Bdp Grup Toplantısı

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın Kızılcahamam kampındaki BDP'ye yönelik sözleriyle ilgili olarak, "Eğer 2

BDP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın Kızılcahamam kampındaki BDP'ye yönelik sözleriyle ilgili olarak, "Eğer 2.5 milyon insanı korkaklıkla, kullandığı oyu da onursuzlukla itham ediyorsanız sizin başbakanlığınız bitmiştir. Kime başbakanlık yaparsanız yapın ama şu saatten itibaren sizin başbakanlığınızın bizim partimizin tabanı açısından meşruiyeti kalmamıştır" dedi.
BDP Genel Başkanı Demirtaş, partisinin grup toplantısında yaptığı konuşmada yeni anayasayla ilgili olarak sivil toplum örgütleriyle yaptıkları görüşmelere de değindi. Sivil toplum örgütlerinin, yeni anayasanın öncülüğünü yapması gerektiğini ifade eden Demirtaş, "Eğer hükümet bu konuda 'ben bildiğimi okurum, zaten elimde bir taslak var ve bu taslakla birlikte ben seçimden sonra da eğer gücümü koruyabilmişsem istediğimi yaptırırım, meclis kabul etmezse tekrar halka giderim' diyorsa, yanılıyor. Oradan bir
halk anayasası çıkmaz. Kenan Evren anayasası tasfiye edilip, Tayyip Erdoğan anayasası zihniyeti çıkar. Bunu önlemenin tek yolu bu anayasa tartışmalarının şimdiden başlatılmasıdır. Bu çerçevede sivil toplumun öncülük yapmasını önemsiyoruz" diye konuştu.
Demirtaş, Başbakan Erdoğan'ın Kızılcahamam kampında BDP'ye yönelttiği eleştirilere de cevap verdi. Meclis'in açılışında Cumhurbaşkanı'nın siyasilere yönelik üslup ve dil uyarısı yaptığını hatırlatan Demirtaş, Başbakan'ın da üslup ve dilden bahsettiğine işaret etti. Demirtaş, "Bilmiyorum, aradan uzun yıllar mı geçti. Sayın Başbakan bu arada bir beyin ameliyatı mı geçirdi. Biz başka bir ülkede mi yaşıyoruz yoksa Kızılcahamam'da konuşan AK Parti Genel Başkanı değil miydi anlayamadık doğrusu. Bu kadar
tartışmanın üzerine, siyasetteki dil ve üslup tartışması üzerine, partimizi bu kadar açık hedef haline getiren, partimize oy vermiş gönül vermiş insanlara hakarete varıncaya kadar son derece kaygı verici bir üslup kullanan bir siyasetçi olabilir mi? İki hafta sonra seçim de yok. Bu ne telaştır, bu nasıl bir hırstır, öfkedir anlayabilmiş değiliz" şeklinde konuştu.
