ve sivil kesimlerin görüşleri alınmadan, sadece sübjektif, bireysel ve zümrevi ikbal ve tevziye hesaplamaları ile Anayasa değişikliğine gitmek, zaten gergin olan sosyal yapımızın tahmin edilemeyecek boyutlarda huzursuzluğunu artırmış olur. Nitekim AKP'nin yapmak istediği Anayasa değişikliği de bu mealdedir. Taslak getirilişiyle, sunumuyla usul ve esasıyla bu düşüncemizi doğrulamaktadır. AKP, görünen ve gizlenen planlarının hesaplarını yaparken millî çıkarlarımızı ve milletimizin bekasını kendi şahsi ve zümrevi çıkarlarına feda etmeyi içine sindirebilmiştir”.
“Değişiklik, Anayasa Komisyonunda Milliyetçi Hareket Partisi olarak görüşümüzü arz etmemize rağmen dikkate alınmadan, olgunlaşmamış bir zihniyetin ürünü olarak Genel Kurula kadar geldi.
Anayasa Komisyonunda zorlu bir maratondan sonra görüldü ki AKP kendi dökülen boyalarını tamir etmek için suni bir gündem oluşturmayı tercih etmiştir. AKP, iflasını gizlemek için kafa karıştırmayı tercih etmiştir, bölünmüş Türkiye'yi sağlamak için böyle bir yolu tercih etmiştir. Kamplaşma yaratmak istiyor, çıkış yolunu da burada arıyor.”
“Anayasa değişince hangi sorunların çözülebileceğine odaklanarak sorgular, bolluk, bereket mi gelecek, yolsuzlukların önüne mi geçilecek, kayırmacılık, bölücülük ve terörün üstesinden mi gelecek?”
“Ülkeyi dönüştürerek, transforme ederek küresel entegrasyona bağlayabilmek amacıyla yapılması gereken ilk iş, mevcut Anayasa'yı ortadan kaldırarak yeni Anayasa yapma teşebbüsüne geçilmiştir. Yapısal altyapı, hazırlık, provokasyon, ikna ve aksiyon aşamaları ile kamuoyunun kabulleneceği, en azından ses çıkarmayacağı ortam oluşturulmaya çalışılmıştır ancak tüm uğraşlara rağmen başarılamamıştır. Bu durumda "arkadan dolanma, etkisizleştirme" gibi yöntemlerle fiilî bir anayasal düzen uygulamasına geçilmiştir. Uzlaşmaz ve itici tavırlar, başına buyruk siyaset anlayışı, dayatmacılık ve tehditkârlık, millî kimliği tehdit uygulamaları, özürlü demokrasi anlayışı, bölücü terörle girilen sıcak ilişkiler, etnik ayrımcılık projelerinin hayata geçirilmesi, farklı düşüncelere tahammülsüzlük ve onları aşağılama, son yılların AKP tarafından temel tahripkâr politikaları hâline getirilmiştir.”
“Eğer ısrarla bir Anayasa değişikliği isteniyorsa, TBMM'de temsil edilen siyasi partilerden teşekkül etmiş bir Anayasa değişikliği uzlaşma komisyonu kurulması elzemdir. Uzlaşılan maddeleri içeren bir demokratik sözleşme yapılmalıdır. Değişiklik metninin 24'üncü Dönem Meclisinin iradesine tevdi edilmesi ve bunu kamuoyuyla paylaşması esastır. Zaten ekonomik zorluklarla boğuşan, devlet yönetiminde zafiyetin farkına varan Türk milleti, AKP'nin acz içinde teslimiyetçi ve iş birlikçi tavrını ve politikalarını keşfetmiştir.
Bu itibarla, yapılacak ilk iş, muhkem bir siyaset kurumunu oluşturacak tedbirlerden olan dokunulmazlıkların kaldırılmasından başlanmasının gereği açıktır. Temiz toplum, temiz siyaset, temiz yönetim, kamuoyuna kanıtlanmalıdır.
