Mersin'in Son Yüzyılı
Mersin Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Yrd

Sürekli Eğitim Merkezi tarafından, 'Mersin'in Son Yüzyılı' başlıklı bir konferans düzenlendi. Fen-Edebiyat Fakültesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. İbrahim Bozkurt tarafından verilen konferans, Mersin Büyükşehir Belediyesi Kongre Merkezi'nde gerçekleştirildi.
Mersin'in 19'uncu yüzyılın ortalarında gelişme süreci içerisine girdiğini, uluslararası ticaretin önemli noktalarından birisi konumuna erişmesinin ise aynı yüzyılın son çeyreğinde gerçekleştiğine işaret eden Bozkurt, "Mersin, başlangıçta Akdeniz'de bulunan diğer liman kentleri ile boy ölçüşemeyecek kadar küçük bir ticaret hacmine sahipti. Ancak 1900'lerin başında küresel bağlamda ekonomik açılım sonrası İngiltere, Yunanistan, Mısır, Fransa, Almanya, Avusturya-Macaristan, İtalya ve Osmanlı ticaret gemilerinin sıklıkla uğradığı bir liman kenti haline dönüştü" dedi.
Limanın, Mersin kentinin gelişmesinde çok önemli bir etken olduğunu, ama tek etkenin liman olmadığını ifade eden Bozkurt, Çukurova gibi verimli bir ovanın çıkış kapısı konumunda olması, ticaret yolları üzerinde olması ve kentin sınırları içerisindeki toprakların verimliliğinin de gelişmede önemli payı bulunduğunu dile getirdi. "Gelişimden söz ederken Kilikia topraklarının, Anadolu ve Mezopotamya arasında binlerce yıldır bir arada yaşamış ve birbirlerini etkilemiş bir kültürün mirasçılarının sosyal ve siyasal hayata kazandırdıkları demokratik yapı, geniş ve zengin orman alanları, madencilik gibi etkenler de mutlaka belirtilmesi gerekir" diyen Bozkurt, Türkiye Cumhuriyeti döneminde yaşanan gelişim süreci hakkında da bilgiler verdi.
Gayrimüslimlerin, uluslararası ticaretin kentteki temsilcileri olduğunu, mübadele sonrası gayrimüslimlerin kentten ayrılmaları neticesinde kısa süreli bir ekonomik durgunluk yaşandığını kaydeden Yrd. Doç. Dr. Bozkurt, "1929 dünya ekonomik bunalımı ve 2. Dünya Savaşı ile bu durgunluk devam etmiş, savaş sonrası yeniden şekillenen dünyada yabancı sermaye ile eklemlenme sonrası, Mersin kenti yeniden canlı bir ekonomik hayata adım atmıştır. Mersin Limanı, 1980'ler sonrasında kapasite bakımından Türkiye'de 2. , Avrupa'da 10. büyük liman haline gelmiştir" diye konuştu.
1933'te Mersin'de Halkevi'nin açılması ile kentin eğitim ve kültür hayatına canlılık geldiğini, 1961'de Mersin Limanı'nın işletmeye açılması ile sanayi yatırımlarının kentte çeşitlendiğini, 1962'de ATAŞ Rafinerisi'nin açılmasının ardından sanayide önemli gelişmeler sağlandığına işaret eden İbrahim Bozkurt, şöyle devam etti; "1950'lerden sonra karayollarının tamamlanması, tarımı geliştirici önlemlerin alınması kentin tarım, ticaret ve sanayi alanlarında canlanmaya yol açmış ve Mersin, çevre illerden göç almaya başlamıştır. Bu dönemden itibaren başlayan kentteki düzensiz yapılaşma sorunu 1990'lar sonrası zorunlu göçler nedeniyle artarak günümüze kadar ulaşmıştır."
