Yatırımcılar Risk Almaya Başladı, Japon Ekonomisine Güven Azaldı
The BofA Merrill Lynch‘in Nisan ayı Fon Yöneticileri Araştırması‘nın sonuçları, global ekonomi ve şirketlerin karlılık beklentileri ile ilgili artan endişelere rağmen yatırımcıların tekrar risk almaya başladıklarını ortaya koydu.
Araştırma sonuçlarına göre yatırımcılar, faiz oranlarının düşük olacağı yönündeki beklentilerin etkisiyle özellikle global olarak yükselen piyasalarda nakit yatırımlarını artırdılar ve öz kaynak pozisyonlarını geliştirdiler. Ortalama nakit dengeleri Nisan ayında Mart ayına göre gerilerken, Mart ayında yüzde 4,1 olan oran Nisan‘da yüzde 3,7 olarak gerçekleşti. Araştırmaya katılanların net yüzde 11‘i, nakitte gösterge üstü konumdaki bu oranın Mart ayında net yüzde 18 olarak gerçekleştiğini; yatırımcıların
net yüzde 50‘si ise hisse senetlerinde gösterge üstü konumda olduklarını ve Mart ayında bu oranın net yüzde 45‘e indiğini ifade etti.
Yükselen piyasaların hisse senetlerine olan ilgi net yüzde 22‘lik gösterge üstü konumda bulunurken, bu oran Mart ayında net yüzde 0 olarak gerçekleşmişti. Fon yöneticileri, emtia hisse senetleri risklerini bu varlık sınıfında Nisan ayında net yüzde 24 gösterge üstü konumda olduklarını belirterek gösterdiler. Bu oran Mart ayına göre 3 puanlık bir artış olduğuna işaret ediyor.
Araştırma sonuçlarına göre yatırımcılar, beklentilerle ilgili endişelerini ortaya koyarken, aynı zamanda nakit varlıklarını kullanıyor. Dünya ekonomisinin güçleneceğini öngören katılımcıların oranı net yüzde 27‘ye gerilerken, bu oran Şubat ayında net yüzde 58 olarak gerçekleşmişti. Benzer şekilde, katılımcıların sadece net yüzde 19‘u şirket karlarının önümüzdeki yıl içinde artacağına inandıklarını belirtirken, bu oran Mart ayında net yüzde 32 olarak gerçekleşti.
Katılımcıların yüzde 42‘si küresel ekonominin trend altı bir büyüme ve trend üstü bir enflasyonla karşı karşıya bulunduğuna inandıklarını belirtti. Aynı zamanda, katılımcıların yüzde 29 gibi önemli bir oranı trend üstü bir büyüme ve yine trend üstü bir enflasyon beklentisi içinde olduklarını ifade etti. Yatırımcılar tarafından enflasyonun etkilerinden korunmak için sıkça kullanılan enerji ürünlerinin hisse senetleri Nisan ayında küresel hisse senedi piyasaları arasında ilk sırada yer aldı. Diğer sektör
dağılımları da ilaç sektörü gibi defansif sektörlere doğru bir tercih olduğuna işaret ediyor.
The BofA Merrill Lynch Küresel Araştırma biriminin Avrupa Hisse Senetleri Strateji Başkanı Gary Baker, "Merkez bankaları ekonomileri yeniden canlandırmayı başardı ancak yatırımcılar merkez bankalarının reel ekonomik büyümeyi harekete geçirip geçiremedikleri konusunda ikiye bölünmüş durumdalar" diye konuştu. The BofA Merrill Lynch Küresel Araştırma Birimi‘nin Küresel Hisse Senetleri Stratejisi Birim Başkanı Michael Hartnett ise, "Yatırımcılar gösterge üstü pozisyonunu istemeye istemeye aldıklarını
belirtti. Sıfır faiz oranları ve yükselen enflasyonun bir araya gelmesi yatırımcıları hisse senetleri ve nakitten uzak durmaya itti" dedi.
