'İslam Medeniyetinin Geleceği' Çalıştayının Sonuç Bildirgesi Açıklandı
Mardin’de gerçekleştirilen “İslam Medeniyetinin Geleceği” adlı uluslararası çalıştayın sonuç bildirgesi açıklandı.

İslam medeniyetinin geleceğinin, neslin ufkuna bağlı olduğunun kaydedildiği bildirgede, “Bu nedenle yeni neslin ilham verici bir eğitimle özgüvenli olarak yetiştirilmesi kaçınılmazdır. İslam dünyasında hazırlanan hiçbir telifi küçümsememek, ufak gibi görünen bir eserin önemli bir değişimin ilk adımı olabileceğini hesaba katmak gerekir. İslam medeniyetinin geleceğinde dört temel esas göz önünde bulundurulmalıdır: Risalet, bilginin sürekliliği, ilahi adalet ve cihanşümulluk. Gelecek tasarımı, şimdiki arayışın netice verdiği birikimin muhtevasına ve aynı zamanda bunun uygulanabilirliğine bağlıdır. Zira her medeniyetin süreç itibarıyla geçirdiği evre, söz konusu medeniyetin mensuplarının geçmişte yaptıkları çalışmaların bir hasılası olduğu gibi geleceği de şimdiki arayışın eseri olacaktır. Dolayısıyla İslam medeniyetinin geleceğini gündeme getirmek doğal olarak halihazırdaki durumu ve bunun arka planını oluşturan medeniyet hafızasının araştırılmasını gerektirir. İslam medeniyetinin gelecek tasarımını tartışırken küre ölçeğinde insanlığın karşılaştığı ahlaki, kültürel ve çevresel sorunların göz ardı edilmemesi gerekir. Zira Bugünkü gerçekler karşısında pek varlık gösteremeyen medeniyetin gelecek tasarımının mekanda imkan bulması bir varsayım olarak kalacaktır. İslam medeniyetinin geleceğine ilişkin tasarımlar teklif edilirken kaçınılmaz olarak çağdaş medeniyetin doğuşuna ve gelişimine imkan sağlayan temel dinamiklerin İslam medeniyetinin gücü ve eseri olduğunun bilincinde olmak gerekir. Medeniyetlerin temelini dünya görüşü oluşturmaktadır. Dünya görüşü ise insanın dahil olduğu her alanda kendine imkan bulmaktadır. Bu bakımdan İslam medeniyetinin geleceğini gündeme getirirken dünya görüşünü merkeze almak suretiyle buna uygun ilmi, kültürel ve düşünsel faaliyetlerde bulunmak sürekli bir hedef olmalıdır. Medeniyet tasavvuru beşer aklının ürünüdür. Bu bağlamda İslam medeniyetinin yeniden inşasını ele alırken beşeri olanın ilahlaştırılmaması ve aynı şekilde ilahi olanın da beşerileştirilmemesi gerekir. Zira her iki bilme alanı; araştırma yöntemleri ve bilgi kaynakları bakımından farklılık arz eder. Müslümanların içinde bulunduğu hal düşünüldüğünde, medeniyetler arası çatışmadan çok medeniyet içi çatışmalar Müslümanları bekleyen bir tehlike olarak durmaktadır. O açıdan gelecek, hem medeniyet içi ittifakın hem de öteki ile birlikteliğin hakim olduğu bir zaman olarak tasavvur edilmelidir. İslam düşüncesini oluşturan temel düşünce akımlarının her birini farklı alanların inşası için birer olanak olarak görmek gerekir. Medeniyetler bir anda değil, bilakis asırları bulabilecek bir süreçte inşa edilebilirler. O açıdan gelecek tasavvurumuzun şekillenmesi için daha uzun soluklu çalışmalar dizisi gibi her yönüyle bilimsel organizasyonların tertip edilmesi ve özellikle ilim adamlarımızın daha kalıcı, hedef belirleyici ve ufuk açıcı teliflere yönelmeleri icap etmektedir. Kısaca Bizim medeniyetimiz biz Müslümanlar var olduğumuz müddetçe var olacak bir medeniyettir. Bunun için İslam dünyasında halihazır ve gelecek nesillerde medeniyet bilincini geliştirmek ve canlandırmak için gayret edilmelidir. Bu medeniyeti yeniden filizlendirmek Müslümanlar için bir boyun borcu olsun” ifadelerine yer verildi.
