Okullardaki Süt Dağıtımı

Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Ahmet Çolak, UHT ve pastörize sütlerin tamamen doğal sütler olduğunu belirterek, "Her ikisinde de bütün hastalık etmenleri yok edilmiştir, asla toksik ve kanserojen etki asla yapmazlar" dedi.

Okullardaki Süt Dağıtımı
Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi, Süt Teknolojisi Bölümü Eğitim-Araştırma ve Uygulama İşletmesi "sütten zehirlenme" iddialarının gündeme geldiği bugünlerde kapılarını İHA'ya açtı. İşletmede, içme sütü, yoğurt, peynir, dondurma, tereyağı ve kefir olmak üzere 6 temel ünite bulunuyor. Ayrıca, pilot ölçekli süttozu ve evaporasyon ünitesi de bulunan işletmede, bu ünitelerden öğrenci uygulamalarında da yararlanılıyor. Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Çolak, sütün Türkiye'de yeterince üretilebilen bir besin maddesi olduğunu ifade ederek, "Okul Sütü Projesi çok önemli bir proje. 7 milyon çocuğumuza süt dağıtıldı. Sadece bin civarında bir vaka söz konusu. Eğer sütten kaynaklanan bir zehirlenme olmuş olsaydı. Bu insanların hepsinde görülebilirdi. Çünkü zehirlenmeyi oluşturan toksinlerin hasta etmediği insan metabolizması yok. Onun için biz bunu bir laktoz intoleransı olabileceğini veya zehirlenmevakası olmadığını düşünüyoruz" dedi.

"TÜRK İNSANININ ÇOK ÖNEMLİ ÇOĞUNLUĞUNDA LAKTOZ İNTOLERANSI BULUNUYOR"

Sütün içerisindeki laktozun insan vücudu tarafından sindirilememesinden ve vücudun bunun yabancı bir madde gibi algılayıp dışarı almak istemesinden kaynaklanan bir durum olduğunu belirten Çolak, "Özellikle çocuklarımızda bu tür vakalar görülebiliyor. İleri yaşlardaki insanlarda da görülebilir. Şu anda 70 milyona süt içirmeye kalksanız vaka sayısı çok daha fazla olabilir. Çünkü Türk insanının çok önemli çoğunluğunda laktoz intoleransı bulunuyor. Konu toplumun süt alışkanlığı olup olmamasıyla ilgili. Sütalışkanlığı olmayan toplumlarda bu tür olaylar görülebiliyor. Bu durum 'UHT süt zehirliyor, UHT süt zararlı' demek değildir. UHT süt içilebilecek en sağlıklı ve en güvenilir süttür" şeklinde konuştu.

Çolak, UHT sütün içerisinde herhangi bir hastalık etkeni asla bulunmadığını vurgulayarak, "Çünkü uygulanan teknoloji bütün hastalık etmenlerinden arı bir ürün meydana getirir ki bunun adı UHT süttür" dedi.

"SÜT İÇMEYEN VARSA AYRAN İÇEBİLİR, YOĞURT YİYEBİLİR, PEYNİR TÜKETEBİLİR"

"Süt içmeyen bir çocuk varsa ayran içebilir, yoğurt yiyebilir, peynir tüketebilir" diyen Çolak, "Sütte görülen laktoz intoleransı mayalanmış ürünlerde görülmemektedir. Sindirimi çok daha kolay bir hale geldiği için bir problem yaşanmamaktadır" diye konuştu.

Ziraat Fakültesi, Süt Teknolojisi Bölümü'nde sütün vatandaşlara sunulmadan önce ne tür işlemlerden geçirildiğine ilişkin bilgi veren Çolak, "İşlenmiş sütler içerisinde iki tip süt söz konusu. Bunlardan bir tanesi pastörize süt olan ve günlük tüketilen süttür. 2-7 gün arasında tüketilmesi gerekir. Pastörize sütün dışarıda muhafaza edilme şansı yoktur, hemen bozulur. UHT (Ultra-High Temperature) süt ise dayanıklı süt olarak adlandırılır. Raf ömür 3-4 ay civarındadır. Pastörize sütte hastalık etmenlerininönemli bir kısmı, UHT süt ise bu etmenlerin tamamı yok edilir" açıklamasında bulundu.

"SÜT SON DERECE ÖNEMLİ VE ASLA VAZGEÇMEMİZ GEREKEN BİR GIDADIR"

Vatandaşlara çağrıda bulunan Çolak, şöyle konuştu: "Kamuoyunda çok yanlış bilinen bir şey var; deniyor ki pastörize süt dayanıklı süt, UHT süt içinde katkı maddeleri var ki 3-4 ay dayanıyor. Her iki sütte tamamen doğal sütlerdir. Her ikisinde de bütün hastalık etmenleri yok edilmiştir. Asla toksik bir etki yaratmazlar. Herhangi bir kanserojen etki asla yapmazlar. Dolduruldukları ambalajlar Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından onaylanmış ve kabul edilmiş ambalajlardır. Halkımız bunları güvenle tüketsinler. Yaşanan sindirim problemleri zaman içinrahatlıkla aşılabilecek problemlerdir. Kaldı ki alternatifleri olan problemlerdir. Türk insan süt tüketmelidir. Çünkü süt, bağışıklı sistemi ve beyin gelişimi yönünden son derece önemli ve asla vazgeçmemiz gereken bir gıdadır. "
Kaynak: İHA