"Karadeniz'de turizmin çeşitlendirilmeye ihtiyacı var"

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TURSAB) Genel Müdürü Hakan Himmetoğlu, Doğu Karadeniz'de turizmin çeşitlendirilmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TURSAB) Genel Müdürü Hakan Himmetoğlu, Doğu Karadeniz'de turizmin çeşitlendirilmeye ihtiyacı olduğunu söyledi.

Giresun Valiliği, Giresun Üniversitesi ve Giresun Belediyesi tarafından düzenlenen "Uluslararası Doğu Karadeniz Turizm Sempozyumu" başladı. Sempozyumda konuşan Himmetoğlu, "Diğer ekonomik sektörlerde yaşanan kısıtlamalar bölgenin ekonomik kalkınmasında potansiyeli olan dinamik bir sektör olarak turizmi ön plana çıkarıyor. Bölge doğa sporları, yayla ve kırsal turizm, flora-fauna turizmi, çiftlik turizmi ve kültür turizminde zengin kaynaklara sahiptir. Bunlar bir an önce çeşitlendirilmelidir." dedi.

Himmetoğlu, Doğu Karadeniz Bölgesi'nde son yıllarda yükselen bir turizm hareketliliği gözlendiğine işaret etti. Trabzon ve Rize, Sümela Manastırı, Uzungöl, Fırtına Vadisi ve Ayder Yaylası gibi popüler noktaları içeren turlara ayrılan kapasitelerin her yıl arttığına işaret eden Himmetoğlu, "Yüzde 100 doluluklara ulaşılmaktadır. Trabzon ve Uzungöl'e son yıllarda Arap turistler de ilgi göstermeye başlamıştır. Bölgeye Arap turist getiren bazı seyahat acentaları bölgede uygun konaklama tesisleri olsa çok daha fazla Arap turisti yaylalara getirebileceklerini ifade etmektedirler. Bu üyelerimiz bölgede bilhassa yaylalarda indoor ve outdoor aktiviteleri olan lüks tesisler yapıldığı takdirde bu tesislere Arap pazarlarından ilgi olacağına inandıklarını belirtmektedirler." diye konuştu.

Doğu Karadeniz Bölgesi'nde diğer ekonomik sektörlerde yaşanılan kısıtlamarın, bölgenin ekonomik kalkınmasında potansiyeli olan dinamik bir sektör olarak turizmi ön plana çıkardığına işaret eden Himmetoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bölgenin doğa sporları, yayla ve kırsal turizm, flora-fauna turizmi, çiftlik turizmi ve kültür turizminde sahip olduğu zengin kaynaklar var. Türkiye'nin Ege, Akdeniz kıyılarına yönelik kitle turizmi Almanya, İngiltere, Rusya gibi büyük kitlesel pazarlara hitap etmekte ve bu pazarlar dışındaki ülke pazarlarında çalışan tur operatörleri çoğu zaman bu bölgelerde rasyonel maliyetlerle elde edilebilecek kapasite bulamamaktadır. Bölge bu pazarların arasında bilhassa Karadeniz Ekonomik İşbirliği ülkelerinden, Güney Akdeniz ve Ortadoğu'dan gelecek pazarlara hitap edebilecek sosyal, iklimsel ve coğrafi özelliklere sahip bir bölgedir. Dolayısıyla turizmde taşıma kapasitesinin sınırlarındaki Akdeniz ve Ege kıyılarında bu ülke pazarlara yönelik daha fazla kapasite yaratıp altyapı ve çevre sorunlarına yol açmaktansa bu pazarlara yönelik kapasiteyi Batı ve Doğu Karadeniz Bölgesi'nde oluşturmak çok daha rasyoneldir."

