MHP Grup Başkanvekili Vural’ın Basın Toplantısı

MHP Grup Başkanvekili Oktay Vural, Yargıtay’ın Öcalan için ‘sayın’, PKK'lılar için ‘gerilla’ ifadesini kullanan Hatip Dicle ve Selim Sadak'a verilen hapis cezasını bozması kararı ile ilgili olarak, “Buna ilk ‘sayın’ diyen Sayın Başbakandı.Ona bu soruyu sorsanız daha iyi olur. Herhalde bu bakımdan mutlu olmuştur” dedi.

Vural, Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın Gençlik Şurası ve TOBB Genel Kurulu’ndaki konuşmalarını değerlendirdi. Başbakan Erdoğan’ın bu konuşmalarında Mehmet Akif Ersoy’dan şiirler, Mevlana’dan beyitler okuduğunu belirten Vural, “On yıl boyunca görmediğiniz bütün güzel hasletleri bu şiirlerde görebiliyorsunuz. Mesela Akif’in ‘Ne çok söyle, ne büyük söyle. Yiğit işte gerek. Laf bol, karnı genişleri taklit etme, sözü sağlam, özü sağlam adam ol’. Ne kadar güzel söylemiş. Bu sözleri gençler hiç aklından çıkarmasın. Başbakan’ın bugüne kadar dış politikadaki zikzaklarına, bir gün öyle bir gün böyle söylediklerine bakarak bu sözün ne kadar anlamlı olduğunu idrak edeceklerdir. Bu sözleri söyleyenin 10 yıl boyunca ne söylediğini, ne yaptığını, dün ne söylediğini, bugün ne söylediğini iyi takip etmelerini ve bu sözlerle yaptıkları arasındaki çelişki ve uçurumları görmelerini rica ediyorum. Başbakan’ın karnesine bakıldığında edebiyat pekiyi, hal ve gidiş sıfır. Laf çok, icraat yok” diye konuştu.

“OBAMA’NIN METNİNİ ALMIŞ”

Başbakan Erdoğan’ın hamasetle siyaseti karıştırdığını ve hamasetle nutuk atarken de yeniden millet tanımı yaptığını belirten Vural, “Zannedersiniz Obama’nın metnini almış, derinin renginden bahsediyor. Herhalde Obama’nın konuşmasından almışlar bunu. Yanlış yerde yapıyor bu konuşmayı. Beyaz Saray değil, oturduğun koltuk da Abraham Lincoln’un koltuğu değil. Bu coğrafyada Fatih Sultan Mehmet’lerin, Atatürk’lerin, bu devleti bu noktalara getiren birlikte yaşayanların ülkesindesin. Bu milletin adı Türk milleti. Türk milleti diyemeyenlerin bugün kalkıp ABD’yi örnek olarak gösteren bir tanımlamayla Türkiye’yi yöneten bir başbakan olması Türkiye’nin talihsizliğidir. Sen kimsin millet tarifi yapıyorsun. Siyaset terzisi almış eline biçiyor, kesiyor. Zannedersin sosyolog, ideolog” dedi.

Erdoğan’ın gençlere Mehmet Akif Ersoy’un “Sahipsiz olan memleketin batması haktır, sen sahip olasın, bu vatan batmayacaktır’ dizelerini okuduğunu hatırlatan Vural, “Peki PKK’nın sözde marşı eşliğinde saygı duruşunda bulunan senin genel başkan yardımcıların değil miydi? İstiklal Marşı’nın okunmadığı bir ortamda saygı duruşunda bulunan senin yardımcın değil miydi?” şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan’ın şehitlere ‘kelle’, teröristbaşına ‘sayın’ diyen biri olduğunu belirten Vural, “Sayın Başbakan şimdi, ‘sayın’ demek suç olmaktan çıkmış, bu karardan mutludur herhalde” dedi.

“KİRALIK KATİLLERLE OSLO’DA MÜZAKERE EDEN SEN DEĞİL MİSİN?”

Başbakan Erdoğan’ın Murat Karayılan’ın da aralarında bulunduğu terör örgütü mensuplarının yer aldığı bir fotoğrafı gösterdiğini hatırlatan Vural, Erdoğan’ın ‘10 yıl öncesine ait. 19 kişi var. Biri cezaevinde, biri kayıp, 16’sı hayatta değil. Ama başlarındaki terör baronu hayatta. Bunlar kimin taşeronu olursa olsunlar, bu kiralık katillerle sonuna kadar mücadeleye devam edeceğiz’ sözlerini eleştirdi.

