İmo'dan Korkutan 'deprem' Uyarısı
İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Genel Başkanı Serdar Harp, yapılan araştırmalarda olası bir depremde Türkiye`deki mevcut yapıların yüzde 10`nun yıkılacağı, yüzde 30`unun da ağır hasar göreceğinin tahmin edildiğini söyledi.
Harp, depremde en riskli bölgelerin nüfus yoğunluğunun fazla olduğu; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa kentlerinin olduğu uyarısında bulundu. İMO Adana Şubesi`nin ev sahipliğinde; Çukurova Üniversitesi (ÇÜ) Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü, Zemin Mekaniği ve Temel Mühendisliği Türk Milli Komitesi`nce bu yıl 4.`sü organize edilen `Geoteknik Sempozyumu` başladı. ÇÜ Balcalı Kampusu Mithat Özsan Amfisi`nde gerçekleştirilen sempozyumun açılış törenin sonrasında gazetecilerin sorularını yanıtlayan Serdar Harp, oldukça çarpıcıaçıklamalarda bulundu. Bugün Türkiye genelindeki mevcut yapı stokunun yüzde 40`ının `kaçak`, yüzde 67`sinin ise `oturma izni` olmadığına dikkat çeken Harp, bu tablonun depremlerin yıkıcı etkisini daha da arttırdığını vurguladı
"VAN`DAKİ DEPREM İSTANBUL`DA OLSAYDI KAYIP DAHA FAZLA OLURDU" Van`daki tablonun, Türkiye genelinden farklı olmadığını, bölgedeki mevcut yapıların inşasında proje hizmetleri yeterli düzeyde alınmazken, kaliteli malzeme ve işçilik kullanılmadığı kaydeden Harp, tüm bunlar bir araya geldiğinde de olası bir depremde yapıların ayakta durmasının çok zor olduğunu dile getirdi. Tamamen çöken binalara bakıldığında elle ufalanan bir başka ifadeyle de niteliğini yitirmiş beton, demir donanımınınsa yeterli olmadığının görüldüğünü anlatan Harp, Van`da depremin yıkıcı etkilerininbir afete dönüşmesinde etkili olduğunu belirtti. Harp, "Van`da bu kadar çok can kaybının yaşanmasının en büyük nedeni; sağlıksız yapılardır. Bu düzeydeki bir deprem İstanbul, Ankara ya da İzmir`de yaşanması halinde çok daha büyük kayıplar verilecektir. Çünkü buralarda nüfus çok daha yoğun ve yapılaşma da fazla. Ama yapı stokunun kalitesi ne yazık ki kötü. Dönüp Doğu`ya baktığımız zaman çok daha kötü bir tabloyla karşılaşıyoruz" dedi
"OLASI BİR DEPREMDE EN FAZLA YIKIM İSTANBUL VE ANKARA`DA OLUR" Van`da yapı denetiminin 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren başlatıldığını hatırlatan Serdar Harp, hiç denetimin olmadığı bir bölgede sağlıklı bir yapı stokunun beklenmesinin de doğru olmayacağını, bugün bölgede yaşananların da bu durumun bir sonucu olduğunu kaydetti. Türkiye`deki mevcut yapı stokunun iyileştirilmemesi bir başka ifadeyle de yıkılması gereken binaların yıkılıp, gerekli güçlendirme çalışmalarının yapılmaması halinde önümüzdeki dönemde meydana gelebilecek depremlerde benzer felaketlerle karşıkarşıya kalınacağı uyarısında bulunan Harp, Türkiye`nin bir deprem ülkesi olduğunu ve bu gerçeğe göre hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Harp, nüfusun yoğun olduğu kentler olarak öne çıkan; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi kentlerde yıkımın çok daha fazla olacağını, ancak bunun yanında Adana ve Hatay gibi kentlerde de deprem riskinin oldukça fazla olduğunu ifade etti ve bu bölgelerde deprem beklenildiğine işaret etti
"DEPREMDE EN FAZLA ZARAR GÖREN YAPILAR KAMU BİNALARI" Türkiye`de depremde en fazla zarar gören yapıların; kamu kurum ve kuruluşlara ait binalar olduğuna dikkat çeken Harp, bu tür yapıların denetim dışında tutulduğunu, bunun da yanlış bir yaklaşım tarzı olduğunu savundu. Deprem riskinin azaltılmasının yolunun; yapı stokunun iyileştirilmesinden geçtiğini tekrarlayan Harp, bilenen fay hatları üzerine yapı inşa edilmesini de doğru bulmadığını belirtti. Türkiye`nin yeni konutların inşası noktasında yer sıkıntısı olmadığını, bu nedenle de yapıların başındanitibaren denetlenmesi ve doğru inşa edilmesinin sağlanması gerektiğini anlatan Harp, yapı üretim sürecinin doğru denetlenip, doğru işçilik ve doğru malzemenin yanı sıra mühendislik hizmetlerinin yeterli düzeyde alınması halindeyse yapıların depremden çok fazla etkilenmeyeceğini ve hiç kimsenin de hayatını kaybetmeyeceğini söyledi
"OLASI BİR DEPREMDE TÜRKİYE`DEKİ YAPILARIN YÜZDE 10`U YIKILACAK" Japon uzmanlarla yapılan ortak bir araştırmanın sonuçlarına işaret ederek, Türkiye`deki mevcut yapıların yüzde 10`unun olası bir depremde yıkılacağını, yüzde 30`unun da ağır hasar göreceğini ifade eden Harp, konuşmasını da şöyle sürdürdü: "Bu ne kadar doğru? Belki de yıkılacak bina sayısı daha da fazla olabilir. Konuyla ilgili olarak net bir açıklama yapabilmek mümkün değil. Çünkü Türkiye`de yapı envanteri henüz çıkartılmadı. Tüm bunların yanında mevut yapıların yüzde 67`sinin `oturma izni` yani `iskan ruhsatı` yok. Geriye kalan binaların yüzde 33`ünün yapı ruhsatı var ama bunların çoğu 30 yıllık, 50 yıllık yapılar. İyi ve sağlıklı bir denetimin hayata geçirilmesi halinde yapıların da güvenli olacağı gibi deprem riski de azalacak."
