Bdp Tbmm Grup Toplantısı

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un "Ya dağa çıksınlar ya da anayasa verdikleri yemine sadık kalsınlar" açıklamalarıyla ilgili olarak, "Bir milletvekiline emir verir gibi konuşmak Genelkurmay Başkanının haddi değil, burası kışla değil bizde senin emir erin değiliz" dedi

Bdp Tbmm Grup Toplantısı
BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Genelkurmay Başkanı Orgeneral İlker Başbuğ'un "Ya dağa çıksınlar ya da anayasa verdikleri yemine sadık kalsınlar" açıklamalarıyla ilgili olarak, "Bir milletvekiline emir verir gibi konuşmak Genelkurmay Başkanının haddi değil, burası kışla değil bizde senin emir erin değiliz" dedi.
BDP Genel Başkanı Demirtaş, TBMM partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada son günlerde yaşanan gelişmeleri değerlendirdi. Demirtaş, konuşmasına son günlerde yaşanan trafik kazalarında hayatı kaybedenlerin yakınlarına başsağlığı dileyerek başladı. Yaz aylarının gelmesiyle birlikte tatil sezonu ve mevsimlik işçilerinin seyahatleri ve karayollarının yaz aylarındaki yol çalışmaları nedeniyle trafik kazalarında artışların yaşandığını belirten Demirtaş, "Buradan yetkilileri uyarıyorum. Hem yol
denetimlerinin artırılması hem de kontrollerin artırılması ceza amaçlı değil düzenleme amaçlı denetimler yapılması aynı zamanda da yol çalışmalarını bir an önce bitirilmesini temenni ediyorum. Sadece Mayıs ayı içinde Türkiye 310 yurttaşı trafik kazalarında yitirmiş durumdadır" dedi.

"KÜRT SORUNU ŞİDDETLE ÇÖZÜLEMEZ"
Son günlerde artan terör olaylarına değinen Demirtaş, "BDP olarak barış ve demokrasi konusunda inanılmaz çabalar sarf ettik. Akan kanın durdurulması için sokaklarda inanılmaz çabalar sarf etmiş bir parti olarak şu yaşanan tablodan büyük bir üzüntü duyduğumuzu ancak siyasetçilerin bu konuda sorumsuzca, ciddiyetten uzak açıklamaları karşısında bir o kadar üzüldüğümüzü ifade etmek istiyorum" dedi.
Çatışmalarda yaşamını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileyen Demirtaş, Türkiye'de yaşanan acıların ortak acılar olduğunu ancak bunun siyasetçiler tarafından görmezden gelindiğini savundu. Türkiye'de barış içerisinde demokratik yol ve yöntemlerde çözülmesi gereken bir sorunun hatalı politikalar nedeniyle şiddet alanına sıkıştığını belirten Demirtaş, şunları kaydetti:
"Kürt sorunu şiddetle çözülecek bir sorun değildir. Bu şiddet politikaları 30 yıldır sonuç vermediğine göre bu konuda cesur, samimi kararlar atmak siyasetçilere düşer. Bunun yeri de parlamentodur dedik. Bunun için çözüm aradık ve siyasete soyunduk. Engellenebildi mi? Maalesef. Biz kendi payımıza düşen vicdani sorumluluğumuzu her zaman kabul ettik. Ölümler yaşanırken vicdanımız rahat olamaz dedik. Bu işte siyasi sorumluluğu olanlar halen Türkiye'yi içine getirdikleri yeri görmemekte ve topu başka yere
atmakta ısrarcı davranıyorlar. El insaf diyoruz. Sanki şu anda yaşanan acılarda bu siyasi partilerin hiçbir sorumluluğu yokmuş gibi yapılan açıklamalar beyanatlar tümüyle karartmadan ibarettir."
Açılım ve demokratikleşmeden söz etmenin mümkün olmadığını vurgulayan Demirtaş, hükümetin açılım yapamadığını kabul etmesi gerektiğini söyledi. BDP dışında her siyasi partinin oyunun peşine düştüğünü iddia eden Demirtaş, "O gençler ölüyor mu? Analar feryat figan ağlıyor mu? Çocuklar yetim mi kalmış. Bunlar sadece kameraların önünde hamasetle ifade edilen cümleler. Bu cümleleri ifade ettikten sonra gerçek gündemlerine dönüyorlar. Asıl işlerinin seçim, sandık, ihale olduğunu anlıyorlar. En çok bölücülük
suçlaması yapanlar en bölücü olanlardır. Bizi etnik siyaset ve ırkçılıkla suçlayanlar en ırkçı, en faşist olanlardır" dedi.

