Hanefi Bostan: “23 Mayıs’ta Grevdeyiz”

Türkiye Kamu-Sen ve Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M.Hanefi Bostan, Türkiye Kamu-Sen, KESK ve Birleşik Kamu-İş’in, 23 Mayıs’ta “İş Bırakma Eylemi” konusunda uzlaştığını açıkladı.

Yazılı açıklama yapan Bostan , “Türkiye Kamu - Sen , yıllardır diyalog , hoşgörü , yönetişim anlayışıyla kamu görevlilerinin hak ve menfaatlerinin ilerletilmesi için mücadele yürütmektedir . Elbette bu mücadelenin öncelikli hedefi kamu görevlilerinin toplu sözleşme , grev ve siyaset haklarını da içeren çağdaş , ILO standartlarında sendikal haklardır . Bu mücadelede toplumumuzun hassasiyetlerini gözeterek , gerginliklerden mümkün olduğunca kaçınarak , milli ve manevi değerlerimizi ön planda tutarak , “önce ülkem” diyerek yer aldık . Ancak , bu iyi niyetimize karşılık olarak memurlarımız aleyhine yürütülen kampanyalara , memurlarımızın kazanılmış haklarının ellerinden alınma gayretlerine maruz kaldık” dedi .

Yöneticilerin yaptığı tüm olumsuzlukların yıllarca memurların sırtına yüklendiğini belirten Bostan , “İş bilmez iktidarın başarısızlıkları , kötü niyetli yöneticilerin beceriksizlikleri yıllarca sırtımıza yüklendi . Özellikle ülkemizde kamu hizmetlerini sevk ve idare etmekle sorumlu olan hükümet üyeleri , sürekli memurlarımızın işe yaramaz , vasıfsız , yan gelip yatan , hizmetin gereklerini yerine getirmeyen kimseler olduğunu ifade ederek , memurlara hakaret ettiler . Kamu hizmetini düzenlemekle ve yürütmekle görevli olan bakanlar , basiretsiz ve beceriksiz yönetim anlayışlarını , liyakatsiz , yandaş yöneticilerle desteklemek isteyince ortaya çıkan aksaklıkların sorumluluğu , fedakâr Türk memurunun omuzlarına yüklendi” diye konuştu .

Memurlar olarak hayatın her alanına hizmet ürettiklerini ifade eden Bostan şunları söyledi ; “Oysa bizler , vatandaşlarımızın doğduğu andan başlayarak , hayatının her anında , her alanında hizmet üretmekteyiz . Hastadan bulaşan virüs nedeniyle can veren doktor ; kilometrelerce ötedeki köye ders vermeye giderken soğuktan donan öğretmen ; haciz ihbarnamesini borçluya tebliğ ettiği için katledilen postacı ; yangın söndürürken hayatını kaybeden itfaiyeci , ormancı ; asayişi sağlarken şehit edilen polis , zabıta ; raylara döşenen bombanın patlamasıyla şehit düşen makinist de biziz . Ancak yöneticiler tarafından her fırsatta hizmet üretmemekle , yan gelip yatmakla suçlanan da biziz . ” Bostan , 2002 - 2012 yılları arasında ülke ekonomisi ortalama yıllık yüzde 6 , 8 oranında büyürken , kamu görevlilerine büyümeden pay verilmediğini belirterek , “Kamu görevlilerine ‘büyümeye ne katkınız var ki!’ denmiştir . Ekonomik kriz dönemleri , çalışanlarımızın haklarının budanması için bir fırsat olarak görülmüş , bu dönemlerde çalışanlarımız işsizlikle tehdit edilerek sesleri kısılmıştır . Daha bir ay kadar önce yatırım paketi adı altında sanayici ve iş adamlarına 2 milyar TL’lik bir kaynak yaratılırken , memurlarımız ve memur emeklilerimiz tam 5 aydır zam alamadan yaşamak zorunda kalmışlardır” şeklinde konuştu .

