Göç Bir Tercih Değil
Gelişmekte olan ülkelerdeki nüfusun yaklaşık yüzde 75’inden fazlası kırsal alanlarda, yoksul ve gıda güvenliği olmadan yaşamakta olduğunu belirten Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Toprak Bilimi ve Bitki Besleme bölümü Öğretim üyesi Prof.Dr. Nesrin Astam Yıldız, “Söz konusu bu insanlar yaşam standartları ortalamanın çok çok altında, birbiriyle çatışma halinde, zulüm, yoksulluk, istihdam eksikliği, eşitsizlik, çevresel bozulma ve iklim değişikliği vb. faktörler arasında üstelik son derece savunmasız olarak yaşamları sürdürmektedirler. Bu durum onları çare arayışı ile göçe zorlamaktadır” dedi.

“2015 yılında 244 milyon göçmen”
Kesin verilere göre 2015 yılında, Dünyada tahminen 244 milyon uluslararası göçmen mevcut olduğunu ifade eden Prof.Dr. Nesrin Astam Yıldız, “2000 yılından bu yana iç göç akımların yüzde 40 oranında artış gösterdiği belirlenmiştir. 2013 yılında 740 milyon kişiyi kapsayan göçün yaklaşık 65 milyonu mülteci veya sığınmacı olup bunların 1/3 ünden fazlası zorla yerinden yurdundan edilenleri kapsamaktadır. Afrika ülkesinde tüm kırsal hanelerin yarısından fazlası uzaklara göç etmiş durumdadır. Göç eden kesimler arasında mülteciler daha çok göze çarpsa da, çatışma bölgelerindeki halkın yüzde 87’si şiddetli gıda güvensizliği ile karşı karşıya kalmayı göze alarak, buna rağmen evlerini terk etmemişlerdir. Ve bu mültecilerin hemen hemen tamamına, özellikle İslam Cumhuriyeti ülkeler (Türkiye, Pakistan, Lübnan, İran, Etiyopya ve Ürdün gibi) ev sahipliği yapmaktadır” dedi.
“Göç her zaman insan tarihinin bir parçası olmuştur”
Göç ve uzamış krizler, esnek tarımsal kaynaklı geçimdeki krizler uzayan krizler haline geldikçe, göçlerin devam edeceğine dikkat çeken Prof.Dr. Nesrin Astam Yıldız, “İlk adım tarımsal anlamda köklü çözüm arayışları olmalıdır. Göç veya deplasmana sebep olan 3 ana faktör; 1. fikir ayrılıkları, 2. kötü yönetim 3.çevresel faktörler ve doğal kaynak kısıtlamaları olarak sıralanır. Bu karmaşık sorunlara acil ve kalıcı çözümler sunmak zorunludur. Unutmamalıdır ki iç dünyasında göç etme kararı noktasına gelmiş olan ancak, kendi toprağında kalmak düşüncesiyle kıvranan çok sayıda çiftçi vardır. Bunlara kırsal destekle kaynak sağlamak, gerginliği gidermek ve sürdürülebilir gelir sağlayarak istihdam yaratmak kısacası rehabilite etmek gerekmektedir. Mülteciler ve göçmenlerin entegrasyonu sağlanarak yerlerinde kalmaları sağlanmalıdır. Dahası insanları yerlerinden göçe zorlayacak doğal afetler ve/veya çatışmalarla bağlantılı faktörlerin dahi kırsal alanlarda doğal kaynaklar, çevre ve geçim zincirinin sürdürülebilir bir şekilde güçlenmesi ile sağlanmasına çabalanmalıdır. Tarım Hayvancılık ülkesi olmamız önce kırsal kalkınmayla, kırsalda ise yerinde eğitim amaçlı tarım okulları açarak, ilk okuldan itibaren öncelikle toprak-bitki-su-doğa-ekoloji vs. derken tarıma dair bakış açısını güçlendirerek cazip hale getirmekle göçleri frenlemek mümkün olabilecektir. Ancak bir gerçek var ki; göç her zaman insan tarihinin bir parçası olmuştur. Göçlerden ne gibi dersler alındı? Ona bakmak lazım. Şartların iyileştiği zamanlarda da ters ve olumlu göç akımı olmayacağı ne malum” şeklinde konuştu.
