Anadolu'ya Özgü Ramazan Lezzetleri

ANKARA - ŞENAY ÜNAL - Birbirinden farklı kültürleri bir arada barındıran Anadolu'da, ramazan ayına özgü gelenek ve görenekler, yüzlerce yıldır yaşatılarak gelecek kuşaklara aktarılıyor.

Akrabaların, komşuların kaynaştığı, zenginin fakirle aynı sofrada buluştuğu mübarek ramazan günlerinde, birbirinden lezzetli yemekler de sofradaki yerini alıyor.

AA muhabirinin, Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Kültür Portalı'ndan derlediği bilgilere göre, her yörenin kendine özgü ritüellerle geçirdiği ramazanda, bölgeden bölgeye değişen lezzetler bulunuyor.

-Köy düğünlerinin vazgeçilmezi "Keşkek"

Geleneksel bir Çorum yemeği olan "Keşkek", köy düğünlerinin vazgeçilmez tatları arasında yer alıyor. Ramazan aylarında sabah erken saatlerde malzemeleri hazırlanıp güveç tencereye koyularak fırına verilen yemek, turşu ve salatayla servis ediliyor. Güveç tencereye koyulan 2 kaşık yağın üzerine ince kıyılmış soğanlar, et, biber, salça, tuz ve 1 su bardağı sıcak su ilave edilerek 15 dakika kaynatılıyor. Akşamdan ıslatılan yarma yıkandıktan sonra 10 su bardağı sıcak suyla tencereye ilave edilerek kaynayana kadar pişiriliyor. Daha sonra tencerenin kapağı hamurla kaplanıyor. Bir parmak sığacak kadar açıklık bırakıldıktan sonra buhar çıkması için kısık ateşte 2 saat daha pişirilmeye devam ediliyor.

-Afyonkarahisar'da ramazana özel kebap

Kuşbaşı dana eti, maydanoz ve pideyle yapılan, özellikle iftarda yenildiği için Afyon Kebabı olarak da bilinen "Ramazan Kebabı" da Afyonkarahisar ile özdeşleşmiş bir yemek. Kebabın yapılışı ise şöyle:

Kuşbaşı et, suyunu çekene kadar kavruluyor. Üzerini örtecek kadar su konup tuzu ilave edilerek tekrar pişiriliyor. Diğer tarafta pideler kare şeklinde doğranıyor. Pideler, istenirse arzuya göre fırında ısıtılabiliyor. Pişen kuşbaşı etin suyu süzülerek bu su, pideleri ıslatmak için kullanılıyor. Islatılan pideler servis tepsisine alınarak üzerine etler yerleştirilip istenirse bir kepçe et suyu daha gezdiriliyor. Yemek 5 dakika kadar fırında dinlendikten sonra üzerine ince doğranmış maydanoz serpilerek servis yapılıyor.

-"Tatlı lezzetler diyarı" Gaziantep

Haklı bir şöhrete sahip baklava, hem ramazanın hem bayramların hem de düğünlerin vazgeçilmez lezzetlerinden birisi. Baklava denilince akla gelen ilk şehir ise Güneydoğu Anadolu'nun incisi Gaziantep oluyor. Babadan oğula bir miras titizliğiyle aktarılan tatlıların yapımında kullanılan malzemelerin seçimindeki titizlik, hazırlamada ve pişirmede gösterilen beceri, baklavanın ve diğer tatlıların şöhrete kavuşmasına ve aranılan damak tadı olmasına olanak sağlıyor. Gaziantep'te baklavanın yanı sıra şöbiyet, bülbül yuvası ve zümrüt yeşili dolama, kadayıf, künefe, susamlı, cevizli, leblebili helva, kuymak da aranılan tatlılardan.

Ağıza değdiği an dağılan kurabiye ve katmer ise başka bir yerde bulunamayacak tatlardan. Kahkeyi unutmamak gerek elbette. Tatlı, tuzlu, sade, susamlı olarak üretilen, Gaziantepli'nin vazgeçemediği çörekler yörede kahke adını alıyor. Kahke aslında Arapça kökenli bir sözcük ve bilezik anlamına geliyor. Yuvarlak simit gibi üretilen çöreklerin yanı sıra kahke farklı şekil ve tatlarda da üretiliyor. Örneğin yalnızca ramazan ayında yapılan Ramazan Kahkesi ya da özellikle evlerde üretilen bol baharatlı köy kahkesi gibi. Mahlep, susam, çörekotu, rezene, pekmezde kahkenin lezzetine lezzet katan tatlar arasında geliyor.