Vural, şunları kaydetti: “Allah’ını seversen bu kiralık katillerle Oslo’da müzakere eden sen değil misin? Bu katillerle ikinci kez Oslo’da bir araya gelmeyi karlaştıran siz değil misiniz? Oslo’da kim görüştü, kimlerle görüştünüz? Bu terör baronlarıyla müzakere yapmadınız mı? Türkiye’nin birliği bütünlüğü üzerine pazarlık yapmadınız mı? PKK’nın milis güç olması, özerk Kürdistan’ın kurulması için pazarlık yapılmadı mı? Şimdi kalkmış, ‘terör baronu’ diyor. O terör baronu hayatta, çünkü sen onunla Oslo’da görüşme yapıyordun. ‘Bu adam nasıl orada durabiliyor?’ diye sormuyor da, ‘terör baronu duruyor’ diyor. Tabii sen cesaretlendiriyorsun, muhatap alıyorsun, müzakere ediyorsun.” Başbakan Erdoğan’ın ‘Kandil Dağı’nda taşeronluk ofisi açmış, kanlı alışveriş yapıyorlar’ dediğini belirten Vural, “Tüylerim diken diken oluyor. Bunu söyleyen Sayın Başbakan sen ne yapıyorsun peki? Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak birilerinin gidip orada büro açtığını, burası bir merkezse, o merkezi yaşatan Barzani’nin altına kırmızı halı döşeyen sen değil misin?” dedi.

“Terör örgütü yanı başımızda duruyor, Başbakan şikayet ediyor” diyen Vural, “Beslenmesine niye izin veriyorsunuz? Merkezi besliyor, birilerinin büro açmasını sağlıyor. O merkezin temsilcileri Oslo’da müzakere yapıyorlar. Sayın Başbakan kalkıp buradan bir de konuşuyor. Konuşurken ‘ben daha önce ne yaptım’ diye bir dön bak” diye konuştu

“ABD’Yİ KORUMA VE KOLLAMA PARTİSİ”

Uludere olayında önce istihbaratın milli kaynaklardan alındığının söylendiğini, şimdi de Başbakan Erdoğan’ın ‘31 dakika ABD’den alınmıştır’ dediğini ifade eden Oktay Vural, şunları kaydetti: “Hani milli kaynaklardan alınmıştı? AKP’nin sözcüsü ‘Obama’yı zor durumda bırakmak için yapıldı’ diyor. Bir taraftan Ehud Barak’ın sözcüsü, bir taraftan şeytanla görüşürüm diyor, şimdi de kalkmış Obama’nın sözcülüğüne soyunuyor. ABD’yi koruma ve kollama partisi haline dönüşmüş. Bir AKP sözcüsü ABD Başkanını savunur hale geliyor ya. Türkiye Cumhuriyeti devleti ve milletini dikkate almayalım, Obama’yı korumak için her türlü adımı atıyorlar. Niye? Görülüyor ki Uludere’de ABD predatörlerinden alınan bilgiler de varmış. Hani yalandı? Ey Sayın Başbakan; bu istihbaratlar neticesinde bu konuda kararı veren sen misin? Çünkü Türkiye Cumhuriyeti hükümetine TBMM karar verme yetkisini hükümete vermiştir. Bu durumda Sayın Başbakan’ın çıkıp, bu ABD istihbaratının da dahil olduğu süreçle ilgili sorumluluğunu ifade etme vakti gelmiştir.”

“BÖLÜCÜ TALEPLER İÇİN YOL TEMİZLİĞİ Mİ?”

Yargıtay’ın Öcalan için ‘sayın’, PKK'lılar için ‘gerilla’ ifadesini kullanan Hatip Dicle ve Selim Sadak'a verilen hapis cezasını bozması kararını da değerlendiren Vural, şöyle konuştu: “Buna ilk ‘sayın’ diyen Sayın Başbakandı. Ona bu soruyu sorsanız daha iyi olur. Herhalde bu bakımdan mutlu olmuştur. İfade özgürlüğünü kullanmış olur. Sayın Başbakan’a sormakta fayda var. Çünkü Başbakan’ın özel temsilcisi Oslo’da İmralı ile, Öcalan’la, teröristbaşıyla görüşlerinin yüzde 90-95 uyuştuğunu ifade ediyor. Bu da bir bakıma yeni anayasada kendilerinin arzu ettikleri bu süreç içinde yargıyı kullanarak acaba bölücü talepler için yeni bir yol temizliği midir, değil midir? Kundaktaki bebekleri öldüren, Doğu ve Güneydoğu’da yaşayan insanları öldüren, askerime, polisime kurşun sıkanları saygıyla ananların terör örgütünü destekleme suçundan arındırılması konusu milletin vicdanında yer edinmeyecektir. Bu karar vicdanlara sığmaz. Yargı vicdana sığmalıdır. Bu milletin egemenliğini kullanan yargının verdiği bu kararın vicdanları yaraladığını ifade etmek istiyorum.”
Kaynak: İHA