Anayasa Mahkemesinden Kadin Cinayeti Sonrasi Yapilan Bireysel Basvuruda Ihlal Karari
Anayasa Mahkemesi, Izmir'de islenen kadin cinayeti sonrasi ihmali oldugu iddia edilen kamu görevlilerine sorusturma izni verilmemesi nedeniyle yasam hakkinin, koruma ve etkili sorusturma yükümlülügü bakimindan ihlal edildigine hükmetti.
Resmi Gazete'de yer alan karara göre Izmir'de yasayan çift, 2013'te bosandi. Evliliklerinden dogan çocuklarinin velayeti mahkemece anneye verilirken, çocugun hafta sonu babada kalmasina karar verildi.
Bosanmanin ardindan eski esler arasinda çesitli nedenlerle ve farkli tarihlerde tartismalar yasandi. Kadin, eski esinin kendisini tehdit ettigi gerekçesiyle adli makamlara basvurarak tedbir kararlari aldirdi. Ancak sonuncusu yaklasmama yönündeki tedbir karari karsi tarafa teblig edilmedi.
Son tedbir kararinin bittigi gün çocugun teslimi sirasinda kadin, eski esi tarafindan öldürüldü. Olaya iliskin yapilan yargilamada ise mahkeme, "kasten öldürme" suçundan sanik eski esi müebbet hapse mahkum etti ancak verilen cezada indirim yaparak 25 yil hapis cezasina hükmetti. Karar, Yargitay tarafindan onandi.
Bunun üzerine öldürülen kadinin annesi, kadina yönelik siddete iliskin koruyucu ve önleyici tedbirlerin kamu görevlilerinin ihmali ile etkin olarak uygulanmamasi sonucunda ölümün gerçeklesmesi ve ihmali bulunan kamu görevlileri hakkinda cezai takibat yapilmamasi gerekçeleriyle yasam hakkinin ihlal edildigini savunarak Anayasa Mahkemesine basvurdu.
Yüksek Mahkeme, yasam hakkinin, koruma ve etkili sorusturma yükümlülügü bakimindan ihlal edildigine hükmetti.
- Mahkemenin degerlendirmesi
Anayasa Mahkemesinin kararinda, kanunlarca siddete ugrayan veya siddete ugrama tehlikesi bulunan kadinlarin, çocuklarin, aile bireylerinin korunmasi ve bu kisilere yönelik siddetin önlenmesi amaciyla alinacak tedbirlere iliskin usul ve esaslar ile yaptirimlarin ayrintili olarak düzenlendigi ifade edildi.
"Devletin koruma yükümlülügü çerçevesinde gerekli hukuki altyapinin olusturuldugu, siddete ugrayanlarin veya siddete ugrama tehlikesi bulunanlarin korunmasi yönünden kurulan hukuk sisteminin yetersiz olmadigi anlasilmaktadir." ifadelerinin yer aldigi kararda, basvuru konusu olayda yaklasik 6 aylik dönemde kolluk kuvvetlerine yansiyan sikayete konu birden fazla olayin gerçeklestigi aktarildi.
Bu kapsamda birden fazla tedbir kararinin alindigi belirtilen kararda, kadina karsi siddetin önlenmesi noktasinda görevli/yetkili ve ayni zamanda is birligi/koordinasyon içinde olmasi gereken kamu makamlarinin maktule yönelik gerçek ve yakin bir riskin varligindan haberdar oldugu, yasamsal açidan ciddi sonuçlar doguracak bir saldiriyi tahmin edebilecek konumda bulundugunun açik olduguna isaret edildi.
Kadinin öldürülmesi ile sonuçlanan süreçte yakin temasta bulunulmasini yasaklayan tek karar olan son olay sonrasi alinan tedbir kararinin maktulün eski esine teblig edilmedigi belirtilen kararda, alinan tedbir kararlarinin geregi gibi takip edilmedigine isaret edildi.
Öldürme olayinin ebeveyn görüsmesi için çocugun teslimi esnasinda gerçeklestigi animsatilan kararda, "Ilgili kamu makamlarinin somut süreci gözeterek müsterek çocugun teslimi veya ebeveyn görüsmesi ile ilgili bir degerlendirme yapmamis olmasi da hayati tehlikenin önlenmesi için gereken önlemlerin alinmadigina, kanunun etkin ve pratik bir sekilde uygulanmasina yönelik adim atilmadigina isaret eden bir diger ciddi ihmal/özensizliktir." denildi.
Kararda, kamu makamlarinin ellerindeki hukuki/kurumsal altyapi ile desteklenmis kamusal gücü yasami koruma yükümlülügü dogrultusunda etkili bir biçimde devreye sokmadigi ifade edildi.
Sikayet edilen kamu görevlileri hakkinda sorusturma izni verilmedigi animsatilan kararda, benzer olaylarin yasanmamasi açisindan degerlendirme yapilarak sunlar kaydedildi:
"Ayrica somut süreçte, sikayet edilen kamu görevlileri hakkinda ilgili birimlerce sorusturma izni verilmemis ve itiraz mercileri de sorusturma izni verilmemesi islemlerini uygun bulmustur. Sorusturma izni prosedürü, anilan amacin ötesinde ceza yargilamasinin isleyisini geciktirecek ve sorusturmanin etkin olarak yürütülmesine engel olacak sekilde ya da kamu görevlilerinin ceza sorusturmasindan muaf tutuldugu izlenimini olusturacak biçimde uygulanmamalidir. Kisilerin yasami ile vücut bütünlügü üzerinde ortaya çikan risklerin en aza indirilmesi ve gerekli önlemlerin alinmasi konusunda sorumlulugu bulunan kisilerin tespit edilebilmesi ve tespit edilen sorumluluklar karsisinda devletin gösterecegi yargisal tepki, benzer olaylarin yasanmamasi bakimindan da önem tasimaktadir."