-Van'ın özgün lezzeti "Gavut"

Buğdayın kavrularak öğütülmesi sonucu elde edilen bir un çeşidi olan "Gavut", günlük yeneceği zaman yağ ile karıştırılarak sıcak servis ediliyor. Hem sabah kahvaltılarında hem de ramazan ayında sahurda tüketilen bu lezzet, Urartular zamanında uzun savaşlar sırasında askerlerin beslenmesinde kullanılmış ve günümüze kadar gelmiş.

-Bursalılar'dan "Dede çorbası"

Bursa'ya özgü "Dede çorbası" köyde bulunan yatırın başında yapıldığı için bu adı almıştır. Adak adayanlar çocuğu konuşmadığı veya yürümediği için yatırın başında dede çorbasını çocuklarına içiriyorlardı böylece konuşamayan çocukların konuşacağına yürüyemeyenlerin de yürüyeceğine inanılıyordu. Günümüzde bu tür inançlar azaldığı gibi dede çorbası günlük olarak ve ölünün ardından üç gün sonra pişiriliyor. Ölü evine gelenlere ikram ediliyor. Dede çorbası yapmak için un, tuz ve su ile hamur yapılıyor. Hamur beze haline getirilerek erişte kalınlığında açılıyor. Oklavaya doladıktan sonra bir parmak kalınlığında parçalara bölünüyor. Bu parçalar daha sonra küçük dikdörtgenlere bölünüyor. Dede çorbası sade hamurla yapıldığı gibi farklı malzemelerle de yapılıyor. Tavuk suyunda veya tavuklu nohutlu olarak da pişiriliyor. Çorbanın kıvamını tutturmak için içine biraz un katılıyor. Çorbayı ocaktan almadan önce tereyağı ve nane bir kapta eritildikten sonra çorbanın üzerine dökülüyor.

-Kırıkkale'de "Göllem" yeniyor

Kırıkkale'de özellikle ramazan ayında sahurda tüketilen "Göllem" pekmezle yapılan bir tatlı. Göllem için 200 gram yağ eritilip üzerine yarım kilogram pekmez ekleniyor. Pekmez kaynamaya başlamadan ocaktan indiriliyor. Evde daha önceden hazırlanmış 4-5 parça çörek doğrandıktan sonra pekmezli karışım üzerine dökülüp servis yapılıyor.

-İçel "Kerebiç"i tercih ediyor

İçel'de yapılan "Kerebiç", ramazan ayında hem iftarda hem sahurda tercih ediliyor. Kerebiç, içli köfte şeklinde hazırlanıyor. Dış kısmı irmik, yağ, karbonat ve şekerle yapılan tatlının içine antepfıstığı veya ceviz koyuluyor. Burada en çok dikkat edilmesi gereken ise kurabiyelerin kesinlikle kızarmaması. Kreması ise çöven otu köklerinin bir gece suda bekletilmesinin ardından 5 saat süreyle kaynatılması sonucunda oluşan yeşil suyun köpürene dek çırpılmasıyla köpük oluşturuluyor ancak köpük oluştuktan sonra bol şeker ilave edilerek kıvamı arttırılıyor. Bu köpük içine koyulan kurabiyelerin üzerine tarçın dökülüyor.

-Sıcaklarda ferahlatan meyan şerbeti

"Meyan şerbeti" yaz boyunca ve ramazan ayında Diyarbakır'da sevilerek tüketilen bir içecek. Meyan şerbetinin mide ve böbrek hastalıklarında faydalı olduğu da söyleniyor.

-Amasya'da sahurlar "Pişi"yle güzel

Amasya'da ramazanda bilhassa sahurda pekmezle yenen "Pişi", Türkiye'nin hemen hemen birçok şehrinde hazırlanan bir lezzet. Arzu edilirse içine çökelek peynir de koyulabilen pişinin yapılışı ise şöyle:

"Un çukurca bir kap üzerine alınarak ortası açılıyor. Ilık suyla kulak memesi kıvamından biraz yumuşak hamur yoğuruluyor. Üzeri örtülerek mayalanmaya bırakılan hamurdan yumruk büyüklüğünde bezeler yapılıyor. Elle şekil verilerek açılan hamur arzuya göre içine malzemesi koyulduktan sonra tavada kızdırılan yağda pişiriliyor.

-Erzurum kadayıf dolmasıyla ünlü

"Kadayıf dolması" Erzurum'un en ünlü tatlısı. Ramazanda 30 gün süreyle sofraların eksilmez bir parçası. Yumuşak tel kadayıfı, ceviz, yumurta ve balla yapılıyor.

Erzurum'da bu ayda çokça tercih edilen bir diğer yemek de "Ayran aşı". Aşlık,yoğurt ve undan yapılan ayran aşı ile yufka, mercimek, soğan ve tereyağdan yapılan kesme aşı da şehre özgü çorbalar arasında yer alıyor.

Kaynak: AA