"BAHÇELİ'NİN 'OHAL' ÖNERİSİ"
BDP Genel Başkanı Demirtaş, MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli'nin Olağanüstü Hal ilan edilmesi konusunda önerisiyle ilgili olarak, "Biri çıkmış OHAL'den söz ediyor birisi çıkıp Kürt kızlarını ikinci eş olarak alalım diyor. Allah akıl, fikir versin bunlara diyeceğim. OHAL isteyenler şu günlerde bu bölgede hiç gezmediler. Biz daha dün ordaydık. OHAL ilan etmeye gerek yok ki. OHAL döneminde ne yaşanıyordu? İşkenceler, gözaltılar, köy yakmalar. Bunların hepsi halen yaşanıyor. Bölge halen olağanüstü hal
koşullarını halen yaşıyor. Siyasi, ekonomi ve kültürel olarak olağanüstü hali yaşıyordu. İşsizlik, eğitim, bebek ölüm oranları Türkiye'nin üç katı. Her şey olağanüstü zaten orada. Daha neyi ilan edeceksiniz. 25 yıl sıkıyönetim ve OHAL'le yönetilmiş bir bölge birilerini tatmin etmemiş olsa gerek ki yeniden resmi OHAL ilanıyla bölge halkının nefes alamaz hale getirilmesi konusunda formüller üretiliyor. Genelkurmay Başkanı da çıkıp OHAL'e gerek yok diyor. Tabii zaten uyguluyorlar" diye konuştu.

RİZE BELEDİYE BAŞKANI'NIN KÜRT KIZLARININ İKİNCİ EŞ OLARAK ALINMASI AÇIKLAMASI
Demirtaş, AK Parti Rize Belediye Başkanının sorunun çözümü konusunda Kürt kızlarının eşlerinin ikinci eş olarak alınması şeklindeki önerisiyle ilgili olarak ise, "Biz iki kültürün birbirleriyle olan ilişkilerine asla karşı olamayız. Kültürlerin etnik kaynaşması bizim açımızdan gurur kaynağı olur. Başbakan'ın memleketinde ve Başbakan tarafından özel olarak seçilmiş oraya konulmuş bir zad Kürt sorunun çözümü konusunda ortaya koyduğu yaklaşım partisinin felsefik yaklaşımını ortaya koymuş oldu. Biz biliyoruz
ki kendisi gibi düşünen yüzlerce kişi var. Bir etnik kimliğe bakış bu. Böyle bir parti böyle bir zihniyet Kürt sorununu çözebilir mi? Kadın kimliğine hakarettir. Çağ dışı bir anlayıştır. Kürt kimliiözülecek bir sorun değildir.ğine hakarettir ve açıkça ırkçılıktır. Karadeniz kadınına ve erkeğine hakarettir. Bir tek cümlede bu kadar suç işleyebilen bir siyasetçiyi de biz ilk defa gördük. Bir tek cümle ile Türkiye'nin bütün toplumsal yapılara hakaret edebilen bir kamu yöneticisiyle karşı karşıyayız. Kadına
yapılmış hakareti kendisine iade etmekle yetiniyorum" şeklinde konuştu.

"BAŞBAKAN ERDOĞAN'IN SİYASİ PARTİLERLE GÖRÜŞMESİ"
Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın siyasi partilerle görüşme ve bu konuda bir ziyaret yapma talebini anlamlı bulduklarını belirterek, Başbakan Erdoğan meseleye çözüm üreten bir perspektif ile yaklaşması gerektiğini dile getirdi. Demirtaş, "Hükümet ırkçı, milliyetçi rüzgara teslim olmak yerine, gerçekten de BDP'nin önerileri ile girilen bu kaostan çıkılacağına inanıyorsa BDP Sayın Başbakana görüşlerini aktaracak ve barış konusunda katkı sunacaktır. Umut ediyoruz ki Sayın Başbakan da meseleye bu açıdan
yaklaşacaktır. Böylesi bir yaklaşım ortaya çıkarsa BDP bu konuda en deneyimli partidir. Bugüne kadar BDP bu konuda en deneyimli partidir ve çözüm önerilerini Sayın Başbakana sunacaktır. Diyalog kanallarının her şeye rağmen açık olması gerektiği ve çatışmaların durması için diyalogun kurulması partimizin temel ilkesidir" diye konuştu.