Araştırma sonuçlarına göre Çin ekonomisinin geleceği ile ilgili artan kaygılar yatırımcıların yükselen piyasa hisse senetlerine olan ilgisini, özellikle Asya‘da olumsuz yönde etkilemedi. Yerel ankete katılanların net yüzde 25‘i Çin ekonomisinin 2012 yılı içinde kötüye gideceğini düşündüklerini ifade ederken, bu oran Mart ayında net yüzde 15 olarak gerçekleşmişti.Buna rağmen, bölge piyasaları hisse senetlerine olan ilgi arttı. Katılımcıların net yüzde 22‘si önümüzdeki dönemde en çok gösterge üstü pozisyon
almak istedikleri bölgenin yükselen piyasalar olduğunu belirtirken, bu oran Nisan ayında tüm bölgeler içinde en yüksek oranı oluşturuyor.
Yükselen piyasa hisse senetlerine gösterilen olumlu ilginin altında karlılık beklentilerinin yattığı ortaya çıktı. Araştırma sonuçları, katılımcıların net yüzde 28‘inin, en cazip kar fırsatlarının YP (Yükselen Piyasalar) şirketlerince sunulduğunu düşündüğünü göstermektedir. Asya, yüzde 58 oranla küresel yükselen piyasalara yatırım yapan yatırımcılar tarafından en çok tercih edilen, Latin Amerika ise en az tercih edilen bölge konumunda bulunuyor.
Yatırımcıların net yüzde 30‘u Nisan ayında ABD hisse senetlerinde gösterge üstü konumda olduklarını belirtirken, Mart ayında bu oran net yüzde 23 olarak gerçekleşmişti. Yatırımcıların net yüzde 48‘i ABD şirketlerinin karlılık beklentilerinin tüm bölgeler arasında en yüksek değerde olduğunu belirtiyor.
Avrupalı yatırımcılar da global düşük beklentiler karşısında daha fazla risk alma eğilimine paralel eğilimler sergiliyor. Özellikle Avrupalı yatırımcılar arasında gelecekle ilgili kaygıların yüksek boyutlarda olduğu ortaya çıktı. Avrupalı katılımcıların sadece net yüzde 8‘i bölge ekonomisinin önümüzdeki 12 ay içerisinde güçleneceğini tahmin ederken, bu oran Mart ayında net yüzde 32 olarak gerçekleşmişti. Bununla birlikte, nakit dengeleri Nisan ayında Mart ayına göre geriledi. Mart ayında yüzde 3,7 olan
oran, Nisan‘da yüzde 3,3 olarak gerçekleşti.
JAPONYA‘YA DUYULAN GÜVEN AZALIYOR
Araştırma sonuçlarına göre yerli ve uluslararası yatırımcılar, Japonya‘nın kuzey doğusunu vuran deprem ve tsunami felaketlerinden dört hafta sonra bu ülke ile ilgili oldukça olumsuz görüşler beslemeye başladı. Araştırma sonuçları, Japonya‘daki ekonomik büyümenin durduğunu düşünen katılımcıların, ülke ekonomisinin önümüzdeki 12 ay içerisinde büyüyüp büyümeyeceği ya da büyüme hızının yavaşlayıp yavaşlamayacağı konusunda farklı görüşlere sahip olduklarını gösteriyor.
Uluslararası yatırımcılar Japon hisse senetleri risklerini azalttılar. Yatırımcıların net yüzde 18‘i Nisan ayında Japon hisse senetlerinde gösterge altı konumda olduklarını belirtirken, Mart ayında bu oran net yüzde 8 gösterge üstü olarak gerçekleşmişti. Her altı katılımcıdan biri Japonya ile ilgili olarak "agresif gösterge altı" pozisyonunda bulunduklarını belirtirken, katılımcıların üçte birinin pozisyonu belirsizliğini korudu. Bununla birlikte, beklentiler daha fazla Japon hisse senedinin satış
yoluyla elden çıkarılacağı yönünde. Katılımcıların net yüzde 16‘sı en fazla gösterge altı pozisyon almak istedikleri bölgenin Japonya olduğunu belirtti.
