Bakan Davutoğlu, Avusturya Dışişleri Bakanı Spındelegger İle Görüştü

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Avusturya'nın Türkiye'nin sözcüsü olmasını, üyelik sürecimizi desteklemesini bekliyoruz

Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu, "Avusturya'nın Türkiye'nin sözcüsü olmasını, üyelik sürecimizi desteklemesini bekliyoruz. Hem de Avusturya kamuoyu nezdinde üyelik sürecinin Avrupa yapacağı katkıların anlaşılmasını istiyoruz" dedi.
Dışişleri Bakanı Davutoğlu, Dışişleri Konutu'nda Avusturya Dışişleri Bakanı Michael Spindelegger ile görüştü. Davutoğlu, görüşmelerin Türkiye-Avusturya ilişkilerinin 5 perspektifte değerlendirildiğini belirtti. Davutoğlu, Türkiye-Avusturya diplomatik ilişkilerinin Avrupa'nın en eski ilişkilerinden olduğunu söyledi. İki ülkenin siyasi ilişkilerinde çıkar ilişkisinin olmadığını ifade eden Bakan Davutoğlu, gelecek yılın ilk aylarında da Avusturya'yı ziyaret edeceğini belirtti. Türkiye-Avusturya ekonomik
ilişkilerinin iyi düzeyde seyrettiğini kaydeden Davutoğlu, iki ülke araksında ticaret hacminin 1,5 milyar dolar düzeyinde olduğunu ve Avusturya firmalarının Türkiye'de yoğun yatırımlarının bulunduğunu söyledi. Avusturya Dışişleri Bakanı'nın Samsun'da OMV firmasının enerji yatırımı açılışını yapacağını belirten Davutoğlu, Türk girişimcilerin de Avusturya'da ekonomik ve ticari girişiminin bulunduğunu kaydetti. Davutoğlu, gelecek ay birer diplomatı Türk ve Avusturya Dışişleri Bakanlıklarında
görevlendireceklerini ve diplomasi akademileri ilişkilerinin geliştirileceğini belirtti. Vize kolaylıklarını arttırma sistemini iki ülke arasında geliştireceklerini söyleyen Davutoğlu, Türkiye'nin AB için yürüttüğü Schengen vizesi ile ilgili intiba ve tüm vize liberalizasyonu içinde Avrupa Birliği tarafından bir yetkilinin görevlendirilerek gerekli görüşmelerin Türkiye ile yapması konusunda Türkiye'nin talebini destekleyeceklerini ifade ettiğini söyledi.
Türkiye ve Avusturya halkları arasındaki ilişkilerin özel anlam taşıdığını belirten Davutoğlu, 200 bin Türk vatandaşı veya Türk kökenli Avusturya vatandaşı yaşadığını kaydetti. Davutoğlu, "Avusturya ziyaretim sırasında bu anlamda entegrasyon konferansı düzenleme kararı aldık. Türkiye olarak entegrasyon perspektifimiz, orada bulunan vatandaşlarımızın Almanca'yı Türkçe gibi kullanmaları, Türkçe'yi de muhafaza etmeleri ve Avusturya'nın kurallarına sadık vatandaşlar olarak yaşamalarıdır" dedi.
Bunun bir kimlik tartışmasına dönüştürülmemesini isteyen Davutoğlu, ırkçı teamüllerin, eğilimlerin sadece yabancılara değil Avrupa kültürüne yönelik ciddi tehdit olduğunu paylaştıklarını söyledi. Davutoğlu, özellikle de cami minareleri hedef alan oyunlarla ortaya çıkan eğilimin engellenmesi gerektiği konusunda mutabık olduklarını belirtti. Bölgesel işbirliği konusunda büyük imkanlara sahip olduklarını, Karadeniz ve Balkanlarda bölgesel işbirliği yapmaya karar verdiklerini söyleyen Davutoğlu, diğer
alanlarda da işbirliği yapacaklarının altını çizdi.

