
Parti meclisini tarihi Hava Gazı Fabrikasında toplayan CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, hükümeti sert sözlerle eleştirdi. Türkiye`nin dış politikadaki konumunu ve Ortadoğu ile olan ilişkilerini değerlendirerek hükümete topal ördek benzetmesi yapan Kılıçdaroğlu, "İsrail"in avukatlığını ben mi Recep Tayyip Erdoğan mı yapıyor?" dedi. Basına açık ve kapalı olarak iki aşamalı gerçekleşen toplantıda partililerine hitap eden CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, AK Parti iktidarında Türkiye`nin ulusal davalarda ve projelerde kaybeden taraf olduğunu dile getirdi. Başbakan`ın Kılıçdaroğlu`nu İsrail`in avukatlığını yaptığı benzetmesine açıklık getiren Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "İsrail`in avukatlığını yapan ben miyim? Recep Tayyip Erdoğan mı? Partimin de adı üstünde. Ben sadece halkımın avukatlığını yaparım Siz o üstün hizmet madalyasınıiade edecek misiniz etmeyecek misiniz?" Şimdiye kadar hiçbir yerde papaz elbisesi giymediğini anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Bunu giyen insan yapar, ben hiçbir zaman BOP eş başkanı olmadım bunu da savunmadım. Hiçbir zaman ABD askerlerine başarı dilemedim. Yapılan sadece cambaza bak olayıdır. Hem İsrail karşıtı gibi bir politika güdeceksiniz hem de füze kalkan projesini destekleyeceksiniz. Füze kalkanı kimi korumak için geliyor. İran`a karşı İsrail`i korumak için. Halkı kandırıyorlar. Onun maskesini indirmek benim görevim." TOPBAŞ VE GÖKÇEK`İ İZMİR`E GÖNDERSİN AK Parti ile partisi olarak benzer yanının olduğunu söyleyen Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan`a seslenerek kent belediyeciliğini kanıtlamak için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek`in, İzmir`e gönderilmesini istedi. Kendi iç çekişmelerinden dolayı gerçekleri halka anlatamadıklarını açıklayan Kılıçdaroğlu; sözlerine şöyle devam etti. "AK Parti` nin temel özelliklerinden birisi pireyi deve yapabilmesidir. Biz ise yaptıklarımızı yeteri kadaranlatamıyoruz. Başbakana açık çağrıda bulunuyorum. Eğer bir kent nasıl yönetilir borçlar varsa nasıl ödenir, taşeronlaşma nasıl kaldırılır öğrenmek istiyorsa iki büyük kentin belediye başkanını İzmir`e göndersin. Topbaş ve Gökçek`i İzmir`e göndersin. O zaman üçüncü bir isteğimiz daha var. Bir TV kanalına çıkaralım. Bir kentteki ormanlar nasıl yok edilir? Bir kent ormanı nasıl yaratılır? Biz kent ormanı yaratıyoruz daha hayvanat bahçesi nasıl kuralım diye uğraşıyorlar. Onların rüyaları bile bizimhedeflerimize yetişemez. Bir kusurumuz var yaptıklarımızı iyi anlatamıyoruz. Kusurun temel nedeni şu ki her yerde söyledim sadece biz kendi iç çekişmelerimizle uğraştığımız için gerçekleri yaptıklarını halka anlatamıyoruz."Parti meclisini İzmir`de toplamalarının nedeninin bu olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bu kadar güzel işler yapıyoruz. İzmirli daha fazlasına layık. Yıllar yılı dediler altın boynuzu yüzer hale getireceğiz diye ben inanıyorum bizim belediye başkanımız İzmir körfezini yüzer hale getirecektir. Ankara, 30 yıldır metroyu yapamadı. En son dediler ki beceriksiz belediye başkanı olmaz ihaleyi ulaştırma bakanına verdiler. İzmir ana kent belediyesi olarak başkanın izniyle onun adınasöylüyorum AK Parti hükümeti tek talebimiz var gölge etmesinler. O kadar hiçbir şey istemiyoruz. Projeleri engelliyorlar yaşama geçirilmesini istemiyorlar. Engellemekle bu iş olmaz. Bütün engelleri aşacağız ama zaman kaybediyoruz ne yaparlarsa yapsınlar İzmirliye hak ettiği değeri vereceğiz." İzmirlinin gerçekleri gördüğünü anlatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: "Başbakana bir çağrı daha İzmir`e geldiğinde ilk olarak gidip doğal yaşam parkını bir gezsin bakalım. Görsün bakalım. Orası sadece İzmir için değil Avrupa