75 milyonun ortak kaynağından ; milletin yüzde 99’u için ayrılan pay , milletin geri kalan yüzde 1’lik ayrıcalıklı kesimi için ayrılan pay kadar bile olmadığını belirten Bostan , “Sürekli olarak ithalata dayalı arz yaratan bir ekonomik sistemde , talep tarafı yok sayılmak yoluyla sistem çarkları döndürülmeye çalışılmakta , bu da ülkemizin borçlarının katlanarak artmasına neden olmaktadır . Bu sistem istihdamı arttırmamakta , yatırımları arttırmamakta , ücretleri arttırmamakta ; ama bir kesimin parasına para katmakta , işsizlik , yoksulluk ve adaletsizliği arttırmaktadır . Bütçe de , milli gelir de milletin ortak kaynağıdır . 75 milyonun ortak kaynağından ; milletin yüzde 99’u için ayrılan pay , milletin geri kalan yüzde 1’lik ayrıcalıklı kesimi için ayrılan pay kadar bile olamamıştır . Milli gelir içinde personele ayrılan ödenek oranı 2002 yılında yüzde 6 , 6 iken ; 2011 yılında yüzde 5 , 6’ya gerilemiş ; bu da kamu görevlilerimize ödenmesi gereken yıllık 7 , 72 milyar dolar tutarındaki kaynağın , memur ve emeklilerimizin cebinden alınıp , parasına para katan ayrıcalıklı kesime aktarılmasına neden olmuştur” dedi .

Hanefi Bostan son 10 yıl içinde yüzde 68 büyüyen bir ülkede çalışanların pastadan aldığı payın azaldığına dikkat çekerek , “Son 10 yıl içinde toplamda reel anlamda %68 büyüyen bir ülkede , çalışanların pastadan aldığı pay azalıyorsa , burada bir tutarsızlık ve adaletsizlik var demektir .

Görülüyor ki ; ekonomi büyürken de krize girdiğinde de hedef tahtasına oturtulan yine memurlar olmuştur . Ancak sorunumuz yalnızca ekonomik değildir . Bizim anlayışımızda ahlaki değerler , her şeyden önce gelmektedir . Bize göre bir resmi yetkili , bir konuda söz veriyorsa ; artık verdiği sözü yerine getirmek o kurumun boynunun borcudur . Kamu görevlileri olarak , 2012 yılına dek yürütülen toplu sözleşmelerde , yetkililerce verilen sözlerin ve imza altına alınan konuların boşta kaldığını gördük . Bu durum bizlerin , kamu mercilerine karşı güvenini sarsarken ; yetkililerin de memurlarımıza karşı olumsuz bir tavır sergilediklerinin ispatı olmuştur . Verilen sözlerin tutulmaması bir tarafa , bu süreçte hükümetin imza altına alarak yerine getirmeyi taahhüt ettiği , yasal yönden de zorunlu olarak yapması gereken düzenlemeleri dahi gerçekleştirmeyerek , güvenilirliğine bir gölge daha düşürmüştür” diye konuştu .

Hanefi Bostan , “Yetkililerin üzerine düşen sorumlulukları yerine getirmemesi nedeniyle kamu görevlilerinin sorunları çözümsüz kalmış ; sözleşmeli statü , taşeronlaşma , özelleştirme gibi yanlış politikalar nedeniyle de yeni mağduriyetler ortaya çıkmıştır . Diyalog , müzakere ve anlaşma , karşılıklı güven esasları çerçevesinde yürütülen kavramlardır . Bu yapılanlar karşısında memurlarımızın siyasetçilere güveni de kalmamıştır . Bu süreçte memurlarımız dışlanmış , terk edilmiş ve aldatılmıştır . Diyaloga direnen , müzakereye kapalı , verdiği sözü yerine getirmeyen bir iktidarla neyin konuşulacağını , hangi konuların karara bağlanacağını kamuoyunun takdirine bırakıyoruz” diye konuştu .

Toplu sözleşme ve grev hakkı , kamu görevlilerinin uluslararası sözleşmelerden doğan Anayasal haklarını olduğunu belirten Bostan , “Ancak yıllar süren mücadelemiz sonucunda yapılan düzenlemede grev hakkı görmezden gelinmiş , toplu görüşmenin bile gerisinde bir sistem getirilmiştir . Bu yolla , toplu sözleşme sistemi sulandırılmış , sürüncemede bırakılmış ve gücümüz , sarı sendikalarla kırılmak istenmiştir . 2012 yılının Nisan ayı itibarı ile yıllık enflasyon yüzde 11 , 14 olarak tespit edilmiştir . 2012 Ocak - Nisan arasında ise fiyatlar genel düzeyinde yüzde 3 , 09’luk bir artış olmuştur . Nisan ayı başında yapılanlarla birlikte son bir yıl içinde doğalgaza yüzde 33 ; elektriğe yüzde 22 ; benzine yüzde 23 ; mazota yüzde 24 zam gelmiş , bu şartlarda ne kamu görevlilerimizin ne de emeklilerimizin insan onuruna yaraşır bir hayat sürme şansı kalmamıştır” dedi .

