Dünya'nın ilk havyan hastanesi yeniden açıldı

Dünya'nın ilk hayvan hastanesi olma özelliği taşıyan Gurabahane-i Laklakan, Osmangazi Belediyesi ve Bursa Fotoğraf Sanatı Derneği'nin (BUFSAD) girişimleriyle yeniden hayat buldu.

Dünya'nın ilk havyan hastanesi yeniden açıldı
Dünya'nın ilk havyan hastanesi yeniden açıldı
Ünlü edebiyatçı Ahmet Haşim'in, ''Bilmem Bursa'yı gezerken gördünüz mü? Haffaflar Çarşısı'nın ortasında bir meydan var. Bu meydan malul hayvanların düşkünler yurdudur. Kanadı, bacağı kırık leylekler, bunamış kargalar halkın sadakasıyla yaşarlar'' diye anlattığı leylek hastanesi, 3 kattan oluşuyor. Hayvanların tedavi edileceği bir odanın bulunduğu binada, fotoğraf sanatçılarına ait bölümler de yer alıyor. Binada haftanın belli günlerinde veteriner hekimlerce hayvanlar tedavi edilecek.

Ecdadın hayvan sevgisini gösteren dünyanın ilk ve tek hayvan hastanesinin açılışında kafasından yaralanan bir leylek tedavi edildi. İlginç görüntülerin oluştuğu açılış töreninde konuşan Osmangazi Belediye Başkanı Mustafa Dündar, hayvan hastanesinin yeniden inşa edilerek topluma kazandırılmasının önemine işaret etti. Ecdadın insanların yanı sıra hayvanlara verdiği önemi de gösteren Grabahane-i Laklakan'ın, bütün dünyaya örnek olduğunu vurgulayan Dündar, dünyanın hemen her yerinde insan haklarının ihlal edildiğini, Türkiye'de ise hayvan hastanesinin de gösterdiği gibi insana ve hayvana her zaman gereken önemin verildiğini dile getirdi. Dündar, hayvan hastanesinde belli günlerde hayvanların tedavi edilmesinin yanı sıra, fotoğraf sanatçılarının da hizmetlerini yürütebileceğini sözlerine ekledi.

AK Parti Bursa Milletvekili Ali Kul ise dünyada açılan ilk ve tek hayvan hastanesi ile gurur duyduklarını ifade etti. Kul, "Bu bina ile ne kadar gurur duysak azdır. Bursa'ya gelen insanlar artık buraya da uğrayacaklar. Tarihin canlandığı bu yerde tarihe tanıklık edecekler. Atalarımızın insan ve hayvan sevgisine bir kez daha hayran olacaklar" dedi.

BUFSAD Başkanı Utku Kayner de Gurabahane-i Laklakan'ın anlamını ilk öğrendiğinde, fotoğrafçıların da göçmen kuşlara benzediğini düşündüğünü, zorlu fotoğraf projelerinden, gezilerinden dönen fotoğrafçıların yaralarını saracak bir eve kavuştuklarını dile getirdi.