Barış Platformundan, Barış Süreci Açıklaması
Adıyaman Barış Platformu tarafından barış süreci ile ilgili açıklama yapıldı.

Sözen, rakamların yaşanan acıları tam olarak ifade etmese de, ödenilen bedelin büyüklüğünü göstermesi açısından önemli olduğunu kaydedeek, "Bu süreçte, 50 bine yakın insanımız yaşamını yitirmiş, 3 binin üzerinde köy boşaltılmış, yakılmış ve yıkılmış, on binlerce masum insan cezaevlerine atılmış, on binlercesi faili meçhul bir şekilde kaybedilmiştir. Bu 30 yıllık çatışmalı süreçte Türkiye’yi baştan inşa edecek oranda maddi değer heba edilmiştir. Savaşın ve şiddetin yarattığı psikolojik travma halklarımızı boğazlaşma noktasına sürüklemiştir" dedi.
Sözen, "Bu süreçte defalarca barışa dair umutlarımızı geliştiren ateşkesler yapılmış, diyalog süreçleri başlatılmıştır. Bu süreçler doğru değerlendirilemediği ve beklenen adımlar atılamadığı için güven ortamı yaratılamamıştır. Her seferinde savaştan beslenen karanlık eller devreye girerek barış sürecini baltalamış ve umutlarımızı yok etmiştir. Son dönemde İmralı’yla yapılan görüşmeler barışa dair umutlarımızı yeniden yeşertmiştir. Görüşmelerin sürdürülmesi ve diyalog ortamının yaratılması taraflar arasında bir güven oluşturmuş, şehit aileleri başta olmak üzere halklarımız sürece sahip çıkarak barıştan yana tutumlarını açığa çıkarmışlardır"diye konuştu.
Bu yıl ki Nevroz kutlamalarında olay çıkmamış olmasının, herkesin sağduyu ve büyük bir sorumlulukla süreci beslemesi, Diyarbakır Nevroz’una 2 milyonu aşkın insanın katılarak ilan edilmesi beklenen barış çağrısını karşılamasının, halkların barış sürecine olan özlemini ve sahiplenmesini gösterdiğini kaydeden Sözen şunları söyledi: "Artık silahlar değil siyaset öne çıkmalı. Silahlı unsurlar sınır ötesine çekilmeli, bizi bölmek isteyenlere karşı bütünleşeceğiz. Hazreti Musa, Hazreti İsa ve Hazreti Muhammed’in mesajlarındaki hakikatler bu gün yeni müjdelerle hayata geçiyor şeklinde yapılan çağrıyla birlikte ateşkes ilanını ve diyalog sürecinin tamamını, Başbakanın, ‘Gerekirse baldıran zehrini içeceğiz’ söylemini ve bu süreçte barışa dair atılan tüm adımları hayati değerde buluyoruz. Geçmişte heba edilen süreçlerden ders çıkararak, darlıklara ve yetmezliklere düşmeden, tarafların karşılıklı güven ortamı yaratacak adımları atmasını, başta siyasi partileri, ulusal ve yerel basını, aydınları ve Sivil Toplum Örgütlerini gelişen diyalog ve barış sürecine sahip çıkarak tarihsel rollerini oynamaya davet ediyoruz. Bu sürecin büyüyüp onurlu bir barışa çevrilmesi için taraflar zaman kaybetmeden beklenen adımları atmalıdır.”
