CHP'nin Erdoğan gensorusuna ret

TBMM Genel Kurulu'nda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Önergeyi CHP vermişti.

TBMM Genel Kurulu'nda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesinin gündeme alınması kabul edilmedi. Önergeyi CHP vermişti. Önerge üzerinde yapılan konuşmaların ardında oylamaya geçildi. oylamada, gensoru önergesinin gündeme alınması reddedildi.

GÖRÜŞMELERDEN

AK Parti Grup Başkanvekili Nurettin Canikli, Anayasa Mahkemesinin, CHP hakkında "hesap ve işlemlerinde yoğun şekilde tahrifat, yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığına" ilişkin kararları olduğunu belirterek, "CHP'nin bize, AK Parti'ye, Başbakan'a vereceği ahlak dersi yok. Önce siz kendi evinizi temizleyin" dedi.

TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde AK Parti Grubu adına konuşan Canikli, gensoru önergesinde ortaya konulan bütün iddiaların tamamının yargıya intikal ettiğini belirtti.

Önergede "Bu iddialar yargıya intikal ettirilmediği için Başbakan sorumludur" ifadesine yer verildiğini anlatan Canikli, oysa tümünün yargıya intikal ettiğini, buna ilişkin belgelerin olduğunu söyledi.

"Şimdi ne olacak?" diye soran Canikli, şöyle konuştu: "Büyük bir haksızlık yapılıyor, sanal önergeler veriliyor içi boş... Çakma önerge... Peki gerçekten ayıp değil mi? İçi boş, anlamsız, tamamı yargıya intikal etmiş iddiaları, etmemiş gerekçesiyle Başbakanımız hakkında nasıl böyle bir gensoru önergesi verebilirsiniz? Haksızlık değil mi, ayıp değil mi? Yapılması gereken tek şey var; CHP, Başbakanımız, AK Parti ve milletimizden özür dilemeli.

Yadırgadığım husus şu; CHP'li arkadaşlarımız bu iddiaları her yerde dolaştırıyorlar, herkesle paylaşıyorlar, basınla paylaşıyorlar, soru önergesine konu ediyorlar. Bir itirazım yok. Peki niye suç duyurusunda bulunmuyorsunuz? Savcılığa suç duyurusunda bulunun. Bu bir vatandaşlık görevi. Yapılması gereken esas bu. Her şey yapılmış ama olması gereken yapılmamış. Benim tavsiyem; CHP'nin bu gibi durumlarda önce vatandaşlık görevini yaparak, konuyu yargıya intikal ettirmesidir."

Canikli, yolsuzlukların AK Parti döneminde artıp azaldığına ilişkin tek yöntemin, Uluslararası Şeffaflık Örgütünün, yıllardan beri dünya ülkelerini takip ederek yayınladığı yolsuzluk algılama endeksi adı altındaki bilimsel verilere bakmak olduğunu söyledi.

Canikli, Anayasa Mahkemesinin, CHP hakkında "hesap ve işlemlerinde yoğun şekilde tahrifat, yolsuzluk ve usulsüzlük yapıldığına" ilişkin kararları olduğunu belirterek, "CHP'nin bize, AK Parti'ye, Başbakana vereceği ahlak dersi yok. Önce siz kendi evinizi temizleyin" dedi.

Önergeyi verenlerin hata yaptığının kesinleştiğini savunan Canikli, "Lütfen özür dileyin. Bu bir erdemdir. Bu erdemliği sizden bekliyoruz" diye konuştu.

CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, söylediği her şeyin doğru olduğunu savunarak, "O savcının kararında niye nakit para ödemesi yok? Sayın Canikli bunu hiç merak etti mi?" diye sordu.

Tarım ve Köyişleri Bakanlığınca "Ayın 19'unda soruşturma açıldığının" ifade edildiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, "Aynı Bakan ayın 21'inde, saat 14.30'da bana 'Tarım ve Köyişleri Bakanlığında hiçbir soruşturma, inceleme yoktur' diyor. İstiyorlarsa bunu kendilerine verebilirim" diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, 2006 yılı sonbaharında Daimler Şirketi denetçilerinin, Mercedes-Benz Türk'ün İstanbul ofisinde bulunan kasada 3 dosya bulunduğunu ve üzerinde "uygunsuz uygulamalar" ibaresi olduğunu ileri sürerek, şöyle konuştu:

"Bazı ülkelere otobüs ihraç etmek için rüşvet ödemişlerdir. 95 milyon Avro tutarındaki ihracata, 6 milyon 500 bin sterlin rüşvet ödemişler. Ödemeler gayrı yasal bile olsa vergilenir. Benim ülkemde kazandığı bir parayı nasıl götürür başka bir ülkede rüşvet olarak verir. Bunun hesabını sormayacak mıyım? Bunların hepsinin yargıya intikal ettiği söyleniyor. ABD, Fransa, Almanya, Rusya, Letonya'da olay önce idare tarafından soruşturulur, ondan sonra yargıya intikal ettirilir. Acaba Başbakan, Başbakanlık Teftiş Kurulunu harekete geçirdi mi geçirmedi mi? Neden kimden neyi saklıyorsunuz, neden korkuyorsunuz? Asıl halktan özür dilemesi gerekenler, rüşvet olayını kapatmak için buralarda yemin içenlerdir."