Kaynak: İHA
"VAN`DAKİ DEPREM İSTANBUL`DA OLSAYDI KAYIP DAHA FAZLA OLURDU" Van`daki tablonun, Türkiye genelinden farklı olmadığını, bölgedeki mevcut yapıların inşasında proje hizmetleri yeterli düzeyde alınmazken, kaliteli malzeme ve işçilik kullanılmadığı kaydeden Harp, tüm bunlar bir araya geldiğinde de olası bir depremde yapıların ayakta durmasının çok zor olduğunu dile getirdi. Tamamen çöken binalara bakıldığında elle ufalanan bir başka ifadeyle de niteliğini yitirmiş beton, demir donanımınınsa yeterli olmadığının görüldüğünü anlatan Harp, Van`da depremin yıkıcı etkilerininbir afete dönüşmesinde etkili olduğunu belirtti. Harp, "Van`da bu kadar çok can kaybının yaşanmasının en büyük nedeni; sağlıksız yapılardır. Bu düzeydeki bir deprem İstanbul, Ankara ya da İzmir`de yaşanması halinde çok daha büyük kayıplar verilecektir. Çünkü buralarda nüfus çok daha yoğun ve yapılaşma da fazla. Ama yapı stokunun kalitesi ne yazık ki kötü. Dönüp Doğu`ya baktığımız zaman çok daha kötü bir tabloyla karşılaşıyoruz" dedi
"OLASI BİR DEPREMDE EN FAZLA YIKIM İSTANBUL VE ANKARA`DA OLUR" Van`da yapı denetiminin 1 Ocak 2011 tarihinden itibaren başlatıldığını hatırlatan Serdar Harp, hiç denetimin olmadığı bir bölgede sağlıklı bir yapı stokunun beklenmesinin de doğru olmayacağını, bugün bölgede yaşananların da bu durumun bir sonucu olduğunu kaydetti. Türkiye`deki mevcut yapı stokunun iyileştirilmemesi bir başka ifadeyle de yıkılması gereken binaların yıkılıp, gerekli güçlendirme çalışmalarının yapılmaması halinde önümüzdeki dönemde meydana gelebilecek depremlerde benzer felaketlerle karşıkarşıya kalınacağı uyarısında bulunan Harp, Türkiye`nin bir deprem ülkesi olduğunu ve bu gerçeğe göre hareket edilmesi gerektiğinin altını çizdi. Harp, nüfusun yoğun olduğu kentler olarak öne çıkan; İstanbul, Ankara, İzmir ve Bursa gibi kentlerde yıkımın çok daha fazla olacağını, ancak bunun yanında Adana ve Hatay gibi kentlerde de deprem riskinin oldukça fazla olduğunu ifade etti ve bu bölgelerde deprem beklenildiğine işaret etti
"DEPREMDE EN FAZLA ZARAR GÖREN YAPILAR KAMU BİNALARI" Türkiye`de depremde en fazla zarar gören yapıların; kamu kurum ve kuruluşlara ait binalar olduğuna dikkat çeken Harp, bu tür yapıların denetim dışında tutulduğunu, bunun da yanlış bir yaklaşım tarzı olduğunu savundu. Deprem riskinin azaltılmasının yolunun; yapı stokunun iyileştirilmesinden geçtiğini tekrarlayan Harp, bilenen fay hatları üzerine yapı inşa edilmesini de doğru bulmadığını belirtti. Türkiye`nin yeni konutların inşası noktasında yer sıkıntısı olmadığını, bu nedenle de yapıların başındanitibaren denetlenmesi ve doğru inşa edilmesinin sağlanması gerektiğini anlatan Harp, yapı üretim sürecinin doğru denetlenip, doğru işçilik ve doğru malzemenin yanı sıra mühendislik hizmetlerinin yeterli düzeyde alınması halindeyse yapıların depremden çok fazla etkilenmeyeceğini ve hiç kimsenin de hayatını kaybetmeyeceğini söyledi
"OLASI BİR DEPREMDE TÜRKİYE`DEKİ YAPILARIN YÜZDE 10`U YIKILACAK" Japon uzmanlarla yapılan ortak bir araştırmanın sonuçlarına işaret ederek, Türkiye`deki mevcut yapıların yüzde 10`unun olası bir depremde yıkılacağını, yüzde 30`unun da ağır hasar göreceğini ifade eden Harp, konuşmasını da şöyle sürdürdü: "Bu ne kadar doğru? Belki de yıkılacak bina sayısı daha da fazla olabilir. Konuyla ilgili olarak net bir açıklama yapabilmek mümkün değil. Çünkü Türkiye`de yapı envanteri henüz çıkartılmadı. Tüm bunların yanında mevut yapıların yüzde 67`sinin `oturma izni` yani `iskan ruhsatı` yok. Geriye kalan binaların yüzde 33`ünün yapı ruhsatı var ama bunların çoğu 30 yıllık, 50 yıllık yapılar. İyi ve sağlıklı bir denetimin hayata geçirilmesi halinde yapıların da güvenli olacağı gibi deprem riski de azalacak."