Yatırımcıların, şirketlerin yatırım harcamalarını artırmaları talebi son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Küresel katılımcıların yüzde 49‘u şirketlerden borçlarını ödemeleri veya temettülerini artırmaları yerine sermaye yatırımlarının artırılmasına öncelik tanımalarını talep ediyor. Katılımcıların sadece yüzde 12‘si, şirketlerin bilançolarına öncelik tanımasını isterken, bu oran geçtiğimiz ay yüzde 18 olarak gerçekleşmişti.
Kaynak: İHA
net yüzde 50‘si ise hisse senetlerinde gösterge üstü konumda olduklarını ve Mart ayında bu oranın net yüzde 45‘e indiğini ifade etti.
Yükselen piyasaların hisse senetlerine olan ilgi net yüzde 22‘lik gösterge üstü konumda bulunurken, bu oran Mart ayında net yüzde 0 olarak gerçekleşmişti. Fon yöneticileri, emtia hisse senetleri risklerini bu varlık sınıfında Nisan ayında net yüzde 24 gösterge üstü konumda olduklarını belirterek gösterdiler. Bu oran Mart ayına göre 3 puanlık bir artış olduğuna işaret ediyor.
Araştırma sonuçlarına göre yatırımcılar, beklentilerle ilgili endişelerini ortaya koyarken, aynı zamanda nakit varlıklarını kullanıyor. Dünya ekonomisinin güçleneceğini öngören katılımcıların oranı net yüzde 27‘ye gerilerken, bu oran Şubat ayında net yüzde 58 olarak gerçekleşmişti. Benzer şekilde, katılımcıların sadece net yüzde 19‘u şirket karlarının önümüzdeki yıl içinde artacağına inandıklarını belirtirken, bu oran Mart ayında net yüzde 32 olarak gerçekleşti.
Katılımcıların yüzde 42‘si küresel ekonominin trend altı bir büyüme ve trend üstü bir enflasyonla karşı karşıya bulunduğuna inandıklarını belirtti. Aynı zamanda, katılımcıların yüzde 29 gibi önemli bir oranı trend üstü bir büyüme ve yine trend üstü bir enflasyon beklentisi içinde olduklarını ifade etti. Yatırımcılar tarafından enflasyonun etkilerinden korunmak için sıkça kullanılan enerji ürünlerinin hisse senetleri Nisan ayında küresel hisse senedi piyasaları arasında ilk sırada yer aldı. Diğer sektör
dağılımları da ilaç sektörü gibi defansif sektörlere doğru bir tercih olduğuna işaret ediyor.
The BofA Merrill Lynch Küresel Araştırma biriminin Avrupa Hisse Senetleri Strateji Başkanı Gary Baker, "Merkez bankaları ekonomileri yeniden canlandırmayı başardı ancak yatırımcılar merkez bankalarının reel ekonomik büyümeyi harekete geçirip geçiremedikleri konusunda ikiye bölünmüş durumdalar" diye konuştu. The BofA Merrill Lynch Küresel Araştırma Birimi‘nin Küresel Hisse Senetleri Stratejisi Birim Başkanı Michael Hartnett ise, "Yatırımcılar gösterge üstü pozisyonunu istemeye istemeye aldıklarını
belirtti. Sıfır faiz oranları ve yükselen enflasyonun bir araya gelmesi yatırımcıları hisse senetleri ve nakitten uzak durmaya itti" dedi.
Araştırma sonuçlarına göre Çin ekonomisinin geleceği ile ilgili artan kaygılar yatırımcıların yükselen piyasa hisse senetlerine olan ilgisini, özellikle Asya‘da olumsuz yönde etkilemedi. Yerel ankete katılanların net yüzde 25‘i Çin ekonomisinin 2012 yılı içinde kötüye gideceğini düşündüklerini ifade ederken, bu oran Mart ayında net yüzde 15 olarak gerçekleşmişti.Buna rağmen, bölge piyasaları hisse senetlerine olan ilgi arttı. Katılımcıların net yüzde 22‘si önümüzdeki dönemde en çok gösterge üstü pozisyon
almak istedikleri bölgenin yükselen piyasalar olduğunu belirtirken, bu oran Nisan ayında tüm bölgeler içinde en yüksek oranı oluşturuyor.