Himmetoğlu, Doğu Karadeniz Bölgesi'nin turizmde önemli güçlü potansiyelleri olduğunu, bölgenin bozulmamış doğal turizmin bunların başında geldiğini aktararak, şöyle konuştu: "Doğal turizm kaynakları ormanlar, flora ve fauna zenginlikleri, kar turizmine elverişli yükseklikler ve buzullar, yayla turizmine elverişli bölgeler, sınırlı da olsa sahil turizmine elverişli plajlar, rafting ve kano başta olmak üzere doğa sporlarına uygun nehirler, trekking sporuna uygun dağlık ve ormanlık araziler, önemli bir güvenlik sorunu olmaması bölgeyi ön plana çıkartmaktadır. Muhafazakar olmakla birlikte turiste dostça yaklaşabilecek ve onları severek ağırlayabilecek bir halka sahip olan bölge, Kafkaslar ve İran transit yolunun üzerinde yer almakta. Bölgenin yaz aylarında Ortadoğu ülkelerinden gelinebilecek en yakın serin, ormanlık ve dağlık bölgelerden birisi. Farklı ve zengin mutfak kültürleri, Osmanlı ve Pontus döneminden kalma zengin ve özgün bir tarih mirası sahip. Dans ve müzik alanında bölge sınırlarını kolayca aşabilen dikkat çekici folklorik özellikler bulunmaktadır."

Bölgenin doğal turizm kaynaklarına ulaşım imkanlarının artırılması, bu güçlendirme yapılırken doğaya en az zarar veren ulaşım türlerinin seçilmesi gerektiğini kaydeden Himmetoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: "Hava, Deniz, karayolu ve raylı sistemleri bir araya getiren entegre ulaşım tipleri tercih edilmelidir. Ana merkezlere hava ve kara yolu ile bağlantılar sağlanmalı, iç ve yüksek kesimler ile yaylalara mümkün olduğu kadar hafif raylı sistemler, küçük ve kısa hatlardan oluşan turizm trenleri ve teleferik hatları kullanılmalıdır. Bölgenin hassas doğal kaynaklarına en çok yoğun münferit ziyaretler zarar verecektir. Bu nedenle münferit ziyaretlere göre çok daha disiplinli, ulaşım vasıtalarını daha verimli kullanan ve daha bilinçli bir şekilde yapılan organize seyahatler teşvik edilmelidir. Bölgede milli parkların, sayısı ve alanları turizm gelişimi de göz önene alınarak yeniden oluşturulmalıdır. Milli parklar uluslar arası planda doğa turizmi markaları olabilecek şekilde yeniden yapılandırılmalı, gerekli niteliklere kavuşturulmalıdır. Oluşturulacak milli parklarda flora-fauna konusunda bilgi evleri, müzeler, seminerler, kütüphaneler ve araştırma merkezleri oluşturulmalı, bu milli parklar yeni meraklar uyandırabilecek aktivitelere ve uygun donanımlara sahip olmalıdır. Bölge halkı turizm konusunda eğitilmelidir. Esnaflar, köylüler, turizmin bölgelerinin kalkınmasında tek şansları olduğuna dair ikna edilmelidir. Katılımcı bir bölgesel turizm yönetimi benimsenmelidir. Bölge halkı turizm ve çevre ilişkisi hakkında da eğitilmelidir. Özellikle de bölgelerindeki Turizmin gelişimi için doğal çevrenin, bitki dokusunun ve eko sisitemin bozulmadan yaşatılmasının temel gerekleri halk tarafından iyi kavranmalıdır. Bölge halkına otantik doğa ve kültür varlıklarının değeri ve onları korumalarının anlamı konusunda eğitim verilmelidir. Bölgenin turizm tanıtımı için bölgesel bir turizm yapılanması gereklidir. Bölgedeki kamu yönetimleri, yerel yönetimler, bölgedeki sivil toplum örgütleri ve turizm endüstrisinin tüm taraflarının temsil edileceği bu yapılanma bölgeyi turizm fuarlarında temsil etmeli, marka çalışmaları yapmalı, hedef pazarları belirleyerek pazarlama yapmalıdır. Ayrıca bu kuruluş İnternet ve diğer teknolojilerini de kullanarak tanıtım faaliyetlerinde bulunmalıdır. Bölgedeki özellikle de doğa turizminin icra edileceği köyler ve ilçelerde hem otantik kültüre, hem de turizme uygun mimari bir doku yaratılmalı bu mimari dokunun standartlarından taviz verilmemelidir."

Sempozyum 9 Ekim'de sona erecek.