Türkiye-ab Müzakere Sürecinde Kamu-sivil Toplum İşbirliği Toplantısı

Gıda güvenilirliği, veterinerlik ve bitki sağlığı politikalarının ele alındığı ''Türkiye-AB müzakere sürecinde Kamu-Sivil Toplum İşbirliği Toplantısı'' Swissotel'de düzenlendi.

Toplantıda bir konuşma yapan Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Egemen Bağış, Türkiye'nin, Belçika'nın Avrupa Birliği dönem başkanlığında yeni fasıl açmamasını eleştirenlere karşılık, "Biz 2 yıldır diyoruz ki, önemli olan fasıl açmak değil, önemli olan zihinleri açmak" dedi.
Bağış, "Gıda Güvenliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Politikası"nın ele alındığı toplantının Türkiye'nin AB standartlarını yakaladığının bir göstergesi olduğunu belirtti. "Türkiye'nin, nüfusunun bütün kesimleriyle, sivil toplumuyla, yerel yönetimleriyle, medyasıyla, hep birlikte AB standartlarına ulaşmak için uğraştığını" kaydeden Bağış, şu ana kadar açılmış fasıllar içindeki en teknik ve kapanış kriterleri açısından en fazla iş birliği gerektiren Gıda Güvenliği Faslı ile ilgili bu toplantıya ev
sahipliği yaptığı için Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker'e teşekkür etti.
"Türkiye'nin 45 yıllık bir beklemeden sonra 17 Aralık 2004 tarihinde mutlu sona ulaştığını ve AB müzakerelerine başlamak için siyasi kararı çıkarttığını" kaydeden Bağış, şu an itibarıyla 33 faslın 13'ünün açıldığını, geriye kalan fasılların 17'si üzerinde siyasi engel olduğunu ifade etti.
Devlet Bakanı ve Başmüzakereci Bağış şöyle konuştu: "Buna rağmen, 9 kasım günü yayınlanan İlerleme Raporu'nda Türkiye'nin son bir yıl içerisinde 33 faslın 33'ünde de ilerleme kaydettiğini görmek istemeyenler, Türkiye'nin müzakere sürecinin yavaşladığını, durduğunu iddia edebilirler. Bu konularda, en hafif tabiriyle 'bilgisiz' köşe yazarları, Türkiye'nin Belçika dönem başkanlığında fasıl açmamasını sanki çok büyük bir eksiklikmiş gibi göstermeye çalışıyorlar. Halbuki biz 2 yıldır diyoruz ki, önemli olan
fasıl açmak değil, önemli olan zihinleri açmak, gönülleri açmak."
Tarım ve Köyişleri Bakanı Mehdi Eker, gıda faslının açılmasıyla birlikte fiili olarak kalite, standart, gıda, hijyen gibi hayatın birçok alanını ilgilendiren konularda artık AB'nin sınırının Türkiye'nin doğu sınırları olduğunu belirterek, ''Yani AB'nin sınırı Gürcistan'dır, Ermenistan'dır, Azerbaycan'dır, İran'dır, Irak'tır, Suriye'dir'' dedi.
Bakan Eker, burada yaptığı konuşmada, gıda konusunun üretici, tüketici, imalatçı, sanayici herkesi ilgilendirdiğini, gıda ile ilgili düzenlemelerin aslında yaşam standardıyla ilgili düzenlemeler olduğunu söyledi. AB ile yürütülen katılım müzakerelerinde Gıda Güvenilirliği, Veterinerlik ve Bitki Sağlığı Politikası faslının 30 Haziran 2010 tarihinde müzakerelere açıldığını hatırlatan Eker, bu fasıldaki hususların ''çiftlikten çatala, meradan tabağa'' çok geniş bir alanı kapsadığını, üretim süreci, bunların
takibi, ham maddeden mamul maddeye bütün safhaları ilgilendirdiğini ifade etti.
Eker, ''Biz diyoruz ki, AB'de hangi standartlarda tüketiciler bu ürünlere ulaşıyorsa, Avrupalı tüketici, Parisli, Londralı, Brükselli, Berlinli tüketici hangi standartlarda, hangi ölçülerle gıda maddelerine ulaşıyorsa, yediği, içtiği gıdalar hangi standartlarda üretiliyorsa Ankara'daki, Eskişehir'deki, Çorum'daki, Hakkari'deki Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları da aynı standartlarda gıda tüketecek, aynı standartlarla üretilen gıda maddelerine ulaşabilecekler. O nedenle toplumdaki herkesi her kesimi
ilgilendiren bir konu'' diye konuştu.
Gıda faslının müzakereye açıldığını, Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu'nun çıkarıldığını, söz konusu kanunun 13 Aralık 2010'da yürürlüğe girdiğini ancak işin bitmediğini anlatan Eker, ikincil mevzuatın, yönetmeliklerin çıkarılacağını, zorlu bir süreci devam ettirmek gerektiğini, bu çerçevede toplumun bütün kesimlerinin, kurum ve kuruluşların işbirliğine ihtiyaç olduğunu söyledi.
Söz konusu kanunla ikincil mevzuat düzenleme yetkisinin de bütünüyle Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na verildiğini belirten Eker, kanunla gıdanın tek otorite altında toplanmasının esasa bağlandığını, Türkiye'de artık gıda güvenliği sisteminin tek başına bir bütün olarak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı otoritesi altına alındığını söyledi. Bu çerçevedeki bütün düzenleme yetkisinin de Tarım ve Köyişleri Bakanlığı'na verildiğini ifade eden Eker, bazı noktalarda standartları değiştireceklerini, üretilen ürünler,
hayvancılık, bazı kimyasal ilaçların kullanımı gibi konularda kıstaslar getireceklerini anlattı.
AB'ye uyumla ilgili yapılan çalışmalara da değinen Eker, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk defa ülke topraklarının bir bölümünde ''şap hastalığından arilik statüsü'' kazanıldığını belirtti. Eker, ikinci safhada Trakya bölgesinde şap ve tüberkülozla da aynı şekilde mücadele edileceğini, bölgenin hayvan hastalıklarından bu manada ari hale gelmesi konusunda çalışma yürüteceklerini bu bölgenin Türkiye'de hayvan ve hayvansal ürünler ihracat üssü haline gelmesini hedeflediklerini kaydetti.
Eker, 14 Şubat 2009'da faaliyete geçen Alo 174 Gıda Hattı'na 50 binin üzerinde katkı sağlandığını da belirterek, denetim programlarını, riskli ürünleri, riskli bölgeleri buraya gelen bilgiler ışığında belirlediklerini, tüketicilerden destek beklediklerini sözlerine ekledi.