Ak Parti'nin Türkiye Buluşması Samsun Toplantısı
AK Parti'nin 'Türkiye Buluşması' programı çerçevesinde Samsunlularla bir araya gelen Devlet Bakanı Faruk Çelik ve Devlet Bakanı Mehmet Aydın, gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Türkiye Buluşması Samsun Toplantısı'nın ilk konuşmacısı olan Bakan Çelik, çeşitli konularda açıklamalarda bulundu. DTP'nin kapatılması konusunda açıklamalarda bulunan Devlet Bakanı Faruk Çelik, "AK Parti olarak biz kesinlikle bir siyasi partinin kapatılmasını onaylamıyoruz. Partiler kapatılmamalı, bu bizim ana ilkemizdir. Partiler milletin vicdanında kurulur. Eğer siz etnik milliyetçilik yapıyorsanız, eğer siz ülkeyi bölgecilik adına bölüyorsanız, terörün siyasi uzantısı izlenimini değil görüntüsünü
zevkle, şevkle veriyorsanız, o zaman partilerin de layükel olmadığı düşüncesiyle Venedik Kriterleri çerçevesinde nelerin olduğunu biliyorsunuz. Nedir o, 'Şiddet kullanan ve şiddeti siyasette kullanmayı, şiddeti aracı konumuna getiren siyasi partiler kapatılır' diyor. Geriye dönüp bir bakın DTP'nin neler yaptığını, neler söylediğini, teröristlerle ilişkisiyle ilgili neler yaptığını hepiniz biliyorsunuz. Partiler kapatılmasın, ama bölücülüğe giden, etnik ayrışmaya giden yönleri öne çıkmaya devam ediyor,
ısrarcı oluyorsa burada evrensel kriterler çerçevesinde siyasi partilerin kapatılmaması diye bir şey bu anlamda söz konusu olamaz. Umuyoruz ki, yeni kurulan siyasi parti bunlardan ibret alarak daha dikkatli bir şekilde demokrasiye katkı ve ülke bütünlüğü çerçevesinde siyaset yapmayı yeğler" dedi.
Türkiye'de yaşanan darbelere değinen Bakan Çelik, "Tarihimiz millet iradesiyle, kendilerini millet iradesinin üzerinde gören odakların mücadeleleriyle doludur. Bu mücadelelerin mağduru millet oldu. Bu mücadelelerin galibi de millet oldu. Türkiye'de hukuk dışı yapılanmalar var, bunu 1960 yılından biliyoruz. 1960 yılında ihtilal oldu ve Başbakan başta olmak üzere 3 kişi idam edildi. 1965'te istedikleri olmadı Adalet Partisi tek başına iktidara geldi. 1980'de tekrar hukuk dışı girişimler oldu, ihtilal oldu,
50 kişi idam edildi, 171 kişi işkenceden öldü, 1 milyon 683 bin kişi fişlendi, 30 bin kişi Türkiye'den kaçıp gitti. 'Niye huzursuzluklar çıkıyor' diyorlar, 'Niye ihtilaller çare olmuyor' diyorlar. O kadar gayri memnunlar oluşturuyorsunuz ki, o kadar insanlar eziliyor ki buradan olumlu bir netice çıkması mümkün değil. Arkasından horoz gelecekti horoz bir türlü ötmedi Anavatan Partisi iktidara geldi. 28 Şubat'ta 50 milyar dolar bankalardan çekildi 2001 yılı krizinin mayası 28 Şubat'tır. Çok farklı siyasi
neticeler bekleniyordu, AK Parti tek başına iktidara getirildi. 27 Nisan muhtırası, sonuçta kaybeden Türkiye oldu. Çin, AB, ABD'ye dünyaya sınırları dar geliyor, 'Acaba uzayda başka bir gezegende hayat var mı?' diye çaba gösterirken Türkiye'de 2010 yılında 'Acaba darbe olacak mı, olmayacak mı?' konusu var, ayıptır yazıktır" diye konuştu.
