Barış Harekatının 44. Yıldönümü
Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Vakfı Erzurum İl Başkanı Erdal Karagül, “20 Temmuz 1974 yılında verilen mücadele ne kadar kıymetli ve manevi açıdan önemli ise, bugün KKTC’nin bağımsızlığının muhafaza edilmesi ve uluslararası alanda tanınır hale gelmesi için verilecek mücadele de en az o kadar manevi olarak önemli ve kıymetlidir” dedi.

Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Vakfı Erzurum İl Başkanı Erdal Karagül, artık Kıbrıs’ta bağımsız, Rum saldırılarından kendini koruyan, kendi toprakları üzerinde huzur ve barış içinde yaşayan bir devletimiz bulunduğunu dile getirerek, “Kıbrıs’ta geçmişin acı tecrübelerini bir kez daha yaşamamak için KKTC hem Kıbrıslı Türklerin, hem de Türkiye’nin güvenliği ve geleceği için vazgeçilemez bir unsurdur. KKTC Mehmetçiğimizin ve Kıbrıslı Mücahitlerin kanlarını dökerek ve canlarını feda ederek, şehit kanıyla kurdukları bir devlettir.
20 Temmuz 1974 yılında verilen mücadele ne kadar kıymetli ve manevi açıdan önemli ise, bugün KKTC’nin bağımsızlığının muhafaza edilmesi ve uluslararası alanda tanınır hale gelmesi için verilecek mücadele de en az o kadar manevi olarak önemli ve kıymetlidir.”
Prof. Dr. Necmeddin Erbakan Vakfı Erzurum İl Başkanı Erdal Karagül Kıbrıs’ın bizler için 5 bakımdan önemli ve vazgeçilmez olduğunu belirterek açıklamasını şöyle sürdürdü;
“Tarihi olarak Kıbrıs 5 asırdan beri İslam toprağıdır. Asırlar boyunca şehit kanıyla sulanmış, şehitlerimizin emaneti bir topraktır.
Kıbrıs Larnaka’da bulunan Hala Sultan Türbesi nedeniyle bizlere Peygamberimiz SAV in emanetidir.
Kıbrıs bulunduğu nokta itibariyle jeopolitik ve stratejik bakımdan Türkiye’nin güvenliği ve geleceği için hayati öneme sahiptir.
Kıbrıs çevresinde Akdeniz’de bulunan yüz milyarlarca metreküp hidrokarbon ve doğalgaz rezervleri nedeniyle ekonomik bakımdan da vazgeçilmezdir.
Kıbrıs’ta şu anda olduğu gibi Müslüman Türk askeri varlığının devam etmesi Siyonizm’in “Büyük İsrail Planı” için en önemli engellerden bir tanesidir.
Kıbrıs’ta “çözum”e zaten 1974 Barış Harekatı ile ulaşılmıştır. Bu noktadan sonra “çözüm” adı altında dış güçlerin yönlendirmesiyle birtakım maceralara girmek bizim ve Kıbrıslı Türk kardeşlerimizin mevcut haklarını ve kazanımlarını kaybetmesinden başka bir sonuç getirmeyecektir. Bu noktada Türkiye’nin şu anda yapması gereken “çözüm” adı altında Türkiye’nin ve Kıbrıslı Türkler’in aleyhinde olacak girişimlere dahil olmak yerine, Kıbrıs’ın önce İslam Ülkeleri tarafından tanınan bir devlet olması için gereken adımları atmak, Kıbrıs’ın maddi ve manevi açıdan kalkınması için gereken hamleleri başlatmak, Kıbrıs çevresinde, Doğu Akdeniz havzasındaki doğal kaynaklara sahip çıkmak için gerekli adımları atmaktır. Özellikle Doğu Akdeniz’deki muhtemel deniz yetki alanlarında petrol ve doğalgaz arama çalışmalarında iyi sonuçlar elde edilmesi durumunda Türkiye’nin bölgenin enerji nakil pratiğine ek olarak enerji üretim pratiğiyle de öne çıkacaktır. Böylece, Türkiye ile birlikte KKTC de kalkınmış bir ülke konumunda ulaşacaktır. Barış Harekatının 44. yıldönümü vesilesi ile başta merhum Liderimiz Prof. Dr. Necmettin Erbakan Hocamız olmak üzere dönemin hükümetinde yer alıp ahirete göç edenlere, şehit olan Mehmetçiğimize ve Kıbrıslı mücahitlere, Rum katliamlarında hayatını kaybeden Kıbrıs Türk halkına Allah’tan rahmet, gazilerimize sağlık ve afiyetler diliyoruz. Ve son olarak da Erbakan Hocamızın su tarihi sözlerini tekrar ediyoruz; “Bırakın bu Federe Devlet safsatalarını. Bizim bir bağımsız devletimiz var. Efendim ABD’nin hoşuna gitmezmiş. Bana ne Amerika’dan, Bana ne Amerikadan, Bana ne Amerika’dan.”
