BATEM 91 Yasinda
Bati Akdeniz Tarimsal Arastirma Enstitüsü (BATEM) 91. kurulus yil dönümü ve Enstitü Emeklilerine Vefa Etkinligi, Aksu yerleskesinde bulunan Tarimsal Arastirma Enstitüsü’nde kutlandi. Etkinlikte konusan Antalya Valisi Hulusi Sahin, enstitü arazilerinin kismen yapilasmaya açildigini ve bunlara müsaade etmemek için gayret gösterdiklerini belirterek, "Toprak Koruma Kanunu’nu siki bir sekilde uyguluyoruz. Tarim arazilerinde degil dogru araziyle sanayide de yer almak istiyoruz. Avrupa Birligi bütçesinin yarisini tarima ayiriyor. Milli güvenlik meselesi oluyor" dedi.

BATEM’in geçmisten günümüze kadar tarimsal arastirmalari anlatan kisa filmin ardindan konusmalar yapildi. Türk Halk Müzigi mini konseriyle eglenen yaklasik 130 enstitü emekçisine ve katki saglayan kurum yöneticilerine plaketleri takdim edildi.
Programa, Antalya Valisi Hulusi Sahin, BATEM Müdürü Dr. Abdullah Ünlü, TAGEM Daire Baskani Doç. Dr. Davut Keles, Aksu Kaymakami Ahmet Hikmet Sahin, Antalya Tarim Il Müdürü Sakir Firat Erkal, ATB Baskani Ali Çandir, Akdeniz Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekani Mustafa Erkan katildi.
185 adet çesitle Türk tarimina hizmet etmeye devam ettiklerini belirten BATEM Müdürü Abdullah Ünlü, “Uzun yillar yarima yön vermeye çalismis bir kurumuz. 1 Nisan 1933 yilinda Enstitü’müz kurulmus. Farkli 5 tane arastirma enstitünün yillar itibariyle, bölgede yapilan çalismalar itibariyle birleserek bugünlere geldi. 2004 yilinda BATEM ismini aldi. Bünyemizde; meyvecilik, sebzecilik, süs bitkileri, tarla bitkileri, gida teknolojisi, toprak su kaynaklari, biyolojik çesitlilik ve genetik kaynaklar olmak üzere 275 personel ve 41,5 dekar örtü alti, 2203 dekar açik alanda faaliyetini sürdürmektedir. Akdeniz bölgesi endemik bitkiler yönünden çok zengin. Burada tibbi aromatik bitkiler yönünden güçlenerek çalismalarimiza devam ettik. Bugün burada çok çalisan ve emekli olan büyüklerimiz var. Geçmisten günümüze 185 adet çesit tescil edilmis. Bunlarin 94’ü meyvecilik adina ülkeye getirilmis ve ticarete konu olmus bitkiler. Sebze ve süs bitkileri biriminde de ciddi çalismalar gerçeklestirilmis. Ülkemiz 2000 yilindan önce sebze tohumculugunda yüzde 10’larda iken bakanligimizin baslatmis oldugu çalismalarla su anda kendi kendimize yetebilecek sebze tohumculugu üretimi yapmaktayiz. Yazlik ve kislik sebzelerde de basarili çalismalar yapilmaktadir. Tibbi aromatik bitkilerde de 185 adet çesitle Türk tarimina hizmet etmeye devam ediyoruz. Yaptigi tüm ar-ge faaliyetlerimizi göz önüne alirsak ülke ekonomisine ciddi anlamda katki saglayan enstitümüz günümüzde yetistiriciligi yapilan turunçgiller çesitlerinin yüzde 80’ini, nar çesitlerinin yüzde 85’ini, susam çesitlerinin yüzde 70’ini, yer fistiginin yüzde 80’ini, tropikal meyvelerin tamaminda sektöre kazandirmistir. BATEM tarim isletmeciliginin kazançli hale gelmesi ve tarimin ülke ekonomisine katkisini artirmak amaciyla her biri konusunda uzman arastirici teknik personel ile çalismalara devam etmektedir” dedi.