Bostan , “Ancak , hükümetin taraflı tutumuyla oluşturulan toplu sözleşme masasında kamu görevlilerimiz , emeklilerimiz , dul ve yetimlerimiz için sunulan maaş artış teklifi , yüzde 3+ yüzde 3 ; yıllık toplam yüzde 6 olmuştur . Dolayısıyla bu teklif , dört aylık enflasyon artışını dahi karşılamaktan uzaktır . Bir taraftan Türkiye’nin ekonomisi en hızlı büyüyen ülke olmasıyla övünen yetkililerin , diğer taraftan memurlarına ve emeklilerine 4 aylık enflasyonun dahi altında bir maaş artış teklifi sunması anlaşılır ve kabul edilebilir değildir” şeklinde konuştu .

Bostan , taleplerinin dikkate alınmadığına dikkat çekerek , “Tam 5 aydır hiç zam alamayan kamu görevlilerimiz , 666 sayılı KHK ile ek ödemelerde yaratılan adaletsizliklerin çözülmesini , bir saatlik fazla çalışma karşılığında ödenen brüt 1 , 35 TL’nin , hiç olmazsa çalışanın bir saatlik gerçek ücreti tutarına çıkarılmasını , 4/C’li çalışanlarımızın insan haklarına aykırı uygulamalarla çalışmaya mahkûm edilmesinden vazgeçilmesini , mağdur edilen , unutulan 4/B’li ve diğer sözleşmeli çalışanlarımızın kadroya geçirilmesini , işyerlerinde yaşadıkları sorunların çözülmesini beklerken ; aylarca çalışıp , günlerce müzakere ettiğimiz taleplerimizin neredeyse hiçbirinin dikkate alınmadığını görünce büyük bir hayal kırıklığı yaşamışlardır” dedi .

Türk memurunun itibarının zedelendiğini ifade eden Bostan , “Kamu görevlilerimizin acil çözüm bekleyen yüzlerce sorunu varken , Kamu İşveren tarafının dalga geçercesine , bazı kamu görevlilerimize yoğurt , süt gibi gıda maddesi yardımı yapılması önerisi , toplu sözleşme görüşmelerinin “cacık”a çevrilmesi girişimlerini de bütün açıklığıyla gözler önüne sermiştir .

Türkiye Kamu - Sen olarak yıllarca kamu görevlilerinin sorunlarını anlatmaya , makul taleplerini hükümete iletmeye çalıştık ; ancak hükümet adeta sorunları çözmemek için bizlerle mücadele etti . Türk memuru horlandı ; itibarı zedelendi , aldatıldı ; ama hizmet üretmeye devam etti . Bizler 75 milyon vatandaşımızdan ayrı olmaksızın , aynı geminin yolcularıyız . Gidişatın olumlu olmadığı gün gibi aşikârdır . Bu gidişe “dur!” demek hepimizin boynu borcu , vatandaş olmamızın bir gereğidir . Bizler bugüne kadar diyalogun her yolunu denedik , hoş görünün her türlüsünü gösterdik , sabrımızı sonuna kadar zorladık . Ama yaptığımız her iyi niyetli girişimde , adres olarak sokaklar gösterildi . Artık bıçak kemiğe dayanmıştır” diye konuştu .

Bostan son sözün bittiği yerde son çarenin eylem olduğunu ifade ederek , “Söz bitmiş , hoş görümüz karşılıksız kalmış , diyalog mekanizması tahrip edilmiştir . Son çare eylemdir . Hakkımızı almak , iktidarı uyarmak , Türkiye’nin demokrasi ile yönetildiğini ; demokrasinin temelinde tüm kesimlerin haklarının korunması geldiğini hatırlatmak için ; Ülkemizin kaynaklarının adil bir şekilde paylaştırılması için ; Yalnızca memurların değil , işsiz , işçi , esnaf , çiftçi , emekli , dul ve yetimlerin de seslerine kulak verilmesi için 23 Mayıs’ta iş bırakıyoruz . Son çare olarak , 23 Mayıs 2012 Çarşamba günü hizmet üretmeyerek , memurlarımızın ve emeklilerimizin bütün ümitlerini bağladığı toplu sözleşme görüşmeleriyle adeta alay edercesine , memurlara süt , yoğurt verilmesini önerenlere bir cevap verme gereği hâsıl olmuştur . Bu cevap , Türk memurunun kim olduğunu ve ne denli önemli görevler yürüttüğünü , bizlerle adeta dalga geçenlere , bizleri yok sayanlara anlatacaktır . Bu nedenle bütün sivil toplum örgütlerine 23 Mayıs’ta “Bir günlük iş bırakma” eylemimize destek verme çağrısı yapıyoruz . KESK yetkilileri ile yaptığımız görüşmeden olumlu sonuçla ve mutabakatla ayrıldık . 23 Mayıs günü Türkiye Kamu - Sen ve KESK’e bağlı sendikalara üye memurlar , birlikte iş bırakma eylemi yapacaklardır . Ayrıca Birleşik Kamu - İş de aynı gün kendisine bağlı üyelerle iş bırakma eylemine katılacaktır” dedi .

