'12 Eylül'ün Hesabını Soralım'
Hak-iş Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, 12 Eylül'ün hesabını sormak için anayasa değişikliğine 'evet' diyeceklerini belirterek, "Referanduma 'evet' diyenlere 'bidon kafalı' ve 'göbeğini kaşıyan adam' olarak bakılmamalı
Hak-iş Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, 12 Eylül'ün hesabını sormak için anayasa değişikliğine 'evet' diyeceklerini belirterek, "Referanduma 'evet' diyenlere 'bidon kafalı' ve 'göbeğini kaşıyan adam' olarak bakılmamalı. 12 Eylül darbesi Türkiye'ye büyük bir travma yaşattı. 12 Eylül'leri bir daha yaşamak istemiyoruz. Mevcut anayasadaki dokunulmazlık zırhını kaldırmalıyız" dedi.
Hayat Lokantası'nda basın mensuplarıyla iftar yemeğinde bir araya gelen Hak-iş Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türkiye'nin gündeminde olan referanduma Hak-iş olarak açık şekilde 'evet' diyeceklerini söyledi. 1980 Darbesi'nin acımasız sonuçlarını yaşadıklarını belirten Arslan, darbe anayasasının değişmesi konusunda 28 yıldır mücadele ettiklerini kaydetti. Arslan, "1982 Anayasası'nın bütün sonuçlarına karşı durduk. Her zaman itiraz ettik. 1982 Anayasası'nın yeniden sivil
görünüme kavuşmasını hedefledik. Türkiye'nin üzerinde karabasan olan 1982 Anayasası'nın kaldırılması arzumuzu hep yineledik. Tam özgürlükçü, sivil ve demokratik bir anayasanın Türkiye'nin hakkı olduğunu söylüyoruz. Ne yazık ki Türkiye çok ciddi meseleler karşısında birlikte hareket edemedi. Bu bizi üzüyor. Referandum politik tartışma görünümü kazandı. Bu durum anayasa değişikliği haksızlığa yol açıyor. Hak-iş olarak politik söylemlerin dışında anayasa değişikliğini destekliyoruz. Anayasa değişikliği için
'evet' diyoruz" diye konuştu.
"SİYASİ PARTİLERİN REFERANDUM ÜSLUBU ENDİŞE VERİCİ"
Referandum öncesinde siyasi partilerin anayasa değişikliğini seçim propagandası haline getirdiğini ifade eden Arslan, "Referandum süreci içerisinde siyasi partilerin üslupları toplumun vicdanını rahatsız ediyor. Uygun olmayan içerikli konuşmalar ve anayasa değişikliğinin 'niyet okumak' olarak değerlendirilmesi haksızlık. Bu anayasa değişikliğinin toplumun önüne gelmesi çok meşakkatli oldu. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi'nin imbiğinden geçirilerek toplumun önüne referandum olarak geliyor. 1982
Anayasası'nı yapanlar tedbirlerin aldı. 1982 Anayasası barikatlarla dolu. Bir yığın engellerle korunan bu anayasa, 'cıs' olarak görüldü. Bu aşamadan toplumun önüne gelerek halk oylamasına sunulması çok önemli" şeklinde konuştu.
"EVET DİYENLER 'BİDON KAFALI' DEĞİL"
Anayasa değişikliğinin referandum ile oylanmasının ardından vatandaşın sağduyusuna saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, anayasa paketine 'evet' diyenlerin 'bidon kafalı' olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Arslan, "Bu anayasa değişikliğinin toplumun onayına sunulması önemli. Toplumun 12 Eylül'de vereceği karara herkes saygı göstermeli. Referanduma 'evet' diyenler 'bidon kafalı' ve 'göbeğini kaşıyanlar' olarak görülmemeli. Sağduyuya dayalı bir şekilde görülmeli. Bizim arzumuz
halkımızın 'evet' demesidir. Bizim irademiz bu yöndedir" ifadelerini kullandı.
"TOPLU SÖZLEŞME HAKKI ÖNEMLİ BİR ADIMDIR"
1982 Anayasası'nda yasakların esas alınarak özgürlüklerin istisna olarak görüldüğüne dikkat çeken Arslan, anayasa paketinde yer alan toplu sözleşme ve birden çok sendikaya üye olabilme hakkını demokratikleşme anlamında önemli bir adım olarak gördüğünü vurguladı. Arslan, "Birden fazla sendikaya üye olmak yasak. Bunlar yasalarda bile yokken anayasada yer aldı. Memurlara verilen toplu sözleşme hakkı önemli bir adımdır. Mutlak iş güvencesi, grev ve toplu sözleşme hakkının bir arada bulunduğu bir ülke yok.
Bazı düzenlemeler için anayasa değişikliği şart. Bugünkü anayasa değişikliği siyasi olmadığı için 'evet' diyoruz. Biz iktidarların ve muhalefetin alternatifi değiliz. Hükümetler üzerinde baskı olmak için varız" dedi.
"DARBECİLERLE HESAPLAŞMAK İSTİYORUZ"
Darbe döneminde 1 milyon 650 bin kişinin fişlendiğini ve 7 bin kişiye idam talebi hakkında dava açıldığını belirten Arslan, "550 kişi için idam kararı oldu. 177 kişi cezaevinde işkenceden öldü. Daha birçok içler acısı olay var. Türkiye, büyük bir travmadan geçti. Bizim hedefimiz 12 Eylül ile hesaplaşmaktır. Darbecilerin korunmasını sağlayan geçici 15. madde için bile 'evet' demek önemli. Darbeciler yargılansın ya da yargılanmasın ama onların üzerindeki dokunulmazlık zırhını kaldırmalıyız. 12 Eylül bir
daha yaşanmamalı" diyerek sözlerini bitirdi.
