Rehberlik ve Araştırma Merkezi (RAM) Müdürü Uzman Psikolojik Danışman Abdulkerim Işık, 2011-2012 eğitim öğretim yılı için velilere, öğrencilere ve öğretmenlere uyarılarda bulundu ve önerilerini bir bir sıraladı.

Işık, "İlköğretime başlamadan okulöncesi eğitime devam eden çocukların birçok konuda önemli gelişmeler sağladığı artık önemli bir eğitsel tespittir. Ayrıca okulöncesi eğitime devam eden bir çocuğun, diğer çocuklara nazaran fazla bir uyum problemi yaşamadığı, kendisine olan güveninin daha yüksek olduğu da bilinmektedir. Okula yeni başlayan çocuklar için öğretmenlerin daha dikkatli olması gerekmektedir. Öğretmenler mutlaka onlara bir anne-baba şefkatiyle yaklaşmalı ve daha esnek davranmalıdır. Aslında buesneklik İlköğretimin ilk yılları için tüm çocuklara gösterilmelidir. Kişilik gelişimi ve kazanımının en hızlı olduğu bu dönemde, çocukları gereğinden fazla sıkmamalı. Sevgi, şefkat duygularını her alanda yoğunlaştırmalıyız. Ayrıca ara sınıflardaki öğrenciler için de okulların eğitim-öğretim sürecine başlamaları özel bir heyecan ve özlem konusudur. Bu aynı zamanda tüm toplumsal hayatta başlatılacak büyük bir hareketin de başlangıcıdır. Artık tüm yaşantımız ve toplumsal düzenlemeler adeta okulların varlığınaentegre olmuş durumdadır. Yani okullarla birlikte büyük hareket başlıyor. Özellikle uzun bir tatilin sonrasında öğrencilerin yeniden derslere motive olması ve okulun havasına girmesi için normalden daha fazla destek ve sabır gerekebilir. Ailelerin bu konularda aceleci davranarak çocuklarını sıkmamaları, öğretmenlerin ise olası problemlere anlayışla yaklaşması önemlidir" dedi. Işık, açıklamasına şöyle devam etti: "Yeni eğitim anlayışı da beraberinde getirdiği değişimlerin yanında artık dinamik ve gelişmeye açık eğitim ortamları ve eğitimciler gerektirmektedir. Bu beklentinin de karşılanması oranında uyum, başarı, mesleki tatmin ve mutluluk sürece renk katacaktır. Bir diğer önemli konu ise; Okul ve kurallı bir ortamla ilk karşılaşacak çocuklarımız için okul fobisi ya da ayrılık kaygısı konusunun ele alınmasına önemli ihtiyaç hissedilmektedir. Çocuklardaki okuldan aşırı korku;kaynağını genellikle aileden almaktadır. Çocuk aile içindeki düzenini, özellikle annesini kaybetme korkusu içine girer. Bu korku çocukta bilinç düzeyine gelmez ve çocuk bu korkuyu okula yansıtır. Okul fobisinin temel belirtisi; çocuğunun okuldan korkması ve okula gitmek istememesidir. Korku tüm okula karşı olabileceği gibi herhangi bir çocuğa ya da öğretmene, herhangi bir derse karşı olabilir. Bazı çocuklar anne-babalarından kendini sadece okula kadar bırakmalarını ister. Anne-baba çoğu zaman bu durumkarşısında çocuğu okula göndermeyi başaramazlar. Bazı çocuklarda hiç okula gitmek istemez evde kalmak ister. Genel olarak okul fobisi olan çocuklar; kendine güveni olmayan, kendi kendine bir iş yapamayan, anne-babaya bağımlı çocukladır. Özellikle ilköğretim okulu birinci sınıfta okula başlarken anneden ayrılma güçlüğü gösterirler. Hemen hemen bütün okul fobisi olan çocuklar aile bireyleri dışındaki yabancı kişilerle sosyal ilişki kurmakta güçlük gösterirler ve utangaçtırlar. Daha aşırı hallerde buçocuklar evden dışarı çıkmaktan kaçarlar ve devamlı üzüntülü görünürler. Çocukta okul fobisi bazen de bedensel yakınmalar şeklinde görülür. Mide bulantısı, kusma, uyku bozuklukları ve baş ağrılarından en sık olarak da karın ağrılarından yakınmalar görülür. Temelde psikolojik nedenlere bağlı bedensel yakınmalar o derece kuvvetli ortaya çıkar ki çocuk artık okul korkusundan yakınmaz. Bu durumda anne-baba çocuğunu okula göndermez, doktora başvurur böylece ilk aşamada okul fobisi ile çocuk doktoru ilgilenir.Bu muayeneler sonucunda bedensel bozukluğun olmadığı ortaya çınca çocuk tekrar okula gönderilir. Bu durumda çocuk doğrudan okul korkusunu gösterir aynı zamanda anne-babaya karşı saldırgan ithamlar başlar. Okul fobisi olan çocuklarda bedensel şikayetler genel olarak sabahları okula gitmeden önce başlar ya da Pazar akşamları görülür. Çocuğun evde kalmasına izin verildiği ya da tatil günlerinde bu tür şikayetler ortadan kalkar." Işık, okul fobisinin oluşmasını engellemeye yönelik önerilerini şu şekilde sıraladı:"Çocuğun okula gitmek istememesinin nedenlerini araştırın. Çocuğa karşı tutumlarda aşırı koruyucu ve aşırı esnek olunmamalıdır. Çocuğun bağımlı olduğu ebeveyn yerine okula diğer ebeveynin götürmesi sağlanmalı. Çocuk okulda olduğunda kaygılandığı her ne ise o konuda belli bir güven kazandırılmaya çalışılmalıdır. Okula gitmediği için çocuğu suçlamaktan kaçının. Okula gitme konusunda aile üyelerinin kararlı ve ısrarlı olmasıgerekir. Çocuğun okula gitmek istememesinde gerçekte organik kökenli bir rahatsızlık olup olmamasına dikkat edin. Okul ortamı çocuk için okul fobisi oluşturuyorsa o zaman öğretmen sınıf içi etkinliklerini çocukların düzeyine uygun ve zevkli olmasına dikkat etmelidir. Öğretmen çocuğun sınıf içinde mutlu olabilmesi ve sınıf ortamına katılımının sağlanması için destek olmalıdır. Öğretmen çocuğa karşı anlayışlı olmalı ve zorlayıcı tutumlardan kaçınmalıdır. Öğretmen çocuğu okula biraz alıştırdıktan sonra onagörevler vererek önemini ve işlevini vurgular Her şeyden önce bu tür problemler yaşandığında ilk elden rehberlik yardımının alınması ihmal edilmemelidir."