Kktc Cumhurbaşkanı Eroğlu, Berlin'de Basın Toplantısı Düzenledi

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile görüşmek üzere Berlin'e gelen KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, "yaşayabilir, kalıcı ve yeni bir ortaklı devleti kurmak için uğraş verilmesi" gerektiğini belirtti

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ile görüşmek üzere Berlin'e gelen KKTC Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu, "yaşayabilir, kalıcı ve yeni bir ortaklı devleti kurmak için uğraş verilmesi" gerektiğini belirtti.
Temaslarının ardından düzenlediği basın toplantısında Dışişleri Bakanı Westervelle ile yaptıkları görüşmeyi değerlendiren Eroğlu, Westerwelle ile çok samimi bir görüşmeleri olduğunu belirterek, "Kendileri Güney Kıbrıs'a geldiler ancak KKTC'ye geçmemişlerdi. Bir olay hakkında görüş ortaya koyabilmek için o bölgeyi ve insanlarını mutlaka görmeniz gerekir düşüncesiyle biz de onlara bir davet yaptık. Münasip bir zamanda geleceğini belirtti" dedi. Eroğlu, "Temennimiz, artık KKTC'ye bazı siyasilerin gelmesi.
Özellikle Kıbrıs konusunu gündemlerine alan siyasilerin de güney ve kuzeyi aynı anda görmeleri gerekir diye düşünüyorum. Biz Kıbrıs'ta bir anlaşma olsun gayretiyle şu anda müzakereleri sürdürüyoruz. Nisan'daki cumhurbaşkanlık seçimlerinde birinci turda seçimi kazandıktan sonra ilk yaptığım iş, genel sekretere bir mektup yazarak, müzakerelerin bırakıldığı yerden görüşmeye hazır olduğumu duyurmuştum. Bu biraz bazı çevreleri şaşırtmış gibi bir durum yarattı. Çünkü herkes seçimlerin öncesinde 'Eroğlu gelirse
görüşme biter' şeklinde yorumlar yapıyordu. Hatta AB'den birçok mesajlar kuzeydeki seçimlere verilmeye çalışılmıştır. Daha önceki cumhurbaşkanının lehine, hatta Doğrudan Ticaret Tüzüğü'nün bile cumhurbaşkanın seçiminde yarar sağlar düşüncesiyle gündeme getirildiğini, daha sonra AB yetkililerinden birinin açıklamasını hatırlıyorum" diye konuştu.
1976 yılından beri aktif politikanın içinde olduğunu hatırlatan Eroğlu, "Bunun 19 yılı cumhurbaşkanı olarak geçmiştir. 23 yıllık genel başkanlığım vardır. Dolayısıyla sık sık söylediğim gibi ambargolar altında hükümet etmenin ne demek olduğunu bilen bir kişiyim. Onun için 19 yıl ambargolar eden bir kişi, herhalde herkesten daha fazla anlaşma ister. Tabii ki anlaşmanın şekli önemli. Olsun da nasıl olursa olsun şeklinde bir anlaşma arayışı içerisinde değiliz. Ben Sayın Hristofyas'a müzakere masasında şunu
söyledim; 'Biz 1960 cumhuriyetinin günlerini de yaşayan insanlarız. 1963'ten 74'e kadar geçen zaman içerisinde yaşanan sıkıntıları da biliyoruz. Onun için 3 yıl sonra yıkılacak bir ortaklık devleti kurmak istemiyoruz. Yaşayabilir, kalıcı ve yeni bir ortak devlet kurmak için uğraş vermemiz gerekir'. Bizim müzakere masasında müzakereleri sürdürürken stratejimiz budur. Çünkü 1974'ten bu yana geçen zamanı da yok sayamazsınız. Mülkiyet rejimimizi hazırlarken, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin son vermiş olduğu
karara atıfta bulunarak bazı önerilerimizi sıraladık. Bunlardan bir tanesi, geçen 35 yıl yok sayılamaz. O konutlarda oturan, o işyerlerinde hayatını kazanan insanları mağdur etmenin eski bir hatayı düzeltirken daha büyük hata yapma riskini oluşturacağı düşüncesiyle şu anda o topraklarda oturanların da hakları düşünülerek bir anlaşma yapılmalıdır" dedi.
Kıbrıs Rum tarafının anlaşmaya ihtiyacı olmadığını belirten Eroğlu, "Hiç olmazsa kendileri öyle kabul ediyor. Hani tuzu kuru derler ya, dünyanın tanıdığı bir devlet. Avrupa Birliği içerisinde bir devlet. Dolayısıyla anlaşma mecburiyeti yok. Onun için ne koparırsa ya da Türkiye'yi ne kadar sıkıntıya sokarsa böyle bir çaba içerisinde hareket ediyor. Bunu dünyanın görmesi ve Rumların bu tutumu karşısında kendilerinin de yeni bir politika izlemesi bakımından ilgilerinin devam etmesi, bizi memnun eder"
şeklinde konuştu.
Alman Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle, Cumhurbaşkanı Eroğlu ile görüşmesinin ardından yaptığı açıklamada, Kıbrıs'taki barış sürecine katkıda bulunmak istediklerini ancak her iki tarafın da uzlaşmacı bir yol izlemesi gerektiğini söylemişti. Eroğlu, dün düzenlenen basın toplantısında Kıbrıs sorununu yaratanların Yunanistan ve Rum kesimi olduğunu belirterek, bu iki ülkenin Avrupa Birliği (AB) üyeliğinin sorunun çözülmesini zorlaştırdığını ifade etmişti.
(CC-D)