Hasankeyf`i Yaşatma Girişimi: "sit Alanlarının Geleceği Tehlikede"
"Hasankeyf`i Yaşatma Girişimi" 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanununun "sit"ten kaynaklı dokunulmazlıklarını kaldırdığını ifade ederek yeni uygulamaya tepki gösterdi.

Bundan böyle kurulların alacağı kararlara yapılacak itirazların Bakanlıkça değerlendirilmesi ve "gerekli görüldüğü takdirde" Koruma Yüksek Kurulu gündemine alınacağına ilişkin düzenlemenin, itiraz haklarının kısıtlanmasının yanı sıra, itiraz konusu ve itirazcılara bağlı olarak ayrımcılık yapılmasının önünü açacak bir düzenleme niteliğine sahip olduğu dile getirilen açıklamada, "Yapılan düzenlemede komisyonlarda farklı meslek alanlarından uzmanların yer almasına ilişkin düzenleme yapılırken, planlamameslek alanı tümüyle dışlanmıştır" görüşlerine yer verildi. 648 sayılı KHK`nin 52.nci maddesi ile 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu`na iki geçici madde eklenmesine karar verilirken, Geçici Madde 10 ile Türkiye genelinde var olan tüm koruma bölge kurullarının üyelerinin görevlerine son verildiği ve koruma bölge kurullarının Bakanlık kontrolünde yeniden biçimlendirilmesinin önü açıldığı ileri sürülen açıklamada, "17 Ağustos 2011 tarihinde Resmi Gazete`de yayımlanan 648 sayılı Kanun Hükmünde Kararname, Baraj tehditleri altındaki baştaHasankeyf, Munzur vadisi, Loç vadisi ve fırtına deresi olmak üzere birçok sit alanın geleceğini de tehlikeye sokmuştur. Çağdaş ülkelerde doğa ve tarihi sit alanlarının korunmasını yönelik radikal önlemler alınırken ülkemizde son yapılan yasal değişikliklerle talan-tahribatın önünü açmıştır" İfadeleri kullanıldı.