“Tüketimin arttigi tarimin önem kazandigi bir dönemdeyiz”
TAGEM Daire Baskani Doç. Dr. Mustafa Keles, “Her seyin çözümü vardir ama açligin çözümü yoktur. Bunu geçmis yillarda yasanan örnekler bize bunu gösteriyor. Pandemi de bu durum kendini apaçik ortaya koymustu. En son yasanan Rusya-Ukrayna savasiyla da ne kadar stratejik bir durum oldugunu paraniz dahi olsa bazi tarim ürünlerini alamayacagimizi göstermistir. Tarimin gidanin insanlari tetiklemede ne kadar önemli oldugunu görüyoruz. Enstitülülerimiz de çok basarili çalismalar yapilmaktadir. Enstitülerimizin arazileri çok kiymetli oldugu için valimizden himayelerini istiyoruz. Zamaninda bu araziler bataklikti sehirlerin büyümesiyle birlikte bu araziler çok degerlendi. Çünkü tarim alanlari daraliyor nüfus artiyor. Eskiden tabagimizda bir tür varken simdi birkaç çesitle yetinmiyoruz. Yilin 12 ayi domates görmek istiyoruz. Tüketimin arttigi, tarimin önem kazandigi bir dönemde bunu ancak verim ve kaliteyi artirarak iklim degisikligine hazirliklarimizi yaparak ARGE mizi yapmaliyiz” seklinde konustu.
“Antalya artik kahve üretecek”
Cumhuriyetin batakliklari kuruttugunu kaydeden Antalya Valisi Hulusi Sahin, “19. Yüzyilin basinda 400 milyon olan dünya nüfusu 20. Yüzyilin baslarinda 1 milyara çikti. Bugün 8 milyar. Insanlik tarihi boyunca 1 milyara 5 bin yilda ulasan nüfus, sadece 100 sene içinde 8 katina çikiyor. Bu nüfusu beslemek lazim. Bu nüfus eskiden hububatla bir sekilde besleniyordu ama artik beklentiler ve taleplerde çok degisti. Cumhuriyet kuruldugunda Türkiye 13 milyonluk bir ülkeydi. Tarim toplumuydu ama tarimi da son derece verimsiz yapiyordu. Simdi 90 milyonu besliyoruz. Burada sadece besleme yapmiyoruz. Ayni zamanda ciddi tarimsal üretim yapiyoruz ve satiyoruz. 1,2 milyar dolar Antalya’nin ihracati var. Bu üretimimizin yüzde 25’ini teskil ediyor kalani iç piyasaya gidiyor. Antalya zamaninda sitmadan kirilan bir memleket. Batakliklarla arazilerin önemli bir kismi kullanilamiyor. Antalya’nin düz ovasinda insan yasamiyor. Sitma ve bataklik var. Cumhuriyet öncelikle batakliklari kurutuyor. Buralarin islah edilip tarima kazandirilmasiyla büyük bir mesafe kat ediyoruz” dedi.
Vali Sahin konusmasini söyle tamamladi:
“Tarimsal ürün üretmek yeterli degil. Bunu verimli yapmak lazim. 1950 yilindan sonra tarimda makinelesme basladi.
Ürünlerde de çesitlilik artti. 3 bin yil önce insanlarin yedikleri meyveleri biz yemiyoruz. Domates ve patatesi bizim dedelerimiz bilmiyor. 300 yillik bir hikayeleri var. Yakin zamanda ülkemize geldi bu ürünler. Tarim çok hizli degisen ve dönüsen bir sektör ve siz o degisime ayak uyduramazsaniz çok ciddi sikintiya giriyorsunuz. Antalya’da daha kaliteli daha verimli daha degerli ürünler bulduk ve onlar üzerinden gelir temin ediyoruz. Dünyada sebze üretiminde Antalya olarak söz sahibiyiz. Bu enstitü ve büyük kuruluslarin emeklerine borçluyuz. Yesil adalar, muhtesem daglar ve harika deniz. Bunlarin üçü bir araya gelince dünyanin cenneti Antalya. Eger yesil adalari yok edersek portakal bahçelerini kesip beton havuzlari yaparsak bu sehre yazik ederiz. Enstitü arazileri kismen yapilasmaya açildi. Bunlara müsaade etmemek için bizlerde gayret veriyoruz. Toprak Koruma Kanunu’nu siki bir sekilde uyguluyoruz. Tarim arazilerinde degil dogru araziyle sanayide de yer almak istiyoruz. Avrupa Birligi bütçesinin yarisini tarima ayiriyor. Milli güvenlik meselesi oluyor. Pandemide gördük varsa sen de doyuyorsun. Küresel bir kriz geliyor ama firsat da geliyor. Enstitü kahve deniyor. Belki de Antalya artik kahve üretecek.”
