Kültür Yöneticileri Diyarbakır’da

İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, çözüm sürecinin başarıya ulaşacağına inandığını, ancak bölgeyi sadece silahlardan arındırmanın kalıcı çözümü getirmeyeceğini düşündüğünü belirterek, "Bölgenin tanınması için Güneydoğu'ya niteliği ve deneyimi yüksek yöneticilerin atanmasının tam zamanı.

Sembolik olarak, İstanbul’da görev yapan birini tenzili rütbe olarak değil terfi rütbe olarak Diyarbakır’a atanması gerekir" dedi

İstanbul, Çanakkale ve Edirne il kültür ve turizm müdürleri çözüm sürecine katkı sağlamak için Diyarbakır'a geldi. İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürü Şinasi Haznedar, Edirne İl Kültür ve Turizm Müdürü İrfan Özcan, Mardin İl Kültür ve Turizm Müdürü Davut Beliktay, Şanlıurfa İl Kültür ve Turizm Müdürü Selami Yıldız ve Diyarbakır İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Tevfik Arıtürk, çözüm sürecine katkı sunmak için Diyarbakır’da bir araya geldi. Bir otelin salonunda çözüm süreci ile ilgili olarak edindikleri izlenimi ve önerilerini sunmak için basın mensupları ile bir araya gelen heyet, önerilerini açıkladı.

Heyet adına bir konuşma yapan İstanbul Kültür ve Turizm İl Müdürü Prof. Dr. Ahmet Emre Bilgili, "Bundan on yıl önce sivil bir heyet olarak Diyarbakır’a gitmek istiyoruz diye Ankara’daki üstlerimizden izin istesek, oturun oturduğunuz yerde haddinizi bilin derlerdi" dedi.

Şu an Diyarbakır’da bulunmalarının bile tarihi bir olay olduğunu aktaran Bilgili, bu olayın Ankara’nın da bir tutum değişikliğine gittiğinin göstergesi olduğunu kaydetti.

Bilgili, “Bu süreçte kültürün devreye sokulması gerektiğine inanıyoruz. Kültürün insanların birbirini anlamasında faydalı olacağını düşünüyoruz. Çözümün geniş anlamıyla kültür üzerinden inşa edilebilmesi durumunda sürecin kalıcı olacağını inancımız tam. Sürecin başarısı ülkede yaşayan herkesi ilgilendiriyor. Bu nedenle herkesin geleceği dikkate alarak hareket etmesi gerekir. Yıllar sonra yakalanan bu fırsatın iyi değerlendirilmesi gerekmektedir. Bu ülkenin ve bu bölgenin tarihinde ötekileştirmeden birlikte yaşama tecrübesinin var olduğunu hepimiz biliyoruz. Bu tarihsel referansımız günümüze ve gündelik hayatımıza ışık tutmalıdır. Hiçbir etnik kökeni ve dilini ötekileştirmeden huzur içinde yaşayabileceğimize dair inancımızı kuvvetlendirmemiz ve bunu içselleştirmemiz gerekmektedir" diye konuştu.

Etnik kökeni ötekileştirme temelinde yapılan tartışmaların süreci ve ülke geleceğini tehlikeye atacağına dikkat çeken Bilgili, bu ülkenin ayrışarak değil birleşerek varlığını devam ettirmesi gerektiğini ifade etti.

Bilgili, "Tarihsel ve medeniyet birikimimiz bunu gerektirmektedir. Bu bölgenin toplumsal tarihinde din ve dil hiç bir zaman ayrışmaya sebep olmamış aksine birleştirici bir unsur olmuştur" şeklinde konuştu

Bilgili, sürecin başarıya ulaşacağına inandıklarını ancak sadece silahlardan arındırmanın kalıcı çözümü getirmeyeceğini de düşündüklerini kaydetti.

Bölgenin tanınması için Güneydoğu'ya niteliği ve deneyimi yüksek yöneticilerin atanmasının tam zamanı olduğunu savunan Bilgili, algıyı değiştirecek şekilde kamu görevlilerinin atanması gerektiğini bildirdi. Bilgili, bölgede atılması gereken adımları ise şöyle sıraladı: "Bölgenin terörle anılmamalı için herkesin ve yöneticilerin basın mensuplarının duyarlı davranması gerekiyor. Sürecin sağlıklı devamı için bu bölgedeki STK yöneticilerinin diğer şehirlerimize gelerek o şehirlerin yöneticileri ile görüşmeler yapmasında yarar var. Bölge illerimiz inanç ve kültür turizmi temelli ortak destinasyonlar gerçekleştirecekler.Bu çerçevede bütün bölge illerimizde artacak turist taleplerini karşılamak ve tesis ve hizmet kalitesini artırmak üzere üniversite sektör ve il müdürleri ortak farkındalık ve eğitim çalışmaları yapacaktır. Şehirlerimizin gereği gibi tanımadığından hareketle her ilimizde olan üniversitelerimizde şehirlerimiz ders olarak okutulacaktır. Şehir ve Kültür Diyarbakır gibi. "
Kaynak: İHA