Chp Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu:

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Türkiye İhracatçılar Meclisi‘nin 18.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Türkiye İhracatçılar Meclisi‘nin 18. Genel Kurulu‘na katıldı. Erdoğan‘ın, katılacağı bir program nedeniyle konuşmasının ardından salondan ayrılması, Kılıçdaroğlu‘nu kızdırdı. Başbakan Erdoğan‘ın ardından kürsüye gelen Kemal Kılıçdaroğlu, "Eğer demokrasiden söz ediyorsak, karşı düşünceleri dinleme tahammülümüz olması lazım" diyerek tepkisini dile getirdi. Kılıçdaroğlu, CHP‘den milletvekili seçilen Mehmet

Haberal ve Mustafa Balbay‘ın tahliye taleplerinin reddedilmesine de tepki göstererek, "Bu ülkenin insanlarının seçtiği insanların iradelerine darbe vuruyorsunuz" dedi.

Türkiye İhracatçılar Meclisi‘nin (TİM) 18. Olağan Genel Kurulu‘nda Başbakan Recep Tayyip Erdoğan‘ın ardından, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu kürsüye geldi. Kılıçdaroğlu, Başbakan Erdoğan‘ın, toplantıdan erken ayrılmasını eleştirdi. Başbakan Erdoğan‘ın konuşmasında demokrasi ve özgürlükten, hukukun üstünlüğünden bahsettiğini belirten Kemal Kılıçdaroğlu, "Ne güzel. Demokrasiden söz eden bir kişinin ana muhalefet partisi başkanını dinlemesi gerekir mi, gerekmez mi? Eğer demokrasiden söz ediyorsak,

karşı düşünceleri dinleme tahammülümüz olması lazım. Karşıt düşünceleri dinlemeyip, kendi kendimize propaganda yapıp sonra gidiyorsak bu olmaz. Muhalefetin önemli olduğunu ben de biliyorum. Her ülkede iktidar olur ama sadece demokrasilerde muhalefet olur. Demokrasi söyleminizin inandırıcı olması için eylemlerimiz ve söylemlerimizin tutarlı olması lazım. Konuşacağım ama konuştuğumun gereğini yapmayacağım" ifadelerini kullandı.

Daha sonra sözlerine devam eden Kılıçdaroğlu, Türkiye‘nin ihracat performansının iyi olduğunu belirterek, ithalattın da aynı şekilde ilerlemesi gerektiğini söyledi. Kemal Kılıçdaroğlu, "İhracatı konuşuyoruz ama niye kimse ithalattan söz etmiyor. İhracat performansımız çok iyi. Eyvallah. Fakat bir yandan vatandaşın borcu gelirinden hızlı artıyor.

Gerçekleri görmemiz lazım. Gerçekleri görüp, doğru masaya yatırmamız lazım. Karamsar bir tablo çizmek istemiyorum. Gerçekleri görürsek, daha sağlıklı kararlar alırız. Madem ülkemizi seviyoruz, alkışların ötesinde oturup sağlıklı düşüneceğiz. Sizin önünüzdeki en büyük engelin siyaset kurumu olduğunu biliyorum. Bu kurumun üretim yapanın önündeki tüm engelleri kaldırması gerektiğini biliyorum. Bunu yaparsak Türkiye‘yi sıçrama noktasına getiririz" diye konuştu.

CHP‘den milletvekili seçilen Mehmet Haberal ve Mustafa Balbay‘ın tahliye taleplerinin reddedilmesine tepki gösteren CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, halkın iradesine darbe vurulduğunu söyledi. Kılıçdaroğlu, "Demokrasiden söz ettik, gene 46‘lardan, 60‘lardan başladık. Nereden başlarsak başlayalım, bugünü görmemiz lazım. İlk kez sorunlu, sorunları olan bir meclis açılıyor. Dönüp bakmamız lazım. Bu sorunları yaratan kim. Ana muhalefet partisi mi, yoksa iktidar mı? Peki bu sorunlar bilinmiyor muydu?

Niye sorunları çözmek için çaba harcamadınız. Demokrasi açığımız büyüyor. Yasama, yargı, yürütme denen üç kurum var demokrasilerde. Çağdaş demokrasilerde dördüncü kurum medya. Kim bana Türkiye‘de medyanın üzerinde baskı olmadığını söyleyebilir. Kimse söyleyemez" ifadelerini kullandı.

Medyanın üzerinde ciddi bir baskı olduğunu iddia eden Kemal Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Medyada baskı varsa, halkın sağlıklı bilgi edinme hakkı yoktur. Yargının bağımsız olduğunu kim söyleyebilir. Bana bir Allah‘ın kulu çıkıp desin ki, ‘Türkiye‘de yargı bağımsızdır.‘ Efendim Türkiye kanun devleti. Hukuk farklı bir şeydir. Kanun fakülteleri yoktur, hukuk fakülteleri vardır. Kanunların üstünlüğü yoktur, hukukun üstünlüğü vardır.

Her yurttaşın seçme, seçilme hakkı vardır. Gittiniz cumhuriyet başsavcılığına başvurdunuz, ‘milletvekili adayı olmak istiyorum‘ dediniz. ‘Engel yok‘ dediler. Gidiyorsunuz istediğiniz parti hangisiyle başvuruyorsunuz belgelerle beraber. Seçiyorlar, sizi YSK‘ya ilgili parti bildiriyor. YSK bakıyor belgelere, soruşturuyor tamam diyor. ‘Senin aday olmanda engel yok‘ diyor. Halk seni milletvekili seçiyor. Geliyor yine YSK‘ya gidiyor. YSK onaylıyor, resmi gazeteye gönderiyor. Ayrıca YSK TBMM‘ye de bildiriyor.