Kaynak: AA
Bosanmanin ardindan eski esler arasinda çesitli nedenlerle ve farkli tarihlerde tartismalar yasandi. Kadin, eski esinin kendisini tehdit ettigi gerekçesiyle adli makamlara basvurarak tedbir kararlari aldirdi. Ancak sonuncusu yaklasmama yönündeki tedbir karari karsi tarafa teblig edilmedi.
Son tedbir kararinin bittigi gün çocugun teslimi sirasinda kadin, eski esi tarafindan öldürüldü. Olaya iliskin yapilan yargilamada ise mahkeme, "kasten öldürme" suçundan sanik eski esi müebbet hapse mahkum etti ancak verilen cezada indirim yaparak 25 yil hapis cezasina hükmetti. Karar, Yargitay tarafindan onandi.
Bunun üzerine öldürülen kadinin annesi, kadina yönelik siddete iliskin koruyucu ve önleyici tedbirlerin kamu görevlilerinin ihmali ile etkin olarak uygulanmamasi sonucunda ölümün gerçeklesmesi ve ihmali bulunan kamu görevlileri hakkinda cezai takibat yapilmamasi gerekçeleriyle yasam hakkinin ihlal edildigini savunarak Anayasa Mahkemesine basvurdu.
Yüksek Mahkeme, yasam hakkinin, koruma ve etkili sorusturma yükümlülügü bakimindan ihlal edildigine hükmetti.
- Mahkemenin degerlendirmesi
Anayasa Mahkemesinin kararinda, kanunlarca siddete ugrayan veya siddete ugrama tehlikesi bulunan kadinlarin, çocuklarin, aile bireylerinin korunmasi ve bu kisilere yönelik siddetin önlenmesi amaciyla alinacak tedbirlere iliskin usul ve esaslar ile yaptirimlarin ayrintili olarak düzenlendigi ifade edildi.
"Devletin koruma yükümlülügü çerçevesinde gerekli hukuki altyapinin olusturuldugu, siddete ugrayanlarin veya siddete ugrama tehlikesi bulunanlarin korunmasi yönünden kurulan hukuk sisteminin yetersiz olmadigi anlasilmaktadir." ifadelerinin yer aldigi kararda, basvuru konusu olayda yaklasik 6 aylik dönemde kolluk kuvvetlerine yansiyan sikayete konu birden fazla olayin gerçeklestigi aktarildi.
Bu kapsamda birden fazla tedbir kararinin alindigi belirtilen kararda, kadina karsi siddetin önlenmesi noktasinda görevli/yetkili ve ayni zamanda is birligi/koordinasyon içinde olmasi gereken kamu makamlarinin maktule yönelik gerçek ve yakin bir riskin varligindan haberdar oldugu, yasamsal açidan ciddi sonuçlar doguracak bir saldiriyi tahmin edebilecek konumda bulundugunun açik olduguna isaret edildi.
Kadinin öldürülmesi ile sonuçlanan süreçte yakin temasta bulunulmasini yasaklayan tek karar olan son olay sonrasi alinan tedbir kararinin maktulün eski esine teblig edilmedigi belirtilen kararda, alinan tedbir kararlarinin geregi gibi takip edilmedigine isaret edildi.
Öldürme olayinin ebeveyn görüsmesi için çocugun teslimi esnasinda gerçeklestigi animsatilan kararda, "Ilgili kamu makamlarinin somut süreci gözeterek müsterek çocugun teslimi veya ebeveyn görüsmesi ile ilgili bir degerlendirme yapmamis olmasi da hayati tehlikenin önlenmesi için gereken önlemlerin alinmadigina, kanunun etkin ve pratik bir sekilde uygulanmasina yönelik adim atilmadigina isaret eden bir diger ciddi ihmal/özensizliktir." denildi.
Kararda, kamu makamlarinin ellerindeki hukuki/kurumsal altyapi ile desteklenmis kamusal gücü yasami koruma yükümlülügü dogrultusunda etkili bir biçimde devreye sokmadigi ifade edildi.
Sikayet edilen kamu görevlileri hakkinda sorusturma izni verilmedigi animsatilan kararda, benzer olaylarin yasanmamasi açisindan degerlendirme yapilarak sunlar kaydedildi:
"Ayrica somut süreçte, sikayet edilen kamu görevlileri hakkinda ilgili birimlerce sorusturma izni verilmemis ve itiraz mercileri de sorusturma izni verilmemesi islemlerini uygun bulmustur. Sorusturma izni prosedürü, anilan amacin ötesinde ceza yargilamasinin isleyisini geciktirecek ve sorusturmanin etkin olarak yürütülmesine engel olacak sekilde ya da kamu görevlilerinin ceza sorusturmasindan muaf tutuldugu izlenimini olusturacak biçimde uygulanmamalidir. Kisilerin yasami ile vücut bütünlügü üzerinde ortaya çikan risklerin en aza indirilmesi ve gerekli önlemlerin alinmasi konusunda sorumlulugu bulunan kisilerin tespit edilebilmesi ve tespit edilen sorumluluklar karsisinda devletin gösterecegi yargisal tepki, benzer olaylarin yasanmamasi bakimindan da önem tasimaktadir."