Hükümetin yargıya müdahale ettiği şeklindeki iddiaları yanıtlayan Bakan Çelik, "Ergenekon ile ilgili yürüyen davalar ve soruşturmalar var. Soruşturmayı yargı yapıyor, aramayı yargı yaptırıyor, yargılamayı yargı yaptırıyor, tutuklamayı yargı yaptırıyor, yargı serbest bırakıyor, o zaman sana ne bana ne bize ne. Madem işin başından sonuna kadar yargı karar veriyorsa bizi ilgilendiren bir şey yok ki. Diyorlar ki, 'Siz iktidarsınız sizin bu işe müdahaleniz var' diyorlar. Yemin mi edelim, bizim müdahalemiz
yok, bizim bu konuda deneyimimiz de yok, yargıya nasıl müdahale edilir diye bir geçmişimiz de yok. Böyle bir şey bizim tarafımızdan olması mümkün değildir. Bunları söyleyenlere bakıyorsunuz tecrübeli kadrolu siyasetçiler. Geçmişte belli ki bu işleri yapmışlar şimdide zannediyorlar ki AK Parti'de bu işleri yapıyor, yok böyle bir yağma" şeklinde konuştu.
Anayasanın, yargının millet adına karar verdiğini söylediğini belirten Bakan Çelik, "Son dönemlerde hukukumuz bazı hukuk adamları eli ile belli çevrelerin hukukunu koruma gibi bir noktaya zorlandı. Anayasa Mahkemesi'nin verdiği karar, 367 kararı. Cumhurbaşkanı'nı seçeceğiz 367 milletvekili varsa meclis açılabilecek. Diyoruz ki, Anayasa'da var mı? Yok. Kanunda var mı? Yok. Ahmet Necdet Sezer'i seçerken var mı? Yok. Şimdi niye var? Diyorlar ki 'Şimdi 367 var'. Bizde koşa koşa millete gittik 'Ne diyorsunuz'
dedik. Siz de 'Yüzde 47' dediniz. Ahmet Necdet Sezer bu ülkenin değerli bir insanı, Abdullah Gül'ün değersizliğini nerden çıkartıyorsunuz. Nasıl böyle bir mukayese yapıyorsunuz. Bu gariplikleri yaşadık. Bu karar bir kırılma noktası oldu, aslında milletin vicdanını yaralayan ve güven bunalımı oluşmasına neden olan nokta tam burası oldu" diye konuştu.
Çelik, demokratik açılım konusunda ise şu açıklamalarda bulundu:
"Habur'da yaşananlar, DTP diyordu ki, 'Biz barıştan yanayız'. Barıştan yana olup olmadıklarını Habur'da gördük. Nasıl ikiyüzlü olduklarını gördük. Neresi barış bunun. Yetmedi, Habur'dan sonra İzmir'de konvoy yapmaya kalktılar, halkla karşı karşıya geldiler. DTP gelenleri istismar etti. MHP ile CHP'de Habur'da ki hadiseleri Anadolu'nun her tarafında istismar ettiler. Yazık, Türkiye bunları hak etmiyor. Türkiye'de her babayiğidin işi değil bu ağır yükün altına girmek. İşte bu güçlü iktidar bu işin son
bulması için ayağa kalkmışken ne yazık ki muhalefetin neler yaptığını ibretle gördünüz. Bu muhalefetle ne yapılır ne yapılmaz sizler seçimde takdir edeceksiniz."
Bakan Çelik'in ardından ABD Temsilciler Meclisi Dış İlişkiler Komitesi'nde kabul edilen sözde Ermeni soykırımı tasarısı hakkında açıklamalarda bulunan Bakan Aydın, "Öyle oturup, elinizi şakağınıza atıp, bir yere kağıt atmakla bir ülke hakkında karar veremezsiniz. Yüz sene önce olduğuna inanılan bir konuda karar veremezsiniz. Bu bilimin karar verebileceği bir şeydir. Ben o manzaradan dolayı üzüldüm. Türkiye'nin aleyhinde 1 oy farkla karar çıktığı için üzülmedim, böyle bir oylama konusu olmasına üzüldüm. 1
kişi ile bir milletin kaderi ve tarihi ile karar verilecek, olur mu böyle şey. 21. yüzyılda hani bilim önemliydi, hani bilimsel konuda her türlü çaba sarf edip güvenilir bilgi elde edecektik, o güvenilir bilgi ile birlikte çalışacaktık. Biz başından beri 'Hodri meydan' dedik. Bunlar bizim moralimizi bozmaz, üzülürüz ayrı" dedi.