için önemli bir merkezdir. Türkiye için önemli bir merkez İzmir`e hava yolu ile gelip İzmir`i kötüleyip İstanbul`a Ankara`ya gidiyor. Biz bunu yutmayız, yutturmayız. Kusura bakma." Başbakan Erdoğan`ın Avrupa vizyonu olmadığını ifade eden Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Recep Tayyip Erdoğan partisinin iktidarlığında hafızaları yoklayalım Avrupa Birliği müzakere sürecinde gün ortasında fener alayları düzenleyerek `AB`ye katıldık` diye görkemli törenler düzenledik. Daha açılması gereken fasılların 10`da 1`i bile açılmadı. Sürecin tamamlanması bir yüzyılı alacaktır. AK Parti iktidarının izlediği bu politika böyle devam ederse sonuç almamız zor. Başbakan çıkmış diyorki; `Siz bizialmazsanız Kopenhag kriterleri yerine Ankara kriterlerini koyarız.` Bu bir itiraftır. Başbakanın Avrupa vizyonu yoktur. Halkımız açıkça aldatılmıştır. İsteksizci ve kaplumbağa hızıyla yürütülen müzakereler dostlar alışverişte görüşünden başka amacı kalmamıştır. Türk dış politikası artık doğu batı ekseni üzerinde şekillenen saygı gören niteliğini kaybetmiştir. Türk dışişlerinin engin deneyimi birikimi saygınlığı sağduyusu ve ciddiyeti terk edilmiş, Türk dış politikası üslubuna uygun olarak icraedilmemektedir." DENKTAŞ ÇİZGİSİNE DÖNDÜLER Başbakan Erdoğan`ın şiddet temsilcilerine benzediğini aktaran Kılıçdaroğlu, Türkiye`nin her hafta bir başka ülke ile savaş konumuna taşındığını ancak Deniz Feneri Davası söz konusu olduğunda hükümetin eteklerinin tutuştuğunu söyledi
Kıbrıs konusunda tekrar Denktaş çizgisine dönüldüğünü belirtenKılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Daha ne kadar Kürt açılımı kavramlarıyla halkı oyalayacaklar? Başbakan bugün ağzından kan damlayan şiddet temsilcisine dönüşmüş durumda. Ermeni açılımı dediler. Hem Ermenistan`dan uzaklaştık hem de Azerbaycan`ı kaybettik. Nabuko dediler, yıllardır Nabuko`dan eser yAzim hedeflerimize yetişemez. Biok. 9 yılda 9 santim boru bile döşenmedi. Suriye ile gümrük birliğine gidildi, Suriye`yi savaşla tehdit eder duruma geldiler. Libya konusunda tükürdüklerini yaladılar. Bulisteyi uzatmak mümkün. Son iki ayda yaşanan skandallarının her biri iktidarının sonunu getirmeye yetmişdir." Ülkenin kan gölüne döndüğünü ama iktidarın umurunda olmadığını anlatan Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu: "Türkiye her hafta bir başka ülke ile savaş konumuna geliyor hükümetin umurunda değil. İş deniz feneri davasına gelince hükümetin etekleri tutuşuyor. Davaya bakan hakim ve savcıların görev yerini değiştirerek davanın seyrine müdahaleyi bunlar icat etti. Hiçbir ülkede böyle bir olay zaten yaşanmaz. Yaşanırsa bedeli ağır olur. Türkiye`nin önündeki soru şudur: `Bu baş bu yastıktan kalkar mı kalkmaz mı?` Bizegöre kalkmaz. Hükümet olarak işlevsel olarak topal ördektir." TÜRKİYE TEK PARTİ İKTİDARINA MAHKUM EDİLEMEZ Hükümetin izlediği politikalardan dolayı yerel seçimlerde biletinin kesileceğini belirten Kılıçdaroğlu, parti olarak halkın güvenini pekiştirmek için çalışacaklarını dile getirdi. Kılıçdaroğlu, konuşmasını şu sözlerle sonlandırdı: "Yerel seçimlere gidiş süreci hükümetin biletinin kesileceği bir süreç olabilir. Yanlışın yanlışlığına güvenerek söylüyorum. Türkiye`nin AKP martjinalitesine taşıyacak gücü kalmadı. Onlar Türk milletini kendilerine mahkum edecek tertipler peşinde olsa da bu tertipler boşaçıkacaktır. Türkiye asla bir tek parti hegemonyasına razı olmayacaktır. Halkımıza bu açıdan güveniyoruz. Güvenimizin pekişmesi bizim parti olarak çalışmamıza bağlı. Mücadele edeceğiz. CHP olarak bizim tarihi görevlerimizdendir. Türkiye Cumhuriyeti, AK Parti diktatörlüğünden kurtulmak zorundadır. Parti meclisimize İzmir`de başladık sürdüreceğiz. Gerçekleri öğrenmek ve kamuoyuna aktarmak gibi görevi yerine getirmek zorundayız."