Yeşilçay: Türkler Avrupa‘da yalnızca dansöz ve dönerle değil müzikle de tanınıyor

Avrupa‘da sahneye koyduğu Armida Operası‘yla adından sıklıkla söz ettiren Mehmet Yeşilçay, Türklerin Avrupa‘da yalnızca döner ve dansözle değil müzikle de tanınmaya başladığını söyledi. Almanya‘da 2009 yılında sahneye çıkan Armida Operası Avrupalı müzik o

Avrupa‘da sahneye koyduğu Armida Operası‘yla adından sıklıkla söz ettiren Mehmet Yeşilçay, Türklerin Avrupa‘da yalnızca döner ve dansözle değil müzikle de tanınmaya başladığını söyledi. Almanya‘da 2009 yılında sahneye çıkan Armida Operası Avrupalı müzik otoritelerini kendisine hayran bıraktı. Mehmet Yeşilçay‘ın aranjörlüğünü yaptığı ve Ahmet Özhan‘ın bir dervişi canlandırdığı Armida Operası 1 Şubat 2011 akşamı Cemal Reşit Rey‘de (CRR) hayranlarıyla buluşacak. Armida Operası‘nın mimarı Yeşilçay, Avrupa‘da Türklerin hep dansöz ve dönerle tanındığını müzikal bir eser ortaya koymuş olmalarının ise Avrupalıları şaşırttığını söyledi. Yeşilçay, "Türklerin orada farklı bir pozisyonu var. Dönerle ve dansözle tanınıyoruz, tanıtılıyoruz. İşçi kültürü var orada. Türklerin böyle bir şeyle çıkacağını kimse tahmin etmedi o sebeple yoğun ilgi gördü." dedi. Armida Operası‘nın ortaya koymasının sebebini Batı ve Türk müziği arasında bir sentez kurmak olduğunu söyleyen Yeşilçay, operayı nasıl uyarladığını ise şu sözlerle anlattı: "Haçlı Seferleri‘nin Batılılar tarafından çok farklı anlatılması. Yani biz Haçlı Seferleri‘ne opera da özellikle Armida da kendi tarafımızdan kendi görüşümüzle anlatıyoruz. Rinaldo‘da, yani Hendel‘in Tosso‘nun eserinden yola çıkarak bestelediği eserde Armida Müslüman bir cadı. Bizim hikayemizde Urfa‘da yaşayan bir Müslüman kızı. Babası bir derviş ve tıptan anlıyor. Ortaçağ‘da tıptan anlayan bayanları cadı olarak nitelendiriyor ve yakıyorlardı. Bizde de insanlara şifa veren iyi tabiplerdi." Operada dervişi canlandıran Ahmet Özhan, eserin hem kişisel anlamda hem de toplumsal anlamda Batı ve Doğu‘nun birbirlerini sevmeleri gerektiğine vurgu yaptığını söyledi. Özhan Armida Operası‘ndaki yerini şu sözlerle anlattı, "Bugün bölgenin de dünyanın da ihtiyacı olduğu bir manayı vurgulayan bir çalışma. Bir kontrtenor arkadaşımız Rinaldo‘yu bir soprano arkadaşımız Armida‘yı ben de o dönemin bilge kişisi, bir tabip, derviş rolündeyim aynı zamanda Armida‘nın da babasıyım. Bunu Avrupa‘da pek çok yerde sahneledik." Armida Operası‘nın konusu ise özetle şöyle; Rinaldo, Franken Kontu ve Haçlı Seferi şövalyesi Balduin von Boulogne refakatinde Doğu‘ya gelir. Eski bir şehir olan Edessa (Şanlıurfa) fethedildikten sonra ihtiraslarını sonuna kadar yaşar ta ki zehirli bir ok tarafından aniden durdurulup kendisini Armida ve onun derviş ve hekim olan babasının kollarında buluncaya kadar. Rinaldo, artık Müslümanlara karşı değil kendi ön yargılarına karşı savaşmak zorundadır. Bu esnada Armida‘ya aşık olur. Derviş tarafından yönlendirilen nikâh, bu minör operanın merkez temasıdır ve Rinaldo-Armida çiftinin şahsında Doğu ile Batı‘nın nikâhını temsil eder. Bu nikâhta Hıristiyanlık ile İslam kardeşçe bir araya gelir.