AVUSTURYA DIŞİŞLERİ BAKANI SPİNDELEGGER
Avusturya Dışişleri Bakanı Spindelegger de, diplomatlar arasında değişim konusunu görüştürklerini belirterek, beklentisinin Avusturya Dışişleri Bakanlığı'nda bir irtibat noktasının bulunması olduğunu söyledi. Diplomasi akademilerinin işbirliği, yakın işbirliğinin önemini ortaya koyan Spindelegger, bir ülkede diğer ülkenin imajını ne olduğunu belirlemek için çalışacaklarını söyledi.
Avusturya'da yaşayan Türklerin Almancayı öğrenmesi, Avusturya yasalarına sadık olmaları ve buna göre yaşamalarının çok önemli olduğunu belirten Spindelegger, Avusturya olarak inanç özgürlüğü için dini vecibeleri yerine getirmek isteyenler yerine getirmeleri konusunda desteklediklerini söyledi.
Vize konusunda ileriye dönük olarak nasıl adım atılacağını görüşeceklerini belirten Spindelegger, Türkiye Avusturya arasındaki vize kolaylığı sağlamak için neler yapacaklarını tartışacaklarını belirtti.
Türkiye'nin Avrupa Birliği üyeliğiyle ilgili olarak Spindelegger, şunları söyledi:
"Bizim başından itibaren bu konuya kuşkuyla bakan bir yaklaşımımız vardı, Türkiye için imtiyazlı ortaklığı daha uygun buluyorduk. Ancak tabi ki katılım müzakerelerinin başlaması ile ilgili karar alınmıştır. Biz bu kararı tam anlamıyla destekliyoruz, müzakereleri de destekliyoruz. Herhangi bir şekilde herhangi bir faslın açılması ile ilgili bir engelleme yapmıyoruz, tam olarak odaklandığımız konu katılım sürecidir. Çoğunlukla bu sürecin sonundan bahsediliyor, nasıl bir sonucun çıkacağı konuşuluyor,
halbuki şu anda süreç sürüyor. O sonuca varıldığında iki taraf yani Türkiye ve AB kendisi karar verecek."

"AVUSTURYA'NIN TÜRKİYE'NİN SÖZCÜSÜ OLMASINI, ÜYELİK SÜRECİMİZİ DESTEKLEMESİNİ İSTİYORUZ"
Daha sonra iki bakan basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Avusturyalı bir basın mensubunun Türkiye'nin Avusturya'dan, AB müzakereleri sürecinde beklentisiyle ilgili sorusu üzerine Davutoğlu, "Bu çerçevede, Avusturya'nın Türkiye'nin sözcüsü olmasını, üyelik sürecimizi desteklemesini bekliyoruz. Hem de Avusturya kamuoyu nezdinde üyelik sürecinin Avrupa yapacağı katkıların anlaşılmasını istiyoruz. Üzerimize düşeni yapmaya hazırız. Tuna nehri üzerinden Türkiye komşudur. Avusturya'dan çıkan gemi direkt
olarak İstanbul'a gelebilir. Türkiye Avrupa Birliği'ne girdiğinde Avusturya jeopolitik bir alan kazanacaktır. Biz her açıdan Avusturya'yı komşu görüyoruz. Avrupa Birliği için, komşu ülkenin desteğini bekliyoruz" dedi.
AB ile Türkiye arasındaki karşılıklı ziyaretlerde son dönemde yoğunluk olduğunun hatırlatılması üzerine Davutoğlu, bunu teyit ederek, iki taraf arasında daima bir hareketlilik bulunduğunu ancak bunun Temmuz ayında Brüksel'de yaptıkları siyasi istişarelerde öngördükleri ilişkilerin yoğunlaştırılması perspektifi doğrultusunda arttığını ve daha da artacağını belirtti.
"Dün Polonyalı dostumuz vardı, bugün de Avusturya Dışişleri Bakanı. Dikkat ederseniz dün de bugün de bayraklar kırmızı beyaz" diyen Davutoğlu, bugün ayrıca AB Koını, Karadeniz ve Balkanlmisyonu'nun Denizcilik ve Balıkçılıktan Sorumlu Üyesini de ağırladıklarını ve denizcilik stratejisi üzerinde son derece verimli bir görüşme yaptıklarını bildirdi. Davutoğlu, "Gelecek hafta da Brüksel'e ziyarette bulunacağım. AB-Türkiye ilişkileri ve Pakistan'a yardım konularında görüşmeler yapacağım. Bütün bunlar
Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerinin ne kadar önemli olduğunu gösteren diplomatik temaslar, bundan sonra da bunları arttırarak sürdüreceğiz. Ta ki Türkiye Avrupa Birliği üyesi olarak birlikte bütün bu bölgesel ve küresel politikaları geliştirene kadar" ifadelerini kullandı.