BDP Grup Başkanvekili Bengi Yıldız, Türkiye'nin kötü olan yolsuzluk karnesinin, AB ilerleme raporlarında güncelliğini koruduğunu söyledi.

TBMM Genel Kurulunda, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verilen gensoru önergesi üzerinde konuşan Yıldız, AK Parti döneminde "rüşvet alanın da verenin de memnun olduğu" bir tablonun ortaya çıktığını iddia ederek, iktidarın konuya duyarlı olmadığını savundu.

Gensoru önergesinde, sorunun özüne inmeyen bir yaklaşımı gördüklerini anlatan Yıldız, bunun soruna çare üretemeyeceğini ifade etti.

Yolsuzluk, rüşvet ve usulsüzlüklerin Türkiye'de Cumhuriyet tarihiyle yaşıt olduğunu ileri süren Yıldız, sürecin önünün 12 Eylül 1980 darbesiyle daha da açıldığını, 1990'lı yıllarda ise Türkiye tarihinin en büyük yolsuzluklarının yaşandığını söyledi.

Yıldız, "Bir yandan trilyonluk yolsuzluklar yapılırken, diğer yandan Hakkari'de çöpten ekmek toplandığı görüntüleri yaşanıyor. Dünyanın neresine giderseniz gidin Türkiye denince algılanan yolsuzluklardır. Bu, Türkiye adına utanç tablosudur. Türkiye'nin kötü olan yolsuzluk karnesi AB ilerleme raporlarında güncelliğini koruyor" dedi.

Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Cemil Çiçek, gensoru konusunun, hukuki dayanaklarının çok sağlam, ciddi ve bir kısım delillere dayalı olması gerektiğini, aksi halde karalama kampanyasına dönüşeceğini söyledi.

Çiçek, TBMM Genel Kurulunda, CHP'nin Başbakan Recep Tayyip Erdoğan hakkında verdiği gensoru önergesi üzerinde Hükümet adına yaptığı konuşmada, "Gerçeğin ortaya çıkartılması için buradayım. Yoksa ismi geçen şirketlerin ne yapıp yapmadığını savunmak veya bu konuda bir yorum getirmek bizim görevimiz değil" dedi.

Geçmişte gensoru müessesesinin çok kötüye kullanıldığının tutanaklarda yer aldığını kaydeden Çiçek, "Geçmişte çalı fasulyesi ile ilgili gensoru önergesi de verilmiş" dedi.

Çiçek, rüşvet gibi, hem bir ahlaksızlık hem de yüz kızartıcı bir suç konusunun ima edilerek, insanların zan altında bırakılamayacağını söyledi.

Çiçek,"Eğer rüşvet gibi bir konunun üzerine gidiyorsak, çok somut delillerin olması lazım. Özellikle de kamu görevlileri için bunlar kullanılıyor ise o takdirde devleti çalıştıramazsınız" dedi.

Cemil Çiçek, gensoru müessesesinin bilgi edinme ve denetim için yapıldığını hatırlatarak, "Gensoruda suçlama olmaz. Suçlama yolunu tercih edecek olanların, 100. maddeye göre soruşturma önergesi vermesi gerekir" dedi.

"Bu konular gündeme geldiğinde hiç bir şey yapılmamış olsaydı, Hükümet, Sayın Başbakan bu gensoruyu hak etmiş olurdu" diyen Çiçek, muhalefet sıralarından laf atılması üzerine, "Laf atmak, gürültü çıkarmak üzerine de gensoru verilmez" diye konuştu.

Cemil Çiçek, bu konularda, özelikle yurt dışında bir çok işlemler yapıldığını belirterek, "Bu konuda gerçeğin ortaya çıkarılması ve ilgili makamlara yardımcı olmak adına bilgi toplamaya ve gereğini yapmaya devam ediyor" dedi.

Amerika ve Almanya'da, bu suçları siyaset kurumu değil, yargı ve soruşturma makamlarının ortaya çıkardığına dikkati çeken Çiçek, şöyle devam etti: "Türkiye'de de bu konu yargı makamlarının önüne götürülmüş. Yargının gereğini yapması konusunda bize düşen bir görev varsa, Hükümet olarak biz bunu yaparız. Bunun gereğini yaparız. Yapmadığımız takdirde böyle bir gensoruyu hak ederiz. Şu ana kadar yargı makamlarının bizden istediği herhangi bir bilgi var da biz onu gizlemiş miyiz? Biz onu savsaklamış ve onun gereğini yapmamış mıyız? Biz onları görmemezlikten mi gelmişiz? Bunlar olmadığına göre, ortada hükümeti suçlamayı mümkün kılacak bir husus yok. Hep beraber yapacağımız işler, ne varsa tespit edelim. Yolsuzluk konusu hepimizin ortak konusudur. Tüm ülkelerin ortak sorunudur."


CNN Türk