Üniversitelilerden Örnek Proje
Gümüşhane Üniversitesi Sağlık Yüksekokulunda eğitim gören altı öğrenci, hazırladıkları proje kapsamında önce lokanta açtı, ardından lokantada "askıda yemek" uygulaması başlattı.
Sağlık Yönetimi Bölümü 3. sınıf öğrencisi Uğur Yaşlı, AA muhabirine yaptığı açıklamada, girişimcilik ve KOBİ dersi hocasının öğrencilerden proje hazırlamalarını istediğini belirtti.
Bunun üzerine Osmanlı'dan günümüze kadar yaşatılan "askıda ekmek" geleneğinden esinlenerek "askıda yemek" adlı proje hazırladıklarını anlatan Yaşlı, "Osmanlı döneminde bir kişi fırına gittiğinde ihtiyacından fazla bir ekmek alırmış ve bunu maddi durumu iyi olmayanlar için orada bırakırmış. Biz de Osmanlı'nın paylaşımcı ruhunun en güzel örneği olan bu geleneği örnek aldık" dedi.
Sınıfındaki 6 arkadaşıyla İnönü Mahallesi'nde kiraladıkları iş yerinde bir aylık çalışmanın ardından lokanta açtıklarını dile getiren Yaşlı, "Yaklaşık iki aydır faaliyette olan lokantamızda askıda yemek Projemizi uygulamaya başladık. Müşterilerimiz yedikleri yemeğin ücretini öderken bir çorba ya da bir tabak yemek parası bırakmaya başladılar. Çorba ve yemek için pullar hazırladık. Müşterimiz çorba parası bıraktığında çorba pulu, yemek parası bıraktığında da yemek pulunu hazırladığımız panoya yapıştırıyoruz" diye konuştu.
Yaşlı, uygulamanın özellikle öğrencilerin dikkatini çektiğini ifade ederek, "Öğrenciler bize 'askıda yemek var mı' diye soruyor, varsa gelip yemeklerini yiyorlar. Yenilen çorba ya da yemek ise ona göre pulu panodan kaldırıyoruz. Lokantamızda altı arkadaş çalışıyoruz. Hepimiz üniversite öğrencisiyiz. Gece öğrenim görenler gündüz, gündüz öğrenim görenler ise akşam saatlerinde çalışıyor" dedi.
-"Bir elin verdiğini alan el bilmiyor"
Abdülaziz Peksoy ise girişimcilik ve KOBİ dersinin kendilerini cesaretlendirdiğini kaydederek, şunları söyledi:
"İş yerimizin hali çok kötü durumdaydı. Tadilat yapmamız gerekiyordu. Lokantamıza 30 bin liranın üzerinde harcama yaptık. Kredi desteği için KOSGEB'e başvurduk. Başvurumuz kabul edildi, yaptığımız harcamanın bir kısmını bize kredi olarak verecekler. Diğer kısmını ise okul harçlıklarımızdan karşıladık. Önceden başka yerlerde çalışıyorduk, biraz birikmiş paramız vardı. Bu birikimimizi buraya aktardık ve çalıştığımız yerlerden istifa ederek kendi iş yerimizde çalışmaya başladık."
İşletmeye biçtikleri ömrün beş yıl olduğunu kaydeden Peksoy, daha sonra şunları söyledi:
"Bizim planımızda ilk altı ayda tanıtım, sonraki altı ayda tutunma, gelecek yıllarda da kara geçmek var. İş yerimizde askıda yemekten faydalanan öğrenciler ya da ihtiyaçlı vatandaşlarımız yediği yemeğin ücretini kimin verdiğini bilmediği gibi yemek parası bırakan vatandaşımız da bıraktığı parayla yemeği kimin yiyeceğini bilmiyor. Yani bir elin verdiğini alan el bilmiyor. İş yerimizin bulunduğu mahallede üç aile ile anlaştık. O gün hangi yemeğin pişirileceğini söylüyoruz, onlar da ücret karşılığı o yemekleri hazırlıyor. Böylece müşterilerimize tamamıyla ev yemeği veriyoruz."
Kaynak: AA
Bunun üzerine Osmanlı'dan günümüze kadar yaşatılan "askıda ekmek" geleneğinden esinlenerek "askıda yemek" adlı proje hazırladıklarını anlatan Yaşlı, "Osmanlı döneminde bir kişi fırına gittiğinde ihtiyacından fazla bir ekmek alırmış ve bunu maddi durumu iyi olmayanlar için orada bırakırmış. Biz de Osmanlı'nın paylaşımcı ruhunun en güzel örneği olan bu geleneği örnek aldık" dedi.
Sınıfındaki 6 arkadaşıyla İnönü Mahallesi'nde kiraladıkları iş yerinde bir aylık çalışmanın ardından lokanta açtıklarını dile getiren Yaşlı, "Yaklaşık iki aydır faaliyette olan lokantamızda askıda yemek Projemizi uygulamaya başladık. Müşterilerimiz yedikleri yemeğin ücretini öderken bir çorba ya da bir tabak yemek parası bırakmaya başladılar. Çorba ve yemek için pullar hazırladık. Müşterimiz çorba parası bıraktığında çorba pulu, yemek parası bıraktığında da yemek pulunu hazırladığımız panoya yapıştırıyoruz" diye konuştu.
Yaşlı, uygulamanın özellikle öğrencilerin dikkatini çektiğini ifade ederek, "Öğrenciler bize 'askıda yemek var mı' diye soruyor, varsa gelip yemeklerini yiyorlar. Yenilen çorba ya da yemek ise ona göre pulu panodan kaldırıyoruz. Lokantamızda altı arkadaş çalışıyoruz. Hepimiz üniversite öğrencisiyiz. Gece öğrenim görenler gündüz, gündüz öğrenim görenler ise akşam saatlerinde çalışıyor" dedi.
-"Bir elin verdiğini alan el bilmiyor"
Abdülaziz Peksoy ise girişimcilik ve KOBİ dersinin kendilerini cesaretlendirdiğini kaydederek, şunları söyledi:
"İş yerimizin hali çok kötü durumdaydı. Tadilat yapmamız gerekiyordu. Lokantamıza 30 bin liranın üzerinde harcama yaptık. Kredi desteği için KOSGEB'e başvurduk. Başvurumuz kabul edildi, yaptığımız harcamanın bir kısmını bize kredi olarak verecekler. Diğer kısmını ise okul harçlıklarımızdan karşıladık. Önceden başka yerlerde çalışıyorduk, biraz birikmiş paramız vardı. Bu birikimimizi buraya aktardık ve çalıştığımız yerlerden istifa ederek kendi iş yerimizde çalışmaya başladık."
İşletmeye biçtikleri ömrün beş yıl olduğunu kaydeden Peksoy, daha sonra şunları söyledi:
"Bizim planımızda ilk altı ayda tanıtım, sonraki altı ayda tutunma, gelecek yıllarda da kara geçmek var. İş yerimizde askıda yemekten faydalanan öğrenciler ya da ihtiyaçlı vatandaşlarımız yediği yemeğin ücretini kimin verdiğini bilmediği gibi yemek parası bırakan vatandaşımız da bıraktığı parayla yemeği kimin yiyeceğini bilmiyor. Yani bir elin verdiğini alan el bilmiyor. İş yerimizin bulunduğu mahallede üç aile ile anlaştık. O gün hangi yemeğin pişirileceğini söylüyoruz, onlar da ücret karşılığı o yemekleri hazırlıyor. Böylece müşterilerimize tamamıyla ev yemeği veriyoruz."
