Resmi dil

DTP Kongresi'nde tartışmaya açılan "Demokratik Özerk Kürdistan Modeli Taslağı" anadil konusunda da çarpıc...


DTP Kongresi'nde tartışmaya açılan "Demokratik Özerk Kürdistan Modeli Taslağı" anadil konusunda da çarpıcı öneriler getiriyor. Bugüne dek, "Resmi dil Türkçe olmak" kaydıyla savunulan Kürtçenin öğretimi ve kullanımı; taslak düzenlemede "resmi dil" niteliği kazanmaktadır.
Kürt dili ve kültürüne karşı ulus devletin "kültürel soykırım" politikası uyguladığı savunulan "özerklik" taslağında şu değerlendirme yapılmakta:
"Kürt dilinin günlük yaşamda konuşulması yasaklandığı gibi devletin eğitim-öğretim kurumlarında da anadil eğitimi anayasa ve yasalarca yasaklanmıştır. Anadiline, kültürüne yabancılaştırılmış, asimilasyona uğramış bir toplum yaratılması hedeflenmiştir. Öyle bir duruma gelinmiştir ki Kürdistan'da artık oto-asimilasyon süreci başlamıştır.
Oysa BM Sözleşmeleri ve Avrupa Birliği'nin demokratik normları, bir halkın anadilini ve kültürünü yasaklamayı, özgürce kullanmasına izin vermemeyi, bir insanlık suçu olarak kabul etmekte ve 'kültürel soykırım' olarak tanımlamaktadır.
Kürt halkı, demokratik bir ortamda özgürce yaşama ve gelişme hakkına sahip olmadığından milliyetçi, yasaklayıcı, tekçi ve asimilasyoncu politikaların Kürt toplumunda yarattığı ağır tahribatlar tümden giderilememiştir. Bir bakıma birey ve toplumda adeta beyin ölümü yaşanmıştır. Yeterince Kürt aydınlarının ortaya çıkmamasında anadilde eğitim yapılamaması yatmaktadır...
Kürtçenin kamusal alanda kullanımı önündeki engellerin kaldırılarak anaokulundan üniversiteye kadar eğitim dili haline getirilmesi sağlanmalıdır. Türkiye metropollerine ve yurtdışına göçertilmiş Kürtlerin de, anadille eğitim yapma imkânlarına kavuşması ve kültürel erimenin önüne geçilmesi için yasal ve anayasal düzenlemeler yapılmalıdır.
Demokratik Özerk Kürdistan'da resmi dil Kürtçe ve Türkçe olmasının yanı sıra coğrafyamızda konuşulan tüm diller 'Asuri, Süryani, Arapça, Ermenice' ve lehçelerin kullanımı, eğitimi, geliştirilmesi de Anayasa ve yasalarca teminat altına alınmalıdır.
Hizmet dili Kürtçe olmalı, yerleşim yerlerinin orijinal isimleri iade edilmelidir."
Diyarbakır'da Ahmet Türk ve Aysel Tuğluk tarafından açıklanan taslaktaki "Anadil' yaklaşımı, DTP Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın eşzamanlı çıkışıyla hayata geçirilmek istenmişti.
DTP'li milletvekilleri Meclis'te Kürtçe konuşmaya çalışıyorlar ama tutanaklara "Bilinmeyen Dil" olarak geçiyor.
Oysa "Bilinmeyen Dil"de konuşan üyeler doksan yıl önce Ankara'da ulusal kurtuluş savaşını yöneten ve Cumhuriyeti kuran Meclis'te "Kürdistan" milletvekilleri olarak anılıyorlardı.
Anadilde eğitimi savunmakla, Kürtçeyi "Resmi Dil" olarak benimsetmeye çalışmak arasındaki fark sorunu daha uzun yıllar çözümsüz kılmaz mı?
Taslağın içine serpiştirilmiş "ayrılıkçı" tezler gerçek niyetleri gölgelerse "demokratik özerklik" taslağının Türkiye'nin bütününde kabul görme şansı kalmaz.

Â