Dünya Ekonomisindeki Gelişmeler
Mersin Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Yönetim Kurulu Başkanı Şerafettin Aşut, Türkiye’nin uzun bir süredir yatırım yapılacak ortam oluşturmaya çalıştığını ve bunda kısmen de olsa başarılı olduğunu vurguladı. Türkiye’ye sıcak para girişi olduğunu hatırlata
Her 5-10 yılda bir iktisat bilimciler ve ekonomistlerin, yeni bir kavramı gündeme getirdiğini ve herkesin söz konusu kavramları konuşup tartışarak, bunun üzerinden siyasi ve ekonomik politikalar oluşturduğunu anlatan Aşut, bu kavramların özünü erken tespit edip yine erken karar verenlerin oluşturduğu doğru politikalarla pastadan daha büyük pay almayı başardıklarını dile getirdi. Aşut, Türkiye’nin ’küreselleşme’ kavramını kısmen de olsa yakalayabildiği için ekonomisini büyüterek; dünyanın 16. Avrupa’nında 6. büyük ekonomisi haline geldiğine dikkat çekti. Ancak bu kavramların sadece ekonomi değil, sosyal ve siyasi tüm alanlarda bir bütün olarak algılandığında gerçek başarıya ulaşılabileceğini savunan Aşut, bu nedenle Türkiye’nin gerçek potansiyeline paralel bir gelişme içinde olduğunun söylenemeyeceğinin altını çizdi. "SON YILLARIN TECRÜBESİYLE BU YENİ RÜZGARI KAÇIRMAMALIYIZ" İstihdam ve üretimde yaşanan sıkıntılar başta olmak üzere ileri teknoloji ve Ar-Ge konusunda gelinen nokta, eğitim seviyesi, ihracat-ithalat dengesi, ihracatta ithal ara malı bağımlılığı gibi konuların bir bütün olarak değerlendirilmesi gereken konular olduğunu vurgulayan Aşut, her ne kadar gelişmeler kayda değer olsa da belirlenen hedefe ulaşmaktan uzak kaldığını kaydetti. Türkiye’nin büyük hedeflere ve bu hedefe giden yolda akılcı politikalara ihtiyaç duyduğunu ifade eden Aşut, "İşte önümüzde yeni birfırsat ve yeni bir yapılanma modeli. Bir söz vardır; ’Talih hazır olana güler’ diye. Son yılların tecrübesi ile bu yeni rüzgarı kaçırmamalıyız. Nedir bu yeni rüzgar? Nasıl ki bütün dünya son yıllarda küreselleşmeyi konuştuysa, önümüzdeki yılların değişimini uzmanlar; ’yeni gerçekler’ olarak adlandırıyor. Henüz çok konuşulan bir kavram değil ama kısa sürede en az küreselleşme kadar gündeme geleceğine eminiz. Peki, nedir bu ’yeni gerçekler’ denilen kavram? Yeni gerçekler, dünyada değişen güç dengeleridir.Yeni gerçekler kriz öncesi dünya ile kriz sonrası dünyanın aynı olamayacağıdır" dedi. "PARA GELİŞMİŞ ÜLKELERDEN GELİŞMEKTE OLAN ÜLKELERE AKIYOR"Yeni gerçeklerin aynı zamanda da; gelişmekte olan ülkelerin dünya ekonomisinden daha çok pay alacak olması anlamına geldiğine işaret eden Aşut, bu durumun da Türkiye’yi doğrudan ilgilendirdiğini söyledi. Özellikle son yıllarda ’BRIC’ olarak tabir edilen Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin gibi ülkelerin, olağanüstü bir ekonomik büyüme gösterdiğini hatırlatan Aşut, aynı düzeyde olmasa da Türkiye’nin, bölgesinde büyüyen tek ülke olduğunu vurguladı. "Birileri büyüyorsa birileri küçülüyor demektir" ifadesinikullanan Aşut, İtalya ve Çin arasındaki büyük coğrafyada gelişmiş bir sanayi üretimine sahip tek ülkenin Türkiye olduğunu ortaya koyarak, yaşanan son gelişmelerle birlikte paranın gelişmiş ülkelerden gelişmekte olan ülkelere doğru aktığını anlattı. Aşut, "Avrupa hala krizle boğuşuyor. Euro bölgesi gittikçe ısınıyor. Yunanistan ile başlayan sıkıntı İrlanda, İspanya, Portekiz ile devam ediyor. Belçika’nın bu listeye gireceği, hatta yakında Fransa ve İtalya’nın ekonomik olarak sarsılacağının göstergelerinetleşiyor. Almanya ise sürekli bu sıkıntıların yükünü çekmekten bıkmış görünüyor" diye konuştu. "TÜRKİYE YENİ DÜNYADAKİ YERİNİ ALIP PAYINI ARTTIRMALIDIR" Avrupa ülkelerindeki artan ırkçı saldırıların yanı sıra Fransa’nın Afrika ve Çingene kökenli göçmenleri insan haklarını umursamazcasına sınır dışı etme çabaları, İspanya’daki siyasi gerginlikler, İskandinav ülkelerindeki faklı dinlere karşı gösterilen tahammülsüzlüklerin arkasında söz konusu ekonomik sıkıntıları topluma unutturma çabalarının olduğunu savunan Aşut, yakın zamanda bir Batılı siyasetçinin; "Batı 200 yılda oluşturduğunu 2 yılda yok etti" şeklindeki ifadesini hatırlattı. Bunun abartılı biryorum olarak görülebileceğini ancak gerçeklik payının da olduğunu dile getiren Aşut, ’yeni gerçekçilik’ kavramının oluşan yeni dünyada Türkiye’nin de yerini alarak, payını arttırması gerektiğini savundu. Türkiye’nin, uzun bir süredir yatırım yapılacak bir ortam oluşturma gayreti içinde olduğuna dikkat çeken Aşut, bunun kısmen de olsa başarıldığını ülkeye ciddi anlamda sıcak para geldiğini, ilk defa uluslar arası konjonktürün de Türkiye’nin yanında olduğunun altını çizdi. "SİYASİ VE EKONOMİK İSTİKRAR SAĞLANAMAZSA FIRSATLAR UÇUP GİDER" Aşut, "Bugüne kadar bizle hiç ilgilenmemiş gözler, ilk kez bize çevrilmiş durumda. Ancak, bu sıcak parayı kalıcı yatırımlara dönüştüremezsek bu para başımıza bela olur. Bu paranın çıkışı daha çok acı verir. Kalıcı yatırım üretim demektir, istihdam demektir, somut gelişme demektir. Bunun için, bu fırsatları ancak akılcı politikalarla sürdürülebilir bir gelişmeye dönüştürebiliriz. Siyasi ve ekonomik istikrar bir madalyonun iki yüzü gibidir. İkisi aynı anda sağlanamazsa fırsatlar elimizden uçar gider. Akılcıpolitikalar her gelişmede bunu önceden sezip tedbir almayı gerektirirken, öte yandan eski ilişkileri ihmal etmemeyi gerektirir. Özellikle krizde Avrupa’ya olan ihracatımız düşerken; Asya, Afrika ve Orta Doğu ülkelerine olan ihracatımız arttı. Ancak, yeni açıklanan Ocak 2011 ihracat rakamlarına baktığımızda en çok ihracat yaptığımız ilk 10 ülke içinde Almanya birinci, İtalya ikinci sırada. İlk 10 ülkenin 5’i hala Avrupa ülkesi" ifadesini kullandı. "GÜÇLENEN YAPISIYLA TÜRKİYE BÖLGENİN ÖRNEK ÜLKESİ KONUMUNDA" Türkiye’nin mevcut ihracatını arttırdığı pazarlarda ciddi bir siyasi istikrarsızlık olduğunu ifade eden Şerafettin Aşut, "Tunus ile başlayan ardından Mısır, Ürdün ve Yemen’e sıçrayan bu istikrarsız tablo, söz konusu pazarlara olan ihracatımızın sürdürülebilirliğini tehlikeye sokuyor. Tüm bunlar hassas politikalar ve acil strateji değişimleri gerektiriyor. Güçlenen yapısı ile Türkiye, bölgenin örnek ülkesi konumunda. Devletimiz sıkıntılı pazarlarda iş yapan firmalarımızla daha sıkı ilişkiler kurmalı vedestek olmalıdır. Akılcı politikalar, devlet ve özel sektörün yakın işbirliği, siyasi istikrar ve aynı hedefe doğru kürek çekilmesi ihtiyacımız olan şeylerdir. Yüzlerce rakamı birbiriyle çarparsanız büyük sonuçlara ulaşırsınız, ancak bu sonucu sıfırla çarparsanız sonuç yine sıfır olur. İşte bu süreçte alınacak yanlış kararlar, geç alınan karalar, gözden kaçırılacak dengeler yıllardır geldiğimiz noktada çarpı sıfır eşittir sıfır konumuna gelmemelidir. İster makro ister mikro düzeyde olsun her zamankindendaha dikkatli olmalıyız. Girişimcimizi arttırmalı ve küresel rekabette onlara destek vermeliyiz. Eğitim sistemimizi sürekli yenilemeliyiz çünkü bilgiye her zamankinden daha çok ihtiyacımız var. Siyasi istikrarımızı, demokrasimizi, hukukun üstünlüğünü insanımızı güvende kılacak düzeye getirmeliyiz. Unutmayalım ki huzurlu bireyler, huzurlu bir toplum oluşturur" dedi.
Kaynak: İHA
