Kılıçkaya: Paketin referandum öncesi iptaline ilişkin başvuru hukuken geçersizdir
Hukukçular Birliği Vakfı Başkanı Avukat Sinan Kılıçkaya, anayasa değişikliğinin referandum öncesi yürütmesinin durdurulması ve iptaline ilişkin yapıla
Bu yolda bir başvuru yapılsa bile yapılan başvurunun geçersiz ve yok hükmünde olduğunu dile getiren Kılıçkaya, Anayasa Mahkemesi'ne yetki alanı dışı yapılan herhangi bir başvurunun heyete sunulmaksızın doğrudan başkanlıkça reddedildiğini hatırlattı. Anayasa Mahkemesi'nin anayasa değişiklilerindeki denetim yetkisinin sadece şekil açısından ve bunun da teklif ve oylama çoğunluğuna uyulup uyulmadığı, ivedilikle görüşülüp görüşülmediğiyle sınırlı bir denetim olduğunun Anayasa'nın 148. maddesinde belirtildiğini anlatan Kılıçkaya, bu yetkisinin devreye girmesi içinde ortada yasama süreci tamamlanmış bir işlemin mevcut olması gerektiğini kaydetti.
Yasama süreci tamamlanmamış bir metni Anayasa Mahkemesi'nin denetleme yetkisinin bulunmadığının altını çizen Kılıçkaya, "Aksi durumda yargının yasama yetkisini gasp etmesi şeklinde değerlendirilir. Anayasa'nın 6. maddesinde de 'hiçbir kimse ya da organ kaynağını anayasadan almayan bir yetkiyi kullanamayacaktır' ifadesinde bu husus belirtilmiştir. Anayasa Mahkemesi'nin önüne gelen bir anayasa metnini denetlemesi için kanunlaşma süreci tamamlanmış bir metin olmadır. O yüzden daha referandum süreci tamamlanmamış bir anayasa taslağının Anayasa Mahkemesi'nce yürütülmesinin durdurulması mümkün değildir. Çünkü yürütmeyi durdurma yetkisi hem istisnai bir yetkidir hem de ortada yürüyen bir işlem olmalıdır. Referanduma gidecek ve sonucuna göre yürürlüğe girip girmeyeceği belli olacak bir anayasa değişiklik paketinin işlem tamamlanmadan Anayasa Mahkemesi'ne götürülmesi hukuki açıdan geçersiz bir başvurudur ve yok hükmündedir. TBMM'de kabul edilen yasalar Cumhurbaşkanı tarafından onaylanıp yürürlüğe girdikten sonra iptal davası açılabildiğine göre, referandum konusu olan bir anayasa değişikliği için de işlemin tamamlanmasının ancak referandum sonucuna bağlı olduğu açıktır." dedi.
MİLLETİN İRADESİ BEKLENMELİDİR
Millet iradesinin beklenmesinin anayasaya ve demokrasiye en uygun çözüm olduğunu vurgulayan Kılıçkaya, anayasa yargısını düzenleyen Anayasa'da mahkemenin kanunların, anayasa değişikliklerinin yürürlüğün durdurulabileceğine ilişkin olumlu yada olumsuz açık bir hüküm olmadığını belirtti.
Tartışmalı olan anayasada ve kendi kuruluş kanununda belirtilmeyen içtihatlarla oluşturduğu böyle bir istisnai yetkiyi daha yürürlüğe girmemiş, tamamlanmamış, millet iradesinin tecelli etmediği bir metnin yürürlüğünü durdurması yönünde kullanmasının yasama organına müdahale olarak değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Kılıçkaya, şöyle devam etti: "Halkoyuna sunulan Anayasa değişikliğine ilişkin yasaların halkoylaması sonuçlanmadan Anayasa'ya uygunluk denetimine bağlı tutulamaz. Referanduma sunulan bir anayasa metni ancak halk oylamasından sonra yürürlüğe girecektir. Bu aşamadan sonra ancak yürürlüğü durdurma ya da iptal istenebilir. Referandumdan geçen ve yasalaşma süreci biten anayasa değişikliği ise sadece anayasada gösterilen biçim kurallarına uygunluğunun denetlenmesi açısından Anayasa Mahkemesi'nin incelemesine tabi tutulabilir. Anayasamıza ve genel hukuk kurallarına göre Yasalaşma çalışmaları esnasında ve yasama aşaması tamamlanmamış bir yasa veya anayasa değişikliği için Anayasa Mahkemesi'ne başvurulamaz. Bu şekilde geçersiz bir başvuru yapılması halinde başvurunun doğrudan Anayasa Mahkemesi Başkanlığı'nca reddedilmesi gerekir."
