Dünyada Açlık Büyüyor
TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şubesi'nce 16 Ekim Dünya Gıda Günü nedeniyle yapılan yazılı açıklamada dünyada 'açlığın' büyüdüğü bildirildi.
Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şubesi'nin açıklamasında 1970'lerden bu yana açlığa karşı ve 10 yıl içinde açlığı bitirmeye yönelik söylemlerle BM Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) nezdinde yürütülen çalışmaların beklendiği gibi sonuç vermediği ifade edildi. Açıklamada, "Bunun başlıca nedeni gelişmiş ülkelerce oluşturulan uluslararası gıda üretim ve ticaret düzeni ve bunların az gelişmiş ve gelişmekte olan ülkeler aleyhine yarattığı yoksullaştırıcı sonuçlardır. Dünyada bir yanda aşırı üretim ve tüketim ve sonucunda obezite önemli bir sorun alanı haline gelirken; diğer tarafta kronik açlığın devam etmesi bunun en basit göstergesidir. Belli coğrafyalardaki insanlar sürekli bir gıda yetersizliği içindedirler. Böylesi bir manzarada; kronik açlığın faturasını ne iklim değişikliğine, ne coğrafi yetersizliklere çıkartmak mümkündür" denildi.
DÜNYADA AÇ SAYISI 1 MİLYARA ULAŞTI
1996 yılında 2015 yılı için dünyada aç sayısının 400-500 milyon kişiye inmesinin hedeflendiği hatırlatılan açıklamada, aç sayısının şimdiden 1 milyara çıkmış olmasının önümüzdeki dönemde açlığı ortadan kaldırabilecek yeni politikaların benimseneceği noktasında iyimserlik yaratmadığı kaydedildi. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şubesi'nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"Biz gıda mühendisleri ağırlıkla gıda üretim, kalite ve güvenliği konusuna çalışmakta ve politikalar üretmekteyiz. Ancak gıda güvencesi sağlanmadan, kaliteli gıda arzı ve gıda güvenliğinden söz edilemeyeceği açıktır. Yeterli miktarda, uygun fiyatta ve kalitede, güvenli ve sürekli gıdaya ulaşmak bir insanlık hakkıdır. Bunun sağlanması, ancak uzun soluklu ve kararlı politikalarla mümkün olabilecektir. Kronik açlık henüz ülkemiz gündeminde olan bir sorun değildir. Ancak; beslenme yetersizliklerinin ve gelir dağılımındaki dengesizlikler nedeniyle yeterli gıdaya ulaşımda güçlüklerin azımsanamayacak boyutta olduğu bir gerçektir. İnsan beslenmesinde temel ihtiyaç olan hayvansal protein kaynaklarının tüketimi, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde yaklaşık dörtte bir daha düşüktür. Oysa yetersiz protein alımının insanın bedensel ve mental sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Et ve süt fiyatlarını yüksek oluşu, fiyatların gerçekçi seviyelere çekilememesi ve bu yönde sağlıklı politikalar oluşturulamayışı, bu tablonun en önemli etkenlerindendir."
ÇÖZÜME YÖNELİK POLİTİKALAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Temel gıda maddelerini üretme potansiyelinin yüksekliği dikkate alındığında, son yıllarda yaşanan tarımdan kaçış, tarım ve gıda alanındaki hatalı politikaların sonucu olduğu vurgulayan açıklama ayrıca şu sözlere yer verildi:
"Bu yanlışlığı düzeltmek ve tarımsal üretimde dengeleri sağlıklı bir biçimde yerine oturtmak için biran evvel çözüme yönelik politikalar gözden geçirilmeli, kısa ve uzun vadedeki öncelikler belirlenmelidir. İthalat; ancak gelişmiş ülkelerle eşit kulvarlarda koşulabildiğinde, ithal ürünlerle rekabet edilebilir hale gelindiğinde üreticiye zarar vermeyecek bir ticari hareketliliktir. Et sorununda yapıldığı gibi, piyasayı düzenlemek üzere ithalata yönelmek, sorunun boyutunun büyümesine neden olmaktadır. Et ithalatına yönelik kararının alındığı günden bu yana yaşananlar bunu açıkça göstermiştir. Piyasa dengelerini düzeltecek olan ithalat değil, önce doğru ve gerçekçi destekler, peşinden etkin ve yeterli bir denetim ve müdahale kurumlarının hayata geçirilmesidir. Bunu sağlayamadığımız sürece açılan ithalatın birçok üründe artarak devam edeceğini bilmemiz gerekmektedir. Gerek üretici gerekse tüketici boyutunda yaşanan ekonomik sıkıntılar, gıda güvenliğini de riske atmaktadır. Başkentte bile merdiven altında üretilen ve hammadde fiyatının altında pazarlanan gıda maddeleri tüketici ile buluşabiliyor ise; bunda en önemli etmen yoksulluktur. Yeterli düzeyde yapılmayan denetimler; yıllardır bu düzenin sürmesine olanak tanımaktadır. Gelirinin yarısına yakınını gıdaya ayırmak zorunda kalan kişiler için en önemli kriterin ucuzluk olacağı açıktır."
