24 Temmuz Basın Bayramı
Gaziantep Gazeteciler Cemiyeti (GGC) Başkanı Abdullah Sabri Kocaman, 24 Temmuz'u Basın Bayramı olarak kutlayamadıklarını söyledi.
Kocaman, 24 Temmuz Basın Bayramı dolayısıyla yaptığı yazılı açıklamada, düşünce ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünün birbirinden ayrılamayacağını belirterek, değişen koşulların sansür olgusunu farklılaştırdığını bu nedenle tam bir basın özgürlüğünden söz edilemeyeceğini kaydetti. Kocaman, açıklamasında şu ifadelere yer verdi:
"24 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilanı ile basından sansürün kaldırılması öngörülmüştü. Sansür, aradan 102 yıl geçmesine rağmen bugün hala tartışılıyorsa o ülkedeki medya için özgür denemez, fikir özgürlüğü vardır denemez. Özellikle son yıllarda medya kuruluşları hükümetten yana olan veya muhalefetten yana olan şeklinde tanımlanmaya başlandı. Medya gruplarına dünyanın hiçbir ülkesinde görülemeyecek büyüklükte vergi cezaları getirildi. Bu yöntemle sesleri kesilmeye çalışıldı. Türkiye'de medya 'Yandaş',
'Yoldaş', 'Candaş' gibi kavramlarla ayrıştırıldı. Tekelleşmenin getirdiği ekonomik ayrışma, 2002 yılından sonra siyasi tekelleşmeye döndü ve kurumlar arasında uçurumlar oluştu. Halkın haber alma özgürlüğü hiçe sayılarak taraflı yayın yapıldı. Sansürün olmaması basın özgürlüğü, fikir özgürlüğü demektir. Bugün bu özgürlüklerin olmadığının en önemli kanıtı meslektaşlarımızın yazdıkları yüzünden cezaevinde bulunmalarıdır. Bu durum da sansürün bir başka boyutudur."
Başkan Kocaman, tüm bunlara rağmen fedakarca çalışarak kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getiren tüm basın emekçilerinin Basın Bayramı'nı yürekten kutladığını da kaydetti.
"24 Temmuz 1908'de Meşrutiyet'in ilanı ile basından sansürün kaldırılması öngörülmüştü. Sansür, aradan 102 yıl geçmesine rağmen bugün hala tartışılıyorsa o ülkedeki medya için özgür denemez, fikir özgürlüğü vardır denemez. Özellikle son yıllarda medya kuruluşları hükümetten yana olan veya muhalefetten yana olan şeklinde tanımlanmaya başlandı. Medya gruplarına dünyanın hiçbir ülkesinde görülemeyecek büyüklükte vergi cezaları getirildi. Bu yöntemle sesleri kesilmeye çalışıldı. Türkiye'de medya 'Yandaş',
'Yoldaş', 'Candaş' gibi kavramlarla ayrıştırıldı. Tekelleşmenin getirdiği ekonomik ayrışma, 2002 yılından sonra siyasi tekelleşmeye döndü ve kurumlar arasında uçurumlar oluştu. Halkın haber alma özgürlüğü hiçe sayılarak taraflı yayın yapıldı. Sansürün olmaması basın özgürlüğü, fikir özgürlüğü demektir. Bugün bu özgürlüklerin olmadığının en önemli kanıtı meslektaşlarımızın yazdıkları yüzünden cezaevinde bulunmalarıdır. Bu durum da sansürün bir başka boyutudur."
Başkan Kocaman, tüm bunlara rağmen fedakarca çalışarak kamuoyunu bilgilendirme görevlerini yerine getiren tüm basın emekçilerinin Basın Bayramı'nı yürekten kutladığını da kaydetti.
