Dünyagöz Antalya Hastanesi Bilgilendirme Toplantıları
Dünyagöz Antalya Hastanesi göz hastalıkları ve göz sağlığını koruma yolları konusunda `Göz Sağlığı Hakkında Her Şey` başlığı altında düzenlenen etkinliğin sonuncusunda Doç.

Gözün 19 ayrı alt branşında hizmet veren 150 kişilik uzman medikal kadrosu ve 240 farklı tedavi yöntemi ile sağlık hizmeti veren Dünyagöz Hastanesi`nde Doç. Dr. Cengiz Akarsu, sinsi bir hastalık olarak nitelendirilen glokom ve tedavi yöntemleri hakkında bilgiler verdi. Glokomun (göz tansiyonu hastalığı) sinsi bir hatalık olarak nitelendirilmesinin en önemli sebebinin görme kaybının başladığı ilerlemiş safhalarında ancak fark ettirmesi olduğunu belirten Doç. Dr. Akarsu, "Hastalık her yaş grubundagörülebildiği gibi yeni doğmuş bebeklerde de olabilmekte. Glokom gözde ilk başlarda yavaş ve kendini hissettirmeden başlar, sonraları hızlı seyreder ve görme sinirlerinde onarılması mümkün olmayan görme kaybına yol açacak kalıcı tahribatlara neden olur. Glokomun erken teşhis edilmesi ve hiç zaman kaybetmeden tedavisine başlanması, görmenin korunabilmesi için çok büyük önem taşımaktadır. Erken tedavi edilmediği takdirde sonucu kalıcı görme kaybıyla sonuçlanır. Glokom gibi kendini ancak ilerlemişsafhalarda hissettiren ve gözdeki tahribatı yüksek olan hastalıklardan korunmak için veya tedavisine gecikmeden başlanabilmesi için yılda 1 kez düzenli muayene gerekmektedir" dedi
HER YIL DÜZENLİ MUAYENE Glokomun erken teşhis ve tedavi edilmediği takdirde görme kaybına kadar gidebileceğini söyleyen Doç. Dr. Akarsu, "Bu sebeple her yıl düzenli göz muayenesi olarak göz tansiyonu kontrol edilmelidir. Glokom, görme siniri hasarının oluştuğu bir dizi durum için kullanılan bir terimdir. Glokomun başlıca nedeni göz içindeki basıncın yüksekliğidir. Görme sinirinin dolaşımının bozulduğu, doku zafiyeti veya yapısal bozuklukların görüldüğü durumlarda görme siniri basınca daha duyarlı hale gelebilir ve basınçyükselmeksizin de hasar gelişebilir" diye konuştu
GLOKOMUN SEBEPLERİ VE BELİRTİLERİ Göz içinde salgılanan ve gözün beslenmesi için gerekli olan göz içi sıvısının boşalamamasına bağlı olarak göz içinde basıncın yükseldiğine dikkat çeken Doç. Dr. Akarsu, "Yükselen göz içi basıncı da göz siniri hücrelerine zarar verir. Glokomun belirtileri ise, sabahları belirginleşen baş ağrıları, zaman zaman bulanık görme, geceleri ışıkların etrafında ışıklı halkalar görülmesi, televizyon izlerken göz etrafında ağrıdır" ifadesini kullandı. GLOKOM RİSKİNİ ARTIRAN FAKTÖRLER NELERDİR? Glokom riskini arttıran faktörlerin en başında ailede hastalığın genetik yatkınlığı bulunmasını işaret eden Doç. Dr. Cengiz Akarsu, "35 yaşın üzerinde olunması, şeker hastalığı, şiddetli kansızlık veya şoklar, yüksek-düşük sistemik kan basıncı (vücut tansiyonu), yüksek miyop, yüksek hipermetrop, migren, uzun süreli kortizon tedavisi, göz yaralanmaları, ırksal faktörlere sahip kişilerde glokom hastalığının ortaya çıkma riski normalden daha yüksek olduğu için bu kişilerin görme sinirindeki hasarın erken tespiti amacıyla düzenli olarak göz muayenelerini yaptırmaları uygun olur" dedi
GLOKOM NASIL TEŞHİS EDİLİR? Göz tansiyonunun takibinde ve görme sinirinde hasar oluşup oluşmadığının belirlenmesinde ileri teknoloji ürünü tetkik cihazları kullandıklarını ifade eden Doç. Dr. Cengiz Akarsu, "Cihazların verilerini yorumlayan glokom uzmanı hekimlerimiz hastanın tedavi sürecini planlar. Bunlar görme sinirindeki hasardan dolayı görme kaybının miktarını gösteren görme alanı, görme siniri ve sinir lifi analizi yapan OCT (optik sinir tomografisi), HRT (sinir lifi analizi) cihazlarıdır ve glokomun teşhis ve tedavisininplanlamasında büyük önem taşırlar. Amerikan Sağlık İdaresi (FDA) onaylı son jenerasyon lazer cihazlar ve tıbbi malzemeler ameliyat önlüklerinden, enjektörlere ve ameliyatınız sırasında kullanılan özel ilaçlara kadar tüm tıbbi malzemeler sadece size özel tek seferliktir. Hiçbir koşulda bir daha kullanılmamaktadır" diye konuştu
GLOKOMUN TEDAVİSİ NASIL YAPILIR? Glokomun tedavisinde başlıca ilaç tedavisi, cerrahi tedavi ve lazer tedavisi olmak üzere üç yol mevcut olduğunu belirten Doç. Dr. Akarsu, şunları söyledi: "İlaç tedavisinde öncelikle hastanın göz tansiyonu, ya gözdeki sıvının üretimini kısarak ya da çıkışını arttırarak düşürülür. Bu iki yöntem için kullanılan ilaçlar vardır. Bu ilaçlar, her gün belirli aralıklarla alınan ve de hayat boyu kullanılan ilaçlardır. İlaç tedavisine rağmen hastanın, göz tansiyonu düşmüyor ve görme alanı daralıyorsa; uygulanacak tedavi yöntemi ameliyattır. Doğru ve rahat bir biçimde ilaç damlatmanın en iyi yollarından biri, bir aynanın karşısına oturmak ve alt göz kapağını aşağıyadoğru çekerek, göz ile kapak arasındaki boşluğa bir damla koymaktır. Daha sonra kapaklar bir dakika süre ile kapatılmalıdır. Bunun nedeni göz pınarına giden ve oradan genel dolaşıma geçecek olan damla miktarını azaltmaktır. Buna ilave olarak, parmakla iç kapak bileşkesinin iç tarafındaki gözyaşı yolları üzerine basarak uygulanan damlanın kan konsantrasyonu düşürülebilir. Bunun etkin olarak yapılabilmesi için tam olarak nereye baskı uygulamak gerektiği göz doktoruna sorulmalıdır" ifadesini kullandı. eegözün beslenmesi için gere