Barış arayışlarının olduğu bir dönemde Başbakan'ın 'siyaseti nasıl tahrip edebilirim' arayışı içinde olduğunu öne süren Demirtaş şunları söyledi:
"Başbakan, eğer bu çağrıyı PKK'ya yapıyorsa anlamlıdır. Silahları bırak gel, seçime gir diyorsa anlamlıdır. Hükümet bunun koşullarını yaratır, PKK'nın legalleşmesini kabul eder, zeminini hazırlar, 'gel seçime gir' der. Ama bu çağrıyı BDP'ye yapıyorsa Allah akıl fikir versin diyorum. Bu açıkça bir siyasi partiyi suçlu gösterme çabasıdır. Anayasa Mahkemesine suç duyurusudur, sokakta çetelere 'BDP'ye saldırın' çağrısıdır. Tam da siyasette çözüm arayalım dediğimiz bir dönemde yapıyor bunu. Eğer BDP'nin silahı
siyaset yöntemi olarak kullandığına dair elinizde en küçük bir delil varsa bugün Ankara Cumhuriyet savcılığına davet ediyorum. Eğer elinizdeki delilleri yargıyla paylaşmazsanız siz suçlusunuz. Elinizde delil yokken bir partiyi zan altında bırakıyorsanız da iftiracısınız, yalancısınız. Söylediklerinize siz inanıyorsanız, gerçekten bir partinin tehditle, silahla korkutarak 2.5 milyon kişiyi sandığa götürüp kendisine oy verdirdiğine yürekten inanıyorsanız o halde sizin tek bir saniye dahi Başbakanlık yapmanız
lazım. Siz nasıl bir başbakansınız ki sizin ülkenizde 2.5 milyon seçmen silah zoruyla sandığa gidip bir partiye oy veriyor. Orada hükümet bitmiştir, devlet, başbakan bitmiştir. Siz kendinizi inkar ediyorsunuz. Eğer buna inanıyorsanız ben olsam tek bir saniye o koltukta oturamam. Benim Başbakan olduğum bir ülkede 2.5 milyon insan korktuğu için bir partiye oy verecek, ben o koltukta oturmam, onurumu korurum, istifa ederim."
Siyasi partilerin birbirini eleştirebileceğini ama hiçbir siyasetçinin bir parti üzerinden halka, seçmene hakaret edemeyeceğini vurgulayan Demirtaş, "Eğer 2.5 milyon insanı korkaklıkla, kullandığı oyu da onursuzlukla itham ediyorsanız yine sizin başbakanlığınız bitmiştir. Kime başbakanlık yaparsanız yapın ama şu saatten itibaren bu açıklamalardan sonra sizin başbakanlığınızın bizim partimizin tabanı açısından meşruiyeti kalmamıştır" diye konuştu.
Başbakan'ın manipülasyon yaptığını ileri süren Demirtaş, Başbakan, Erdoğan'ın 2007, 2009 ve referandumun ardından yaptığı balkon konuşmalarındaki sözlerini hatırlattı. Demirtaş, "Hangi Başbakan. Bunları söyleyen başbakan mı, önceki gün Kızılcahamam'da konuşan Başbakan mı doğruları söylüyor. Böylesi bir tutarsızlıkla, siyaset etiğine sığmayan anlayışla karşı karşı karşıyayız" değerlendirmesini yaptı.
Demirtaş konuşmasının sonunda Diyarbakır'da başlayan KCK duruşmasına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu. Tutuklu BDP'lilerin Kürtçe savunma yapmasına izin verilmediğini hatırlatan Demirtaş, "Sayın Başbakan. 'Benim partimde 60 Kürt milletvekili var, bizim sorunumuz yok' diyorsun. Senin milletvekillerinin mahkemeye düştüğünde anadilde savunma yapma durumu yok ki sorunu olsun. Biz anadilimizde savunma yapmak istiyoruz. Doktora gittiğimizde, vergi dairesine gittiğimizde anadilimizde konuşmak istiyoruz"
diye konuştu.
Son HSYK seçimlerinde hükümetin nasıl bir tutum içinde olduğunun görüldüğünü dile getiren Demirtaş, "Tarafsız, adil, bağımsız yargı halkın 80 yıldır çektiği bir özlemdi. Şu saatten sonra olmayacağı netleşmiş oldu. Biz istiyoruz ki Diyarbakır'da demokratik, hukukun üstünlüğünün, insan haklarının egemen olduğu adil bir yargılama yapılsın. Arkadaşlarımızın bir tek saniye bile içerde kalmaları haksızlık olur" şeklinde konuştu.
Öte yandan BDP Grup Toplantısında Diyarbakır'da dün başlayan KCK duruşması nedeniyle milletvekilleri, belediye başkanlarının KCK operasyonundaki kelepçeli fotoğraflarını gazetecilere gösterdi. Kürsüye de KCK davasında tutuklu bulunanların fotoğrafları asıldı.