Hayat Lokantası'nda basın mensuplarıyla iftar yemeğinde bir araya gelen Hak-iş Genel Başkan Yardımcısı ve Hizmet-İş Genel Başkanı Mahmut Arslan, Türkiye'nin gündeminde olan referanduma Hak-iş olarak açık şekilde 'evet' diyeceklerini söyledi. 1980 Darbesi'nin acımasız sonuçlarını yaşadıklarını belirten Arslan, darbe anayasasının değişmesi konusunda 28 yıldır mücadele ettiklerini kaydetti. Arslan, "1982 Anayasası'nın bütün sonuçlarına karşı durduk. Her zaman itiraz ettik. 1982 Anayasası'nın yeniden sivil
görünüme kavuşmasını hedefledik. Türkiye'nin üzerinde karabasan olan 1982 Anayasası'nın kaldırılması arzumuzu hep yineledik. Tam özgürlükçü, sivil ve demokratik bir anayasanın Türkiye'nin hakkı olduğunu söylüyoruz. Ne yazık ki Türkiye çok ciddi meseleler karşısında birlikte hareket edemedi. Bu bizi üzüyor. Referandum politik tartışma görünümü kazandı. Bu durum anayasa değişikliği haksızlığa yol açıyor. Hak-iş olarak politik söylemlerin dışında anayasa değişikliğini destekliyoruz. Anayasa değişikliği için
'evet' diyoruz" diye konuştu.
"SİYASİ PARTİLERİN REFERANDUM ÜSLUBU ENDİŞE VERİCİ"
Referandum öncesinde siyasi partilerin anayasa değişikliğini seçim propagandası haline getirdiğini ifade eden Arslan, "Referandum süreci içerisinde siyasi partilerin üslupları toplumun vicdanını rahatsız ediyor. Uygun olmayan içerikli konuşmalar ve anayasa değişikliğinin 'niyet okumak' olarak değerlendirilmesi haksızlık. Bu anayasa değişikliğinin toplumun önüne gelmesi çok meşakkatli oldu. Bu değişiklik, Anayasa Mahkemesi'nin imbiğinden geçirilerek toplumun önüne referandum olarak geliyor. 1982
Anayasası'nı yapanlar tedbirlerin aldı. 1982 Anayasası barikatlarla dolu. Bir yığın engellerle korunan bu anayasa, 'cıs' olarak görüldü. Bu aşamadan toplumun önüne gelerek halk oylamasına sunulması çok önemli" şeklinde konuştu.
"EVET DİYENLER 'BİDON KAFALI' DEĞİL"
Anayasa değişikliğinin referandum ile oylanmasının ardından vatandaşın sağduyusuna saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizen Arslan, anayasa paketine 'evet' diyenlerin 'bidon kafalı' olarak görülmemesi gerektiğini vurguladı. Arslan, "Bu anayasa değişikliğinin toplumun onayına sunulması önemli. Toplumun 12 Eylül'de vereceği karara herkes saygı göstermeli. Referanduma 'evet' diyenler 'bidon kafalı' ve 'göbeğini kaşıyanlar' olarak görülmemeli. Sağduyuya dayalı bir şekilde görülmeli. Bizim arzumuz
halkımızın 'evet' demesidir. Bizim irademiz bu yöndedir" ifadelerini kullandı.
"TOPLU SÖZLEŞME HAKKI ÖNEMLİ BİR ADIMDIR"
1982 Anayasası'nda yasakların esas alınarak özgürlüklerin istisna olarak görüldüğüne dikkat çeken Arslan, anayasa paketinde yer alan toplu sözleşme ve birden çok sendikaya üye olabilme hakkını demokratikleşme anlamında önemli bir adım olarak gördüğünü vurguladı. Arslan, "Birden fazla sendikaya üye olmak yasak. Bunlar yasalarda bile yokken anayasada yer aldı. Memurlara verilen toplu sözleşme hakkı önemli bir adımdır. Mutlak iş güvencesi, grev ve toplu sözleşme hakkının bir arada bulunduğu bir ülke yok.
Bazı düzenlemeler için anayasa değişikliği şart. Bugünkü anayasa değişikliği siyasi olmadığı için 'evet' diyoruz. Biz iktidarların ve muhalefetin alternatifi değiliz. Hükümetler üzerinde baskı olmak için varız" dedi.
"DARBECİLERLE HESAPLAŞMAK İSTİYORUZ"
Darbe döneminde 1 milyon 650 bin kişinin fişlendiğini ve 7 bin kişiye idam talebi hakkında dava açıldığını belirten Arslan, "550 kişi için idam kararı oldu. 177 kişi cezaevinde işkenceden öldü. Daha birçok içler acısı olay var. Türkiye, büyük bir travmadan geçti. Bizim hedefimiz 12 Eylül ile hesaplaşmaktır. Darbecilerin korunmasını sağlayan geçici 15. madde için bile 'evet' demek önemli. Darbeciler yargılansın ya da yargılanmasın ama onların üzerindeki dokunulmazlık zırhını kaldırmalıyız. 12 Eylül bir
daha yaşanmamalı" diyerek sözlerini bitirdi.
