Aşk İle Yapılacak Bir İş: Ahşap El Oymacılığı

Türk el sanatlarının önemli kollarından biri olan ahşap oymacılığını yaşatmayı sürdüren Hasan Usta, söz konusu sanat dalının unutulmaya yüz tuttuğunu belirterek, "Eğer bir avuç kalmış ustalar da bu işi bırakırsa sanatımızı gençlerimize ancak müzelerde gösterebiliriz" dedi.

Aşk İle Yapılacak Bir İş: Ahşap El Oymacılığı
Beykoz`da yaşayan ve aslen Sinoplu olan 51 yaşındaki Hasan Ercan, ahşap oymacılığının tüm örneklerini bilen nadir isimlerden biri. Dedesinin dülger olduğunu belirten Ercan, ahşap oymacılığına genç yaşlarda merak sarmış. Lise dönemlerinde maketlere, çizimlere olan ilgisiyle dede mesleğini sürdürmeyi hayal ettiğini söyleyen Ercan, annesinin isteğiyle girdiği kundura fabrikasında da sadece 18 ay çalışabilmiş. Hat dersi aldığı Hasan Çelebi`nin de tavsiyesiyle fabrikadan ayrılan Hasan Ercan bundan sonrakendini tamamıyla sevdiği iş olan sanata vermiş. Hat sanatıyla uğraşırken rumilere ve nevatilere merak salan Hasan Ercan, sonraları çalışmalarını ahşap üzerine oyma olarak yapmaya başlamış. Daha sonra hat ustası Hasan Çelebi ile Kuba Mescidi`nin levha yazılarının yazılması işini yapan Ercan, "Bazen düşünüyorum da iyi ki bu işlerle uğraşmışın. Eğer o zaman bu ince işlerle maketlerle uğraşmasaydım, belki bu işleri sevemezdim. Eğer fırçalarla, kalemlerle oynamasaydım bir Kuba Mescidi`ni yazmak bana nasipolmazdı" dedi.

Daha sonra kendi atölyesini açarak klasik işler yapmaya başlayan Hasan Ercan zaman içerisinde yaptığı işlerle kendini geliştirdiğini ancak bu işin sonunun olmadığını düşünüyor. Ürdün`re açılan bir yarışma ile Mescidi Aksa Camii`nde çalıştığını da anlatan Ercan, "Oraya kendi yetiştiğim kalfam oğlumu götürdük ve orada iyi bir tecrübe kazandı. Ben de yapabilmeme rağmen ben de çok şey kazandım. Yani bu işin bu işin sonu yok, bitmez bir derya. Onun için bu işin sonu olmayacağı gibi her zaman için güzel işleryapabilmek, güzel işlerle uğraşmak bir sanatkarın şiarı olmalıdır" diye konuştu.

Yaklaşık 25 yıldır araklıksız olarak bu işi yaptığını anlatan Ercan, oymacılık sanatının bugün geldiği durumu eğitim sistemine bağlıyor. Eskiden çocukların ilkokulu bitirdikten sonra bir ustanın yanında sanatkar olmak için çırak olarak verildiğini anlatın Hasan Usta, artık çocukların iyi birer eğitim almak çin okuduklarını ve bu süre zarfında da öğrenme ve bu işe şevkle sarılma yaşının geçmiş olduğunu düşündüğünü belirtiyor

Söz konusu sanat dalının unutulmaya yüz tuttuğunu belirten Hasan Usta, şunları söyledi: "Haliyle kündekariyi el sanatı olarak yapan olmayınca bu iş makineleşmeye dönüştü. Mesela iyi bir sanatkar olup da hassas bir şekilde güzel bir oyma yapan usta kalmayınca ne olacak? CNC tezgahlarında yapılmaya başlanması, bu sanatın da değerini öldürüyor. Makineyle her şeyi yapabilirsiniz ama önemli olan insan eliyle, düşüncesiyle, fiziğiyle ve bedeniyle bir gayret için de olup o sanatı icra ederek nesillere bu şekilde aktarabilmek. Bu makineleşme de maalesef bu işi de bu sanatı da öldürecek gibimegeliyor. Bazı önlemler alınırsa eğer sanatımız kurtarılabilir. Bu iş eğer öğretilecekse çıraklık sistemi gibi bir sistemle öğretilmeli ve bu işi seven insanlar bulunmalı. Bu işi yapan insan mutlaka bu işi sevecek, zorla olmayacak. Türkiye çapında bir elin parmakları kadar kalmış arkadaşlarımız oymasıyla, kakmasıyla, sedef kakması işleriyle uğraşıyorsa bunların yaşatılabilmesi için desteklenmesi lazım. Yoksa kıyıda köşede tamamen kendi imkanları ile bu işi sürdürmeye çalışan arkadaşlarımız bir gün bu iştenvazgeçerse sanatımızın ne olduğunu yarınki gençliğimize anlatamayız, sadece müzelerde gösteririz." Babasına kalfalık yapan Vahit Ercan ise, el işi yapılmış olan bir kapı üzerinde örnekler göstererek babasının yaşatmaya çalıştığı sanat dalına ilişkin bilgi verdi.
Kaynak: İHA