TSK'dan yine e-muhtıra
, “üniter devlet – ulus devlet”
Genelkurmay 17 Aralık günü, internet sitesinde siyasetçileri hizaya sokacak bir bildiri yayınladı. Bu bildiri ile son günlerde dil üzerinde yapılan tartışmaları gerekçe göstererek, “üniter devlet – ulus devlet” vurgusu üzerinden siyasete yeniden müdahale etti.
Genelkurmayın internet sitesine yaptığı “ Türk Silahlı Kuvvetleri; Devletin, Anayasamızda yer alan, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma görevi kapsamında; Ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir.” Şeklindeki açıklaması, nitelik itibariyle 27 Nisan e-muhtırasından sonra siyasete direkt yapılmış en sert müdahaledir.
Şaşırtıcı olan; TSK bu uyarıyı, Türk milleti adına anayasadan ve TSK İç Hizmetleri Kanun'dan almış olduğu yetkiye istinaden yaptığını belirtmektedir. Asker hala TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. Maddesindeki düzenlemeyi, kendisi için siyasete müdahaleye yasal dayanak olarak görmektedir. İç Hizmet Kanunu'nun 35. Maddesi “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.” Şeklindedir. İç Hizmet Kanunu, 1961 darbecileri tarafından düzenlenmiştir. Ve o zihniyetin devamı olan kişilerce de siyasete müdahale için gerekçe olarak kullanılmaktadır. Demokratik bir ülkede bulunmaması gereken bir madde olmasına rağmen; bu şekliyle dahi askere, siyasete müdahale etmek yetkisi vermemektedir.
Anayasamızda millet adına egemenliğin nasıl kullanılacağı açıkça belirtilmiştir. Anayasa'nın 6. Maddesinde “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Devamında ise bu yetkinin hiçbir suretle bir kişiye, zümreye ve sınıfa bırakılamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilmiş, 8. Madde ile yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'na, yargı yetkisi ise 9. Madde ile bağımsız mahkemelere verilmiştir.
TSK bu yetki dağılımında ayrı bir kurum olarak sayılmamıştır. Yürütmenin emri ve denetimi altında görev yapmakla yükümlü bir müessesedir. Anayasadaki bu açık düzenlemeye rağmen TSK'nın, sürekli durumdan vazife çıkarır bir mantıkla hareket edip, her şeyin üstünde kendisini görüp, siyasete müdahale etmeye çalışması, yasal dayanaktan yoksun ve suçtur.
Bildiriye gerekçe olarak gösterilen ve BDP tarafından dile getirilen “İki Dilli Hayat” söylemi, hiçbir şekilde TSK'nın fikir beyan etmesini gerektiren bir konu değildir. BDP tarafından dile getirilen “İki Dilli Hayat” talebi, siyasiler tarafından siyaset mecrasında tartışılması ve konuşulması gereken bir husustur. Bu talebin haklılığını ya da haksızlığını değerlendirecek kurum TSK değildir.
Genelkurmay'ın bu bildirisinden sonra aydınların, siyasetçilerin ve sivil toplum örgütlerinin hukuk devletine sahip çıkacak nitelikte bir tepki vermemiş olmaları da kabul edilebilir bir durum değildir.
Bu bildirinin, halen Genelkurmay'ın sitesinde duran ve herkes tarafından e-muhtıra olarak nitelendirilen 27 Nisan muhtırasından hiçbir farkı yoktur. Bugün darbeye teşebbüs yargılanmaktadır. Bu yargılama devam ederken Genelkurmay'ın bildiriyi yayınlamış olması, ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Asker hala kendisini, vesayet makamı olarak görmektedir. Asker; sivil siyasettin millet için temel meseleler konusunda bir fikrinin olmaması gerektiğini, gündelik işlerle meşgul olması gerektiğini, temel meseleler konusunda askerin fikir beyan edeceğini ve bir çözüm üretilecekse de bunun asker tarafından yapılabileceğini düşünmektedir. Bu anlayışla, siyasete her daim müdahale etmektedir.
Asker artık tamamen kışlasının içine çekilmeli, asli işi olan yurt savunmasıyla ilgilenmelidir. Eğer bir basın açıklaması yapacaksa da bu açıklama, askerlik göreviyle ilgili ve kamuoyunu bilgilendirme amaçlı olabilir. Genelkurmay, yürütmeye bağlı bir kurum olduğunu anlamalı ve o kurumda çalışanların da devlet memuru olduğunu bilmelidir.
Genelkurmay'ın yapmış olduğu bu basın açıklaması, bir muhtıradır. Hükümetin acilen bu muhtırayı verenler hakkında işlem yapması gerekmektedir. Hükümetin herhangi bir işlem yapmaması halinde; askerle ilgili bugüne kadar yapmış olduğu bütün işlemlerde, art niyet aranacağı unutulmamalıdır.
Bu yazı toplam 6668 defa okunmuştur
Bu yazıyı paylaşın :
Kaynak: İnternethaber
Genelkurmayın internet sitesine yaptığı “ Türk Silahlı Kuvvetleri; Devletin, Anayasamızda yer alan, Türk milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi koruma görevi kapsamında; Ulus devlet, üniter devlet ve laik devletin korunmasında her zaman taraf olmuş ve olmaya devam edecektir.” Şeklindeki açıklaması, nitelik itibariyle 27 Nisan e-muhtırasından sonra siyasete direkt yapılmış en sert müdahaledir.
Şaşırtıcı olan; TSK bu uyarıyı, Türk milleti adına anayasadan ve TSK İç Hizmetleri Kanun'dan almış olduğu yetkiye istinaden yaptığını belirtmektedir. Asker hala TSK İç Hizmet Kanunu'nun 35. Maddesindeki düzenlemeyi, kendisi için siyasete müdahaleye yasal dayanak olarak görmektedir. İç Hizmet Kanunu'nun 35. Maddesi “Silahlı Kuvvetlerin vazifesi; Türk yurdunu ve Anayasa ile tayin edilmiş olan Türkiye Cumhuriyetini kollamak ve korumaktır.” Şeklindedir. İç Hizmet Kanunu, 1961 darbecileri tarafından düzenlenmiştir. Ve o zihniyetin devamı olan kişilerce de siyasete müdahale için gerekçe olarak kullanılmaktadır. Demokratik bir ülkede bulunmaması gereken bir madde olmasına rağmen; bu şekliyle dahi askere, siyasete müdahale etmek yetkisi vermemektedir.
Anayasamızda millet adına egemenliğin nasıl kullanılacağı açıkça belirtilmiştir. Anayasa'nın 6. Maddesinde “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir.” Devamında ise bu yetkinin hiçbir suretle bir kişiye, zümreye ve sınıfa bırakılamayacağı belirtilmiştir. Anayasa'nın 7. maddesinde yasama yetkisi Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilmiş, 8. Madde ile yürütme yetkisi Cumhurbaşkanı ve Bakanlar Kurulu'na, yargı yetkisi ise 9. Madde ile bağımsız mahkemelere verilmiştir.
TSK bu yetki dağılımında ayrı bir kurum olarak sayılmamıştır. Yürütmenin emri ve denetimi altında görev yapmakla yükümlü bir müessesedir. Anayasadaki bu açık düzenlemeye rağmen TSK'nın, sürekli durumdan vazife çıkarır bir mantıkla hareket edip, her şeyin üstünde kendisini görüp, siyasete müdahale etmeye çalışması, yasal dayanaktan yoksun ve suçtur.
Bildiriye gerekçe olarak gösterilen ve BDP tarafından dile getirilen “İki Dilli Hayat” söylemi, hiçbir şekilde TSK'nın fikir beyan etmesini gerektiren bir konu değildir. BDP tarafından dile getirilen “İki Dilli Hayat” talebi, siyasiler tarafından siyaset mecrasında tartışılması ve konuşulması gereken bir husustur. Bu talebin haklılığını ya da haksızlığını değerlendirecek kurum TSK değildir.
Genelkurmay'ın bu bildirisinden sonra aydınların, siyasetçilerin ve sivil toplum örgütlerinin hukuk devletine sahip çıkacak nitelikte bir tepki vermemiş olmaları da kabul edilebilir bir durum değildir.
Bu bildirinin, halen Genelkurmay'ın sitesinde duran ve herkes tarafından e-muhtıra olarak nitelendirilen 27 Nisan muhtırasından hiçbir farkı yoktur. Bugün darbeye teşebbüs yargılanmaktadır. Bu yargılama devam ederken Genelkurmay'ın bildiriyi yayınlamış olması, ayrıca değerlendirilmesi gereken bir durumdur.
Asker hala kendisini, vesayet makamı olarak görmektedir. Asker; sivil siyasettin millet için temel meseleler konusunda bir fikrinin olmaması gerektiğini, gündelik işlerle meşgul olması gerektiğini, temel meseleler konusunda askerin fikir beyan edeceğini ve bir çözüm üretilecekse de bunun asker tarafından yapılabileceğini düşünmektedir. Bu anlayışla, siyasete her daim müdahale etmektedir.
Asker artık tamamen kışlasının içine çekilmeli, asli işi olan yurt savunmasıyla ilgilenmelidir. Eğer bir basın açıklaması yapacaksa da bu açıklama, askerlik göreviyle ilgili ve kamuoyunu bilgilendirme amaçlı olabilir. Genelkurmay, yürütmeye bağlı bir kurum olduğunu anlamalı ve o kurumda çalışanların da devlet memuru olduğunu bilmelidir.
Genelkurmay'ın yapmış olduğu bu basın açıklaması, bir muhtıradır. Hükümetin acilen bu muhtırayı verenler hakkında işlem yapması gerekmektedir. Hükümetin herhangi bir işlem yapmaması halinde; askerle ilgili bugüne kadar yapmış olduğu bütün işlemlerde, art niyet aranacağı unutulmamalıdır.
Bu yazı toplam 6668 defa okunmuştur
Bu yazıyı paylaşın :
Kaynak: İnternethaber
