
Partisinin TBMM’deki grubunda konuşan Kılıçdaroğlu, genel seçimin yapılması planlanan 12 Haziran tarihine henüz vakit olduğunu, ancak CHP’nin seçim bildirgesini açıklamadan önce projelerini tanıtmaya başladığını ve bu yöntemle projelerin toplumun her katmanında tartışılır hale gelmesini istediklerini söyledi. CHP’nin çözüm önerileri bulunmadığı yönündeki eleştirilerin doğru olmadığını belirten Kılıçdaroğlu, bir süre önce açıkladıkları Aile Sigortası Projesi’nin bu önerilerin en güzel örneklerinden biriolduğunu kaydetti. Projenin, CHP’nin aileye verdiği önemi, ailenin kutsallığına olan inancını ortaya koyduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ’’Aile Sigortası, bir barış projesidir, insan onuru projesidir, geleceğe güvenle bakma projesidir. Aile Sigortası Projesi, CHP’nin de ötesinde bir Türkiye projesidir. Bunu getirdik ve uygulayacağız" dedi. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve AK Parti’li yöneticilerin projenin kaynağı konusunda kendisini eleştirdiğini anımsatan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi: ’’Çünkü Başbakan korktu. Korktuğu başına geldi. Projeleri açıkladık. Şimdi onların yanıtını vereceğim. Hesabımızı biliyor muyuz, bilmiyor muyuz? Kim hesap biliyor, kim hesap bilmiyor.Projenin özünde aileyi korumak, muhtaç etmemek vardır. Sosyal devleti güçlendirmek vardır. Bunlar sosyal devletin ne olduğunu bilmezler. Onlar devleti ele geçirip vatandaşa baskı yapma aracı olarak görürler. Onların devlet anlayışı budur. Yurttaşlarım çok iyi bilsinler, AK Parti ile bizim aramızda devlet açısından bir farkvar. Onlar devleti baskı aracı olarak görürler, biz devleti vatandaşa hizmet aracı olarak görürüz. Onlar özgürlüğü kısıtlarlar. Yürüyüş mü yaptın? Coplarlar. Konuştun mu? Sustururlar. Biraz daha ileri mi gittin? Silivri’ye gönderirler. Muhalefet etmeyeceksin onlara göre. Recep Bey ne derse, ’hık’ diyeceksin. O ne derse, ’tamam efendim’, ’doğrudur efendim’ Aksi mi? Aksini kimse söyleyemez. Onların devlet anlayışı bu. Onun için biz özgürlüğe susuyoruz, toplum nefes alamıyor, baskı altında. O nefes borularınıaçacak olan CHP’dir.’’ AK Parti’nin Acil Eylem Planı’nda, ilk üç ay içinde yoksulluk envanteri çıkarılmasının yer aldığını, ancak 8 yıllık iktidarları döneminde böyle bir envanter çalışmasının yapılmadığını belirten Kılıçdaroğlu, CHP iktidarında sağlıklı bir yoksulluk envanteri çalışması gerçekleştirileceğini söyledi. Kendilerinin yoksula bakış açısının AK Parti’den farklı olduğunu belirten Kılıçdaroğlu, ’’AKP ve CHP arasında siyahla beyaz kadar fark vardır. Biz yoksulluğu bitiren bir proje üretiyoruz. Bizim hesabımızdakitabımızda yoksulluk yoktur, tarihe gömülmüştür. Bunlar yoksulluğu yönetmeye ve artırmaya çalışıyorlar" dedi. AK Parti’nin yoksul insanları, arka bahçesi haline getirmeye çalıştığını savunan Kılıçdaroğlu, vatandaşın kimseye minnet etmeden sandığa gidebilmesinin önemli olduğunu söyledi. Aile sigortasının maliyeti hakkında bilgi veren Kılıçdaroğlu, konuşmasını şöyle sürdürdü:’’Çarptım, hesabını yaptım diyor Sayın Başbakan. Diyor ki bunun yıllık tutarı 24 milyar lira. Ne diyeyim, ne söyleyeyim bu Başbakan’a. Matematik biliyor desem, samimi söylüyorum yaptığı hesap dolayısıyla bildiği konusunda endişem var. Ben de hesap yaptım. 