Hakkınızda verilmiş bir hüküm yok, sadece tutuklusunuz, niçin tutuklusunuz o da meçhul ama tutuklusunuz. Bu kişinin parlamentoda yemin etmesi lazım. Seçilmiş. Yüksek Seçim Kurulu onaylamış. TBMM‘ye bildirilmiş, mazbatasını almış. Hiçbir sorun yok. ‘Sen kusura bakma TBMM‘ye gidip yemin edemezsin‘ niçin, deliller toplanmadı. Üç yıldır deliller toplanmadı. Kim delilleri toplamadı. İktidar ne güne duruyor. Deliller toplanmadı ama ben seni yargılıyorum. Yarın onun lehine bir karar çıkarsa ne olacak. Hayır

kanunlar böyle değil. Hukuk devletinde özel yetkili mahkeme olmaz. Demokrasinin kalitesi bu mu? Siz cumhuriyet tarihinde olmayan şeyleri yapıyorsunuz."

Kılıçdaroğlu, Ergenekon kapsamında tutuklanan gazeteci Ahmet Şık‘ın kitap taslağının toplatılmasını da eleştirerek, "Bana bütün cumhuriyet tarihi boyunca söyleyin, yazılmamış taslak kitap dolayısıyla tutuklama, hapse atılma hangi iktidar döneminde oldu. Bunun adına ileri demokrasi diyorlar. Niye birbirimizi kandırıyoruz. Anayasa değişikliği yapalım, referandumdan hemen sonra söyledim. Buyurun çağrı yapın, parlamentoda bir ekip oluşsun, anayasa değişikliği için yol alalım. Sayın Erdoğan ‘bizim

gündemimizde anayasa değişikliği yok‘ dedi. Şimdi anayasa yapalım. Eyvallah. Anayasa değişikliği konusunda en net görüşlerini kamuoyuyla paylaşan tek parti CHP‘dir. Bizim görüşlerimiz belli, evrensel hukuk neyi gerektiriyorsa onu yapacağız. Yargı bağımsız olacak, yasama organı bağımsız olacak, yürütme omelleri kaldırması gerektiğini biliyorum. Bunu yaparsakrganı da kendi işini yapacak. Parlamentonun toplanacağı günü bile Sayın Erdoğan Avrupa‘dan açıkladı. Biz böyle bir yasama organı istemiyoruz" dedi.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, yasama organının halk için çalışan, onlar için yasa çıkaran bir organ olması gerektiğini söyledi. "Yargıçlar bir davaya bakarken, kan davası gibi bakmamalılar" diyen Kemal Kılıçdaroğlu, şöyle konuştu.

"Davaya bakan yargıçlar hakkında birisi zaten tazminat davası açmış, davayı kazanmış. Tarafsız olmadıkları yargı kararıyla kesinleşmiş, yargıcın o davadan çekilmesi lazım. Yargıcın görevi budur zaten ama ne yapıyor. ‘Ben bu davaya bakacağım, senin burnundan getireceğim‘ diyor. Bu yanlış bir anlayış. Bizde iki tür yargı var, iki tür hukuk var. Bir evrensel yargı ve hukuk. Bunu özlüyoruz. Yürütme organının emrindeki yargı ve hukuk. Bunu da kabul etmiyoruz. Halkın iradesine o kadar vurgu yaptık. Bunları kim

seçti. Yurt dışından gelenler mi seçti. Bu ülkenin insanları seçti. Bu ülkenin insanlarının seçtiği insanların iradelerine darbe vuruyorsunuz. Birbirimizi kandırmayalım. Demokrasi ve hukukun üstünlüğü sadece Türkiye‘ye özgü değil. İnsanın olduğu her yerde olması gereken temel kuraldır. Benim seçme seçilme hakkıma sınır getiren bir düzenleme varsa, bu düzenleme insan haklarına aykırıdır."

Kılıçdaroğlu, Türkiye‘nin demokrasi kalitesinde ciddi bir sorun olduğunu söyledi. Demokrasi kalitesinin herkes için geçerli olduğunu da belirten Kemal Kılıçdaroğlu, "Buyursun bir işadamı hükümeti eleştirsin bakalım, başına ne gelecek görelim. Böyle demokrasi mi olur. Bir işadamı özel bir sohbette ‘CHP Birinci parti olabilir‘ demiş. O kadar. Vay sen misin onu söyleyen. Bir partinin birinci olacağını düşünmek ne zamandan beri bu ülkede suç olmaya başladı. Tarafsız olan bertaraf olur, hangi demokraside

vardır böyle bir söylem. Hem bunları söyleyeceksiniz, sonra da ‘demokrasi hukuk istedik, olmuyor‘ diyeceksiniz. Kim yapmıyor. Siz getirdiniz de biz karşı mı çıktık. Yargıda ciddi sorunlarımız var. Bunları aşacağız, aşmak zorundayız. Biz CHP olarak demokrasi için, hukuk için, insan hakları için, kadın-erkek eşitliği için, AB‘ye tam üyelik süreci için elimizden gelen her türlü çabayı gösteriyoruz. 60‘a yakın gazetecinin hapiste olduğu bir ülkeyi, batıda gidip ‘bizde demokrasi var‘ diye anlatamazsınız" dedi.

Kaynak: İHA