Başbakan Erdoğan Sel Bölgesinde
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Pakistanlı mevkidaşı Yusuf Rıza Gilani'yle birlikte, selden etkilenen Sindn Eyaletine bağlı Thatta bölgesini ziyaret etti.
Bölgeye helikopterle gelen Başbakan Erdoğan, Pakistan Başbakanı Gilani'nin kullandığı araçla karşılama töreninin yapıldığı alana geçti. Burada bir konuşma yapan Erdoğan, Türkiye'deki halk oylamasından dolayı Pakistan'a ziyaretinin geciktiğini belirterek, kendisinden önce eşinin, kızının ve bakanlardan oluşan bir heyetin bölgeye geldiğini belirtti. Başbakan Erdoğan, Türk Kızılayı ve Sağlık Bakanlığı ekiplerinin selden hemen sonra bölgeye geldiklerini belirterek, "Bizim dostluğumuz, kardeşliğimiz asırlar
öncesine dayanıyor. Biz değerler bütününde bir olmuşuz, aynı kültür ve değerlere sahibiz. Pakistan halkı, kurtuluş mücadelemizde ve 1999 depreminde bizi yalnız bırakmadı. Pakistan halkının, Türkiye'nin ve Türk milletinin gönlünde müstesna bir yeri vardır. Onun için de Muzafferabad depreminde orada olduk" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, TOKİ ve TİKA'nın sel bölgesinde çalışmalar yaptığını belirterek, şöyle konuştu:
"Bunları hamaset olsun diye değil, kardeşliğin bize yüklediği sorumluluk gereği anlatıyorum. Kardeşlik zor günde belli olur. Arapların güzel bir atasözü var, 'tokların şükretmesi önemli değil, zira toklar zaten şükreder', önemli olan darda şükredebilmektir. O da kendinden darda olana bakarak şükretmektir. Biz buna bakacağız, ama bir de aramızda dayanışma olacak. Bu da mensubu olduğumuz dinin bize yüklemiş olduğu bir görev. Bunu yerine getirmek zorundayız. Onun için de koşuyoruz, koşacağız, koşturacağız.
Gecikmeye tahammülümüz yok. Önümüzde kış var, bu mevsimin sıkıntıları var. Yoğun bir çalışma yapmamız lazım. Onun için değerli Başbakan kardeşime de söyledim. Hemen yerini belirleyelim, bir an önce adımları atalım. Yıkımla karşı karşıya olan okulun tamiratı, tadilatı var. Tamamen yıkılmış okulların yeniden yapımı var. Hastanelere ihtiyacımız var. İki tane sahra hastanesi kurduk, üçüncüsünü kuruyoruz. Sahra hastaneleri geçici, kalıcı hastanelere ihtiyaç var, onların adımlarını da süratle atacağız. Onun için
bugün buradayız, sizlerle beraberiz. Şunu bilmenizi isterim ki; Türk milleti sizi unutmadı, unutmuyor. Onların selamını size getiriyorum. Kardeşlerinizin selamlarını size getiriyorum. Bir şeyi size hatırlatmak istiyorum, terörle 30 yıldır mücadele ediyoruz. Ciddi manada bizi sıkıntıya sokan bir süreç, kaldı ki mücadelemiz devam edecek, ama biliyorum ki aynı sıkıntıyı Pakistan'da yaşıyor. Sürekli bu haberleri Pakistan'dan duydukça üzülüyoruz. Biz, öyle bir dinin mensubuyuz ki bir kişi öldürmenin, bütün
insanlığı öldürdüğünü biliyoruz. Öyleyse cana kastetmek niye? Ama yine biliyoruz ki bir insanın kurtuluşuna vesile olmak, alemin kurtuluşuna vesile olmaktır. Biz kelime anlamı itibariyle tanımı barış olan İslam'ın mensuplarıyız. Barış; bu kavram içerisinde yer alanlar öyle bir dinin mensupları, terörün aktörü olamazlar. Bütün bunları karşısında bir olmamız, beraber olmamız, dayanışma içerisinde olmamız lazım. Pakistan, Afganistan, İran, Türkiye, bu kuşak niye sürekli böyle bir terör sürecini yaşıyor? Bu
senaryonun elbet senaristleri var ve aktör olarak da ne yazık ki milletlerin içinden kendi aktörlerini seçiyorlar. Ben tüm Pakistanlı kardeşlerime sesleniyorum, bu kirli senaryonun aktörleri olmayalım. Aynı şekilde Afganlı kardeşlerime sesleniyorum; bu kirli oyunların aktörü olmayalım. Milletime zaten her gün sesleniyorum. Bu kirli oyunun aktörleri olmayalım. İnanıyorum ki bu oyunlar bozulduğu gün Pakistan, Afganistan yükselecek, Türkiye çok daha güçlenecek. İslam dünyasının bu içine düştüğü sıkıntıları hep
birlikte aşalım"
öncesine dayanıyor. Biz değerler bütününde bir olmuşuz, aynı kültür ve değerlere sahibiz. Pakistan halkı, kurtuluş mücadelemizde ve 1999 depreminde bizi yalnız bırakmadı. Pakistan halkının, Türkiye'nin ve Türk milletinin gönlünde müstesna bir yeri vardır. Onun için de Muzafferabad depreminde orada olduk" diye konuştu.
