Ekonomik Krizler Simitçiliği Gözde Meslek Yaptı
Türklere has bir aperatif türü olan ve yaklaşık 7 asırlık geçmişi olan simit ara öğünlerin vazgeçilmezi oldu.

Türklere has olan bu yiyeceğin tarihinin de oldukça eski olduğunu belirten Ekrem Vergili pekmezlisinden tahinlisine, yumurtalısından susamlısına kadar simidin onlarca çeşidinin bulunduğunu belirterek "Pratik ve ekonomik olmasının yanında simit aynı zamanda lezzetli bir yiyecektir. Yıllardır simit yaparım. Özel müşterilerim bile var. Ekmeğimizi bu meslek sayesinde kazanıyoruz. Eskiden pek revaçta olan bir meslek değildi ama şimdi simitçilik en güzel mesleklerden biri oldu” diye konuştu.
SİMİTİN TARİHÇESİ Simitin Osmanlıdaki serüveni 14.yüzyıla kadar dayandığını belirten Ekrem Vergili “Bu yüzyıllarda sultan sofralarında, saray mutfağında da yerini almayı başlayan simit bugün gariban yiyeceği olarak görünse de aslında bir saray yiyeceğidir. Hekim Bereket Türkçe el yazması tıp kitabı olan Tufet-i Mubariz adlı eserinin Son kısmında Tabiat Name bölümünde yemek çeşitlerinden ve hamur işlerinden bahsederken simitten de bahsetmektedir. Yeniçerilerin bir kolu olan “Sekban Sınıfı”na ait fırınlarda çalışmak üzere işe başlayanlara simitçi denmekte, saray fırınında “Simitçi Ustası” adı ile çalıştırılan ustalar bulunduğu bilinmektedir. Evliya Çelebi Seyahatnamesi’nde simitten de söz eder” diyerek Türklere has olan bu yiyeceğin derin bir tarihinin olduğunu söyledi.
2. DÜNYA SAVAŞI YILLARINDA YASAKLANMIŞ 2. Dünya Savaşı yıllarında unun az olması nedeni ile bir süre simit yapımının yasaklandığını da belirten Vergili “Çok fazla uzun sürmeyen bu yasaktan Sonra un üretiminin normal düzeye çıkması ile yapımı tekrar serbest bırakılmıştır. 2. Dünya Savaşı Sonrası satışında farklı yöntemler denenmiş, poşet içerisinde ve farklı şekillerde satılmaya çalışılsa da lezzetinin bozulduğunun görülmesi üzerine tezgahta simit satışına tekrar dönülmüştür. Türkiye dışında hiçbir ülkede üretilmeyen simit, susam, un, maya ve pekmez den oluşur ve pek çok çeşidi vardır” dedi.