Eylemin , toplu sözleşme görüşmelerine en çok üyeye sahip konfederasyon sıfatıyla oturan Memur - Sen için bir fırsat olarak görülebileceğini ifade eden Bostan , “Konfederasyon Başkanımız Sayın İsmail Koncuk 14 Mayıs günü Memur - Sen Genel Merkezi’ne bir ziyaret gerçekleştirerek , Memur - Sen Genel Başkanı Ahmet Gündoğdu’ya iş bırakma eylemini birlikte yapmayı , güçlerimizi birleştirerek kamu görevlilerimizin haklarının alınması konusunda hedef birliği yapmayı önerdi . Bu eylem , toplu sözleşme görüşmelerine en çok üyeye sahip konfederasyon sıfatıyla oturan Memur - Sen için bir fırsat olarak görülebilir . Çünkü bizlerin meydanlarda kamu görevlilerimiz adına vereceği mücadele masada , ellerinin güçlenmesini sağlayacak . Ancak şu ana kadar Memur - Sen tarafından herhangi bir cevap gelmedi” diye konuştu .

Hanefi Bostan , kamu görevlilerinin yüzlerini güldürecek bir revize teklif gelmesi durumunda , eylem kararlarından vazgeçebileceklerini belirterek , “Bizler , yine de toplu sözleşme masasına ve diyaloga verdiğimiz öneme binaen , 21 Mayıs’a kadar , bu masadan kamu görevlilerimizi , emeklilerimizi , dul ve yetimlerimizi ve aileleri ile birlikte 20 milyon vatandaşımızı mutlu edecek bir gelişme bekleyeceğiz . Kamu görevlilerinin yüzlerini güldürecek bir revize teklif gelmesi durumunda , biz de eylem kararımızdan vazgeçebiliriz . Bilinmelidir ki ; eylemimiz asla devletimize ve bizlerden hizmet alan vatandaşlarımıza karşı olmayacaktır . Bizler yıllardır Türk memurunu yok sayan , sorunlarımıza çare üretmeyen , önümüzü tıkayan ve bizlere başka çıkar yol bırakmayanlara karşı demokratik hakkımızı kullanacağız . ” Dedi .

Yıllardır vatandaşlar için görevde olan memurların , bu kez yine vatandaşlar için , “grevde” olacağına dikkat çeken Bostan sözlerini şu şekilde tamamladı ; “23 Mayıs Çarşamba günü Türk memuru ülke genelinde hayatı durduracaktır . 23 Mayıs’ta Türk memuru , insanca bir yaşam için , adil bir yönetim için , toplu sözleşme ve grev hakkı için demokratik hakkını kullanacaktır . O gün trenler çalışmayacak , otobüsler işlemeyecek , öğretmenler ders vermeyecek , uçaklar havalanmayacak , otoyol gişeleri hizmet vermeyecek , vergi toplanmayacak ; kısacası kamuda hizmet üretilmeyecektir . 23 Mayıs günü tüm vatandaşlarımızdan çocuklarını okula göndermeyerek , acil durumlar dışında hastanelere gitmeyerek , zorunlu olmadıkça kamu kurumlarından hizmet talep etmeyerek bizlere anlayış göstermelerini bekliyoruz . Yaşanacak aksaklıkların sorumlusu , sesimizi duymayan , sorunlarımızı görmezden gelen , enflasyonun altında tekliflerle memurlarımıza sefaleti lâyık gören ve bizlere başka çıkar yol bırakmayanlardır . ”
Kaynak: İHA