Başbakan Erdoğan, TOKİ ve TİKA'nın sel bölgesinde çalışmalar yaptığını belirterek, şöyle konuştu:
"Bunları hamaset olsun diye değil, kardeşliğin bize yüklediği sorumluluk gereği anlatıyorum. Kardeşlik zor günde belli olur. Arapların güzel bir atasözü var, 'tokların şükretmesi önemli değil, zira toklar zaten şükreder', önemli olan darda şükredebilmektir. O da kendinden darda olana bakarak şükretmektir. Biz buna bakacağız, ama bir de aramızda dayanışma olacak. Bu da mensubu olduğumuz dinin bize yüklemiş olduğu bir görev. Bunu yerine getirmek zorundayız. Onun için de koşuyoruz, koşacağız, koşturacağız.
Gecikmeye tahammülümüz yok. Önümüzde kış var, bu mevsimin sıkıntıları var. Yoğun bir çalışma yapmamız lazım. Onun için değerli Başbakan kardeşime de söyledim. Hemen yerini belirleyelim, bir an önce adımları atalım. Yıkımla karşı karşıya olan okulun tamiratı, tadilatı var. Tamamen yıkılmış okulların yeniden yapımı var. Hastanelere ihtiyacımız var. İki tane sahra hastanesi kurduk, üçüncüsünü kuruyoruz. Sahra hastaneleri geçici, kalıcı hastanelere ihtiyaç var, onların adımlarını da süratle atacağız. Onun için
bugün buradayız, sizlerle beraberiz. Şunu bilmenizi isterim ki; Türk milleti sizi unutmadı, unutmuyor. Onların selamını size getiriyorum. Kardeşlerinizin selamlarını size getiriyorum. Bir şeyi size hatırlatmak istiyorum, terörle 30 yıldır mücadele ediyoruz. Ciddi manada bizi sıkıntıya sokan bir süreç, kaldı ki mücadelemiz devam edecek, ama biliyorum ki aynı sıkıntıyı Pakistan'da yaşıyor. Sürekli bu haberleri Pakistan'dan duydukça üzülüyoruz. Biz, öyle bir dinin mensubuyuz ki bir kişi öldürmenin, bütün
insanlığı öldürdüğünü biliyoruz. Öyleyse cana kastetmek niye? Ama yine biliyoruz ki bir insanın kurtuluşuna vesile olmak, alemin kurtuluşuna vesile olmaktır. Biz kelime anlamı itibariyle tanımı barış olan İslam'ın mensuplarıyız. Barış; bu kavram içerisinde yer alanlar öyle bir dinin mensupları, terörün aktörü olamazlar. Bütün bunları karşısında bir olmamız, beraber olmamız, dayanışma içerisinde olmamız lazım. Pakistan, Afganistan, İran, Türkiye, bu kuşak niye sürekli böyle bir terör sürecini yaşıyor? Bu
senaryonun elbet senaristleri var ve aktör olarak da ne yazık ki milletlerin içinden kendi aktörlerini seçiyorlar. Ben tüm Pakistanlı kardeşlerime sesleniyorum, bu kirli senaryonun aktörleri olmayalım. Aynı şekilde Afganlı kardeşlerime sesleniyorum; bu kirli oyunların aktörü olmayalım. Milletime zaten her gün sesleniyorum. Bu kirli oyunun aktörleri olmayalım. İnanıyorum ki bu oyunlar bozulduğu gün Pakistan, Afganistan yükselecek, Türkiye çok daha güçlenecek. İslam dünyasının bu içine düştüğü sıkıntıları hep
birlikte aşalım"