NATO ile AB ilişkilerinde, NATO'ya öneriyle ilgili soruya Davutoğlu, Kabil, Musul, Birleşmiş Milletler'de görüştüklerini, Türkiye'nin tutumunu ortaya koyduklarını belirtti.
Başbakan Erdoğan'ın "asimilasyon suçtur" sözlerinin hatırlatılması üzerine Davutoğlu, ayırımı net olarak ortaya koymak gerektiğini belirterek, "Entegrasyon sosyal bir sorumluluktur, belli bir oranda yapılması gereken bir sorumluluk alanıdır. Asimilasyon ise kabul edilebilir bir yöntem olamaz. Buradaki temel kavram çok kültürlülüktür. Evrensel kültür de, Avrupa kültürü de çok kültürlülük esasında farklı kültürlere sahip ülkelerin, tarafların birbirine saygı göstermesi esasına dayanmalıdır. Entegrasyon
farklı kültürlere sahip ülkelerin birbirlerinin kültürlerin anlaşılmasını sağlar, hukuk içerisinde yaşamayı sağlar. Asimilasyon ise, belli bir kültürün diğer kültürü yok etme hedefi güder. Buradaki fark evrensel değerleri benimsemek ile benimsememek arasındaki farktır. Ben birlikte evrensel değerleri hem Avusturya hem Türkiye hem de Avrupa'nın diğer bölgelerinde gerçekleştirebileceğimiz inancındayım" dedi.
Bir basın mensubunun Türkiye'nin Avrupa Birliği'ne girmezsini isteyenlerin sayısında düşme olduğu yönündeki soruya Davutoğlu, yanlış algılama olduğunu, iki sorunun birbiriyle karıştırılmaması gerektiğini söyleyerek, "'Türkiye'nin, Avrupa Birliği üyeliğini istiyor musunuz' sorusu sorulduğunda Avrupa Birliği'nden gelen bütün caydırıcı söylemlere rağmen, halkın büyük çoğunluğu 'evet' diyor. 2004'te yüzde 70'leri aşıyordu, şimdi yüzde 55-60 civarında. Bu düşüşün sebebi iki konuda Avrupa Birliği'nden görülen
tutumdur. Birisi Kıbrıs konusunda Türk halkının adalet duygusunu olan güveni sarsıldı. Bir de Avrupa'dan verilen olumsuz mesajlar bu düşüşe etkili oldu. Ama hala oran yüzde 55-60 civarında. Bu oran her an yükselebilir. Şu soruyu sorduğunuzda, 'Avrupa Birliği Türkiye'yi alacak mı' sorusuna 'evet' diyenlerin oranı yüzde 35'lere kadar düşüyor. Türk halkı hala güçlü bir iradeyle Avrupa Birliği'nin üyesi olmak istiyor" şeklinde konuştu.
Türkiye'nin müzakerelerindeki açılamayan fasıllar konusunda Avusturya'nın tutumuna ilişkin soru üzerine konuk bakan da, iki fasıl açılabileceğini ve bu iki fasla yoğunlaşmanın önemini ortaya koyarak, Türkiye'de çalışabilecek çok alan olduğunu ve enerji faslını açmak istediklerini fakat engellendiğini belirtti.
Türkiye'nin AB üyeliği konusunda "sonuçtan daha çok sürece odaklanılması gerektiği" yönündeki sözlerinin ve Avusturya halkının Türkiye'nin üyeliğine karşı olumsuz tavrının hatırlatılarak, Avusturya olarak bu tavrı değiştirmek için neler yapabiını, Karadeniz ve Balkanlleceklerinin sorulmasına karşılık Avusturyalı Bakan, "Tabii ki sonuç da çok önemli ancak sadece sonuca odaklanırsanız yolu kaybedersiniz. O nedenle süreç de önemlidir" dedi.