12 milyon 715 bin kişi. Doğru. Çarptık 600 TL ile bir ayda 7 milyar 600 milyon lira eder. Onu da çarptık 12 ile, 91 milyar lira...Sayın Başbakan kaç lira demişti, 24 milyar lira. Kim hesap bilmiyor? Dört işlem...İlkokul mezunu, ilkokul mezunu bile değilhesap makinesini kullanan birinci sınıf, belki anaokulu öğrencisi bu hesabı yapıyor da sen oturmuşsun Türkiye Cumhuriyeti’ni yönetiyorsun, o koltuğa gelmişsin bu basit hesabı yapmaktan bile acizsin. Bu millet sana nasıl güvenecek? Hesap bilmiyor, hesap bilmeyen adam kalkmış bize Aile Sigortası’nın kaynaklarını anlatacak. Önce hesabı, kitabı, dört işlemi bil. Biz de derlerdi ya kerrat cetveli. Onu da öğrenememiş, öyle anlaşılıyor. Ben hep şunu söylerim, Recep Bey şu camlardan konuş da camın dışında konuşma.Çünkü metin akar, sen de okursun böylece mesele yok. Ama öyle anlaşılıyor ki bu hesabı birileri doğru yaptı ama o cama bakmadan yine bildiğini okuyor. Matematik hayatın kendisidir. Matematik bilimin temelidir. Matematiği bilmeyen bir insan ülkeyi yönetemez.’’ Başbakan Erdoğan ile yaşadığı merdiven polemiğine de değinen Kılıçdaroğlu şunları söyledi: "Ben farklı bir merdivenden indim diye bir Başbakan bunu alıyor ağzına doluyor.Duran bir merdivenden süratle aşağı iniyoruz. Yanlışlarımız eksiklerimiz olabilir ama burada yok. Ama ben sormak istiyorum. Sayın Başbakan sen bir ata bindin, atı 4 kişi tutuyordu. Sen o beygirin üzerinden düştün. Biz sana bir şey dedik mi? Sen ilacını aldın ya da almadın. Arabada kaldın balyozla arabanın camını kırdılar biz sana bir şey dedik mi? Sonra senin milletvekilin o balyozu aldı poz verdi. İstanbul kadın kollarınıntoplantısı yapılıyor kabloya takılıyorsun düşmekten son anda kurtuldun. İnsani şeylerdir bunlar. Futbol oynarken kolunu kırdın bildiğim top ayakla oynanır. Biz bir şey dedik mi? Milletvekillerin yanlış haritayı alkışladı bir şey söyledik mi? Senin korumalarından bazıları arabaları çaldırdı. Şimdi bütün bunlar ortadayken benim bindiği merdiveni diline doluyorsun insanda biraz ahlak olur insan biraz adam olur. Dürüst olur delikanlı olur. Sen Kasımpaşa’yı da perişan ettin." Kılıçadaroğlu ’Van Denizi’ polemiği ile ilgili olarak ise, "Efendim neymiş ben Van Denizi demişim. Kendi ülkesinden habersiz bir Başbakan’ı ilk kez görüyorum. Yahu Vanlılar zaten Van Denizi der. Açın Van Valiliğinin internet sitesini orada Van Denizi yazar. 9 Ocak’ta AK Parti’li milletvekillerinin verdiği önergede Van Denizi yazıyor.Cehalet desem biraz ağır kaçacak. Kimyası kesinlikle bozuldu. İki Bakan Van Denizi temizliği ile ilgili bir gün düzenliyorlar. ’Bunun kılavuzu kim’ demiş. Benim kılavuzum Vanhalkı. Ama senin kılavuzun kim onu bilemem. Araştırıp duruyorlar ’Ne bulabiliriz’ diye, bula bula Van Denizi’ni buluyorlar. Ama ne bulurlarsa bulsunlar benim güvencem halk" dedi.