Yükselen piyasa hisse senetlerine gösterilen olumlu ilginin altında karlılık beklentilerinin yattığı ortaya çıktı. Araştırma sonuçları, katılımcıların net yüzde 28‘inin, en cazip kar fırsatlarının YP (Yükselen Piyasalar) şirketlerince sunulduğunu düşündüğünü göstermektedir. Asya, yüzde 58 oranla küresel yükselen piyasalara yatırım yapan yatırımcılar tarafından en çok tercih edilen, Latin Amerika ise en az tercih edilen bölge konumunda bulunuyor.
Yatırımcıların net yüzde 30‘u Nisan ayında ABD hisse senetlerinde gösterge üstü konumda olduklarını belirtirken, Mart ayında bu oran net yüzde 23 olarak gerçekleşmişti. Yatırımcıların net yüzde 48‘i ABD şirketlerinin karlılık beklentilerinin tüm bölgeler arasında en yüksek değerde olduğunu belirtiyor.
Avrupalı yatırımcılar da global düşük beklentiler karşısında daha fazla risk alma eğilimine paralel eğilimler sergiliyor. Özellikle Avrupalı yatırımcılar arasında gelecekle ilgili kaygıların yüksek boyutlarda olduğu ortaya çıktı. Avrupalı katılımcıların sadece net yüzde 8‘i bölge ekonomisinin önümüzdeki 12 ay içerisinde güçleneceğini tahmin ederken, bu oran Mart ayında net yüzde 32 olarak gerçekleşmişti. Bununla birlikte, nakit dengeleri Nisan ayında Mart ayına göre geriledi. Mart ayında yüzde 3,7 olan
oran, Nisan‘da yüzde 3,3 olarak gerçekleşti.
JAPONYA‘YA DUYULAN GÜVEN AZALIYOR
Araştırma sonuçlarına göre yerli ve uluslararası yatırımcılar, Japonya‘nın kuzey doğusunu vuran deprem ve tsunami felaketlerinden dört hafta sonra bu ülke ile ilgili oldukça olumsuz görüşler beslemeye başladı. Araştırma sonuçları, Japonya‘daki ekonomik büyümenin durduğunu düşünen katılımcıların, ülke ekonomisinin önümüzdeki 12 ay içerisinde büyüyüp büyümeyeceği ya da büyüme hızının yavaşlayıp yavaşlamayacağı konusunda farklı görüşlere sahip olduklarını gösteriyor.
Uluslararası yatırımcılar Japon hisse senetleri risklerini azalttılar. Yatırımcıların net yüzde 18‘i Nisan ayında Japon hisse senetlerinde gösterge altı konumda olduklarını belirtirken, Mart ayında bu oran net yüzde 8 gösterge üstü olarak gerçekleşmişti. Her altı katılımcıdan biri Japonya ile ilgili olarak "agresif gösterge altı" pozisyonunda bulunduklarını belirtirken, katılımcıların üçte birinin pozisyonu belirsizliğini korudu. Bununla birlikte, beklentiler daha fazla Japon hisse senedinin satış
yoluyla elden çıkarılacağı yönünde. Katılımcıların net yüzde 16‘sı en fazla gösterge altı pozisyon almak istedikleri bölgenin Japonya olduğunu belirtti.
Yatırımcıların, şirketlerin yatırım harcamalarını artırmaları talebi son beş yılın en yüksek seviyesine ulaştı. Küresel katılımcıların yüzde 49‘u şirketlerden borçlarını ödemeleri veya temettülerini artırmaları yerine sermaye yatırımlarının artırılmasına öncelik tanımalarını talep ediyor. Katılımcıların sadece yüzde 12‘si, şirketlerin bilançolarına öncelik tanımasını isterken, bu oran geçtiğimiz ay yüzde 18 olarak gerçekleşmişti.