"CENAZELERE İŞKENCE YAPILMIŞ"
Çatışmalarda yaşamını yitirenlerin ailelerinin cenazeleri almak için hastanelere morglara gittiğini belirten Demirtaş, "Hiçbiri çocuğunu tanıyamıyor. Cesetlere cenazelere o kadar işkence ve tahribat yapılmış ki aileler çocuklarını tanıyamıyorlar. Bunun yarattığı duygu kırılmasının herkes tarafından iyi anlaşılması lazım. Bir cenazeye yaklaşım böyle olamaz. Hiçbir dinde, kültürde ideolojide bunun yeri yoktur ve kabul edilemez. Biz bu görüntüleri Genelkurmay Başkanına ve Başbakana göndereceğiz. Otopsilerde
çekilmiş bütün fotoğrafları kendilerine göndereceğiz ve her iki kurumdan da açıklama bekleyeceğiz" dedi.

GENELKURMAY BAŞKANI BAŞBUĞ'UN BDP'YE YÖNELİK ELEŞTİRİSİ
Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın tatilde olması dolayısıyla grup toplantısının yapılamadığını ancak Genelkurmay Başkanı Başbuğ'un dün yaptığı açıklamalarıyla AK Parti'nin adeta grup toplantısını yaptığını söyledi. Demirtaş, sözlerine şöyle devam etti:
"Hiçbir siyasetçinin konuşamadığı konularda siyasi demeç vermekten sakınmayan bir genelkurmay başkanımız var. Partimizi milletvekillerimizi açıkça hedef haline getiren son derece mesnetsiz ve ciddiyetsiz açıklamalara cevap vermek istiyorum. Milletvekillerimiz katıldıkları cenazelerde pankart taşımazlar. Kimseye de taşıtmazlar. Cenazeye katılıp ailenin acısını paylaşırlar. Bundan sonra da milletvekillerimiz ailenin acısını paylaşmaya devam edecekler. O acılı ortamlarda Türkiye toplumunun barışa olan
ihtiyacını dile getirirler. Biz bu ülkenin yaşamını yitiren her gencinin değerli olduğuna inanırız. Bir milletvekiline emir gibi konuşmak genelkurmay başkanının haddine değil. Burası kışla değil bizde senin emir erin değiliz. Siz bize emir vereceğinize halka hesap verin. Neden bu gençleri koruyamıyorsunuz halka hesap verin. Neden sizin döşediğiniz mayınlarla bu ülkenin askeri yaşamını yitiriyor. Neden el bombası verip askerin ölümüne neden oluyorsunuz. Bunun hesabını verin. Bir milletvekili dağa çıksın
diyor. Dağa çıkışları engellemekle görevli en üst düzeyde güvenlik görevlisi bunu söylerse onun görevi bitmiş demektir. Kendisinin görevi insanları dağa göndermek teşvik etmek değildir insanları dağdan indirmektir onun görevi. Bir milletvekiline açıkça dağın yolunu gösteren parlamentere dağın yolunu gösteren Genelkurmay Başkanının görevi bitmiştir. Başbakan onu görevden almalıdır. Bu ülkeye iki başbakan fazladır. Ya da iki genelkurmay başkanı olmaz. Bir karar versinler artık. Ülkeyi kim yönetecek karar
versinler artık. Şu saatten sonra herhangi bir milletvekilimizin başına gelebilecek en küçük şeyden Genelkurmay Başkanı sorumludur. Açıkça hedef göstermiştir ve suç işlemiştir. Genelkurmay Başkanı hakkında savcıları göreve davet ediyorum. Bir milletvekili hedef göstermiş ve milletvekili ile birlikte herkese dağın yolunu göstermiştir. Görevini kötüye kullanmıştır savcıların da işlem yapması gerekir. Böyle bir Genelkurmay Başkanı ülkede barışı sağlayamaz."