Bu yapılmadığı takdirde, mevcut Anayasa değişikliği AKP'nin bir dayatmasından öteye geçemeyecektir.”
“Başbakan’ın 19 Nisan 2010'da basına yansıyan açıklamaları dikkat çekici, diyor ki: "2012 yılına kadar başkanlık sistemine geçebiliriz." Hiç şaşırmadık. 2003 yılında "Başkanlık sistemi benim arzumdur." diyen Sayın Erdoğan, Türkiye'de Hüsnü Mübarek rejimi kurmak için daha baştan kararlı olduğunu, her şeyi buna göre düzenlediğini, dış destek alarak kendini en güçlü gördüğü bugünlerde bu niyetini itiraf etmiştir. Bu itirafıyla aslında, Erdoğan'ın meşruiyeti de tartışmaya açılmalıdır.
Bu zihniyete sormak lazım: Başkanlık sistemi isterken federal sisteme geçiş mi istiyorsunuz? Madem başkanlık sistemi, niçin yargı bağımsızlığı veya hâkim teminatı ayaklar altına alınıyor? Türk Silahlı Kuvvetlerini adı başkanlık olan dikta rejiminize engel mi görüyorsunuz? Güçlü sivil toplum kuruluşlarının oluşmasını niçin engelliyorsunuz ya da olanları niçin bastırıyorsunuz? Toplum çıkarlarını değil sivil dikta heveslilerinin çıkarlarını gözeten medyayı niye oluşturdunuz; üstelik suç işleyerek?
Aslında bu yapılanları biz biliyoruz, ibretle izliyoruz. Yüce Divan korkusu, hesap sorma ihtimali malum çevreyi rahatsız etmiş, tükenişlerinin işaretlerini vermeye başlamıştır.
Siyasi iktidarın bu menfi girişimi, siyasal sistemi dönüştürme çabalarında kendisine engel gördüğü tüm anayasal kurumları ve organları bertaraf etme, değiştirme ve nihayet tahakküm altına alma girişimidir. Cümle âlem bilmektedir ki, esasen üç konuya önem verilmektedir. Böylece, suiniyet iyot gibi ortaya çıkmaktadır. Diğer keyfekeder maddeler, tabii ki, bu da onun yanında güzel gösterilerek sunulmak istenmektedir. Aslında topluma sunulan ölüm övücülüğüdür. Ölüm övücülüğü özendiriliyor.
İktidar Anayasa değişikliği ile buna aykırı bir davranış sergilemektedir. Bu tutum ve davranış dahi mevcut Anayasa hükümlerine açıkça aykırılık teşkil etmektedir.”
“Anayasa değişiklik teklifi" olarak sunulan metnin bir tasarı olduğunu da unutmamamız gerekir. Anayasa'nın açık hükmüne rağmen ve bir imza skandalından sonra tasarı içerikli bir teklif olarak komisyona havale edilmesi dikkat çekicidir.”
“Şu anda, halk zaten "Anayasa" demiyor, "açız" diyor ama insanlarımızın açlık ve yoksulluğunun oya dönüştürülmesini önleyen hiçbir tedbir getirilmemektedir. Türkiye'nin şu andaki gündemi, hükûmet sistemi arayışları değil, yasama dokunulmazlığının sınırlandırılması da değil, Türkiye Büyük Millet Meclisinin denetim mekanizmalarının artırılması ve yargı bağımsızlığını arttırıcı çalışmaların yapılmasıdır.”
AKP İktidarı istismarcıdır. Anayasa değişikliğine açılım politikalarının bir yolu olarak yaklaşmaktadır. İktidardan gidici olduğunun farkına vardığından yargıya egemen olmak için çırpınmakta ve toplumu kutuplaştırmaktadır.
“MHP olarak biz bu Anayasa değişikliğine mevcut yöntemiyle esastan ve usulden karşıyız çünkü büyük Türk milletini seviyoruz.”