'Üniversiteler Baskı Kıskacında'

YÖK Üyesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektör Yardımcısı Prof

YÖK Üyesi, Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sait Bilgiç, "Ekonomik gelişme öyle bir zorlaya girmiştir ki, üniversiteler otoritenin baskısından kurtulayım derken ekonomik baskının tesirine girmiş durumdadır" dedi.
Samsun Türk Ocağı tarafından Dr. Fethi Tevetoğlu Konferans Salonu'nda "Akademik Duruş" konulu konferans düzenlendi. Konferansa konuşmacı olarak katılan YÖK Üyesi Prof. Dr. Sait Bilgiç, üniversitelerin dünden bu güne gösterdiği değişimler ile akademi kavramının tarihi konusunda bilgi verdi. Düşüncelerin mahkum edildiği üniversitelerin hayal edilebilecek üniversiteler olmadığını belirten Bilgiç, üniversiteleri tarihte birçok aykırı fikirlerin de tartışabildiği yerler olarak tanımladı. Özgürlükçü yaklaşımın
dışına çıkılması halinde her zaman elinde gücü bulunduranın dediğinin doğru olduğunun kabul edecek şartların varlığının ortaya çıkağına dikkat çeken Bilgiç, "Bunu kaç insan kabul edebilir. Elinde silahı veya gücü olanın dediğinin doğru olduğu bir yaklaşım var sayıldığında hangi ülkede doğrular ortaya çıkabilir. Birçok yerde bunun gibi aykırı şeyler yaşanabilir, bunun işlemeyeceği tek yer üniversiteler olmalıdır. Bilim adamı da üzerinde baskı kurulabilecek, baskıya en son boyun eğecek meslek guruplarından
biri olarak tanımlanmaktadır. Bunun çok gerekli sebepleri var. Muhafaza etmeliyiz. Bir üniversite asla tek renk olmamalıdır. Bunun acılarını daha önce toplum çok çekti" diye konuştu.
"Akademik özgürlük üniversitelerde vazgeçilmezlerden biridir" diyen Bilgiç, "Ama ekonomik gelişme öyle bir zorlaya girmiştir ki, artık üniversiteler otoritenin baskısından kurtulayım derken, ekonomik baskının tesirine girmiş durumdadır. Yani bir holding ne isterse, artık bir üniversite, çok gelişmiş üniversiteler ekonomik bağımlılığı en üst düzeye gelmiş üniversiteler, onun isteği düşündüğü şeyi çalışmak durumuyla karşı karşıya kalmıştır. Bu nedenle bu güne kadar savunan değerlerin hayatın mecbur bıraktığı
şartlar sebebiyle bazı değişimler geçirmesiyle karşı karşıya kalmaktayız. Bilginin üretilmesi hür ve özgür bir ortamda gerçekleşmeli. Aksi üretilen bilginin doğruluğu şüpheli hale getirmektedir. Emir ile üretilen bilgi, isteyenin, emir verenin gücü nispetinde yön değiştirebilir. Bu nedenle üniversitelerde özgürlük kavramı kuruluş tarihinden bu güne kadar hep varlığı gerekli olan ve savunulan bir şeydir. Gerekli olduğundandır ki, zaman zaman üniversitelerin asri unsurlarından olan akademisyenler buna aykırı
duruşları olmuştur. Toplumun gelişmesinde olumsuz tesirler bırakmıştırlar. Hayatını ortaya koyarak sadece doğru birliğini kaçınmayan bir sürü bilim adamı da mevcuttur" şeklinde konuştu.
Akademik özgürlüğün, düşüncenin ve bilimin gelişmesinde önemli bin yere sahip olduğunu ifade eden Bilgiç, akademinin ve akademisyenlerin siyasetle, iktidarlarla olan ilişkilerini bilim üzerine çıkarmamaları gerektiğinin üzerinde durdu. Bilgiç, üniversitelerin güncel siyasi çatışmalardan uzak ama ülke ve insanlık sorunlarına karşı duyarlı, doğruları baskılara rağmen söyleyebilen bir tavır sergilemeleri gerektiğini vurguladı. Bilgiç, cübbe giyen üç meslek gurubunun akademisyenler, hakimler ve din adamları
olduğunu da sözlerine ekledi.
Konferans sonunda OMÜ Rektör Yardımcısı Ahmet Bulut, Samsun Türk Ocağı Başkanı Doç. Dr. Turcer Çağlayan, Prof. Dr. Bilgiç'e ocak amblemi işlenmiş tabak ve kupa hediye etti.