DÜNYADA AÇ SAYISI 1 MİLYARA ULAŞTI
1996 yılında 2015 yılı için dünyada aç sayısının 400-500 milyon kişiye inmesinin hedeflendiği hatırlatılan açıklamada, aç sayısının şimdiden 1 milyara çıkmış olmasının önümüzdeki dönemde açlığı ortadan kaldırabilecek yeni politikaların benimseneceği noktasında iyimserlik yaratmadığı kaydedildi. TMMOB Gıda Mühendisleri Odası Antalya Şubesi'nin açıklamasında şu ifadeler yer aldı:
"Biz gıda mühendisleri ağırlıkla gıda üretim, kalite ve güvenliği konusuna çalışmakta ve politikalar üretmekteyiz. Ancak gıda güvencesi sağlanmadan, kaliteli gıda arzı ve gıda güvenliğinden söz edilemeyeceği açıktır. Yeterli miktarda, uygun fiyatta ve kalitede, güvenli ve sürekli gıdaya ulaşmak bir insanlık hakkıdır. Bunun sağlanması, ancak uzun soluklu ve kararlı politikalarla mümkün olabilecektir. Kronik açlık henüz ülkemiz gündeminde olan bir sorun değildir. Ancak; beslenme yetersizliklerinin ve gelir dağılımındaki dengesizlikler nedeniyle yeterli gıdaya ulaşımda güçlüklerin azımsanamayacak boyutta olduğu bir gerçektir. İnsan beslenmesinde temel ihtiyaç olan hayvansal protein kaynaklarının tüketimi, gelişmiş ülkelerle kıyaslandığında ülkemizde yaklaşık dörtte bir daha düşüktür. Oysa yetersiz protein alımının insanın bedensel ve mental sağlığı üzerinde olumsuz etkileri olduğu bilinmektedir. Et ve süt fiyatlarını yüksek oluşu, fiyatların gerçekçi seviyelere çekilememesi ve bu yönde sağlıklı politikalar oluşturulamayışı, bu tablonun en önemli etkenlerindendir."
ÇÖZÜME YÖNELİK POLİTİKALAR GÖZDEN GEÇİRİLMELİ
Temel gıda maddelerini üretme potansiyelinin yüksekliği dikkate alındığında, son yıllarda yaşanan tarımdan kaçış, tarım ve gıda alanındaki hatalı politikaların sonucu olduğu vurgulayan açıklama ayrıca şu sözlere yer verildi:
"Bu yanlışlığı düzeltmek ve tarımsal üretimde dengeleri sağlıklı bir biçimde yerine oturtmak için biran evvel çözüme yönelik politikalar gözden geçirilmeli, kısa ve uzun vadedeki öncelikler belirlenmelidir. İthalat; ancak gelişmiş ülkelerle eşit kulvarlarda koşulabildiğinde, ithal ürünlerle rekabet edilebilir hale gelindiğinde üreticiye zarar vermeyecek bir ticari hareketliliktir. Et sorununda yapıldığı gibi, piyasayı düzenlemek üzere ithalata yönelmek, sorunun boyutunun büyümesine neden olmaktadır. Et ithalatına yönelik kararının alındığı günden bu yana yaşananlar bunu açıkça göstermiştir. Piyasa dengelerini düzeltecek olan ithalat değil, önce doğru ve gerçekçi destekler, peşinden etkin ve yeterli bir denetim ve müdahale kurumlarının hayata geçirilmesidir. Bunu sağlayamadığımız sürece açılan ithalatın birçok üründe artarak devam edeceğini bilmemiz gerekmektedir. Gerek üretici gerekse tüketici boyutunda yaşanan ekonomik sıkıntılar, gıda güvenliğini de riske atmaktadır. Başkentte bile merdiven altında üretilen ve hammadde fiyatının altında pazarlanan gıda maddeleri tüketici ile buluşabiliyor ise; bunda en önemli etmen yoksulluktur. Yeterli düzeyde yapılmayan denetimler; yıllardır bu düzenin sürmesine olanak tanımaktadır. Gelirinin yarısına yakınını gıdaya ayırmak zorunda kalan kişiler için en önemli kriterin ucuzluk